‘Çağdaş Değerler’ Söylemine Eleştirel Bir Yaklaşım Denemesi

0
58
views

Toplumsal hayatı düzenleyen vr bireylerin davranışlarına yön veren çeşitli değerler vardır: Ahlâkî değerler, millî değerler, dinî değerler,  çağdaş değerler vs. Değerler, bireyler tarafından kurgulanan zamanla topluma mal olan ölçütlerdir. Değerlerin bir kısmı veya tamamı, norm haline getirilebilir, getirilmiştir de! Değerler, norm haline getirildiğinde zorlayıcı olur.

‘Çağdaş değerler’den kim/ler, neden bahseder; bunların amaçları/ niyetleri nedir? Çağdaş değerler söylemi ile neye, kime eleştiri yöneltirler, küçümserler?

‘Çağdaş değerler’ kavramı, ne zaman ortaya çıktı, kim/ler tarafından ortaya atıldı bilemiyorum; ama epeyi uzunca bir süredir kullanılan kelime dizisi olduğunu düşünüyorum; yani tarihi, eskidir. Bu yönü ile ‘çağdaş değerler’ söylemi, asla yeni bir söylem değildir! Önceki çağlarda da, yerleşik bazı değerlerin, bazı düşünce ve davranışların, kişilerin, birileri tarafından benzerî söylemlerle eleştirildiklerini düşünüyorum; buna dair bir şeyler de okumuştum.

Günümüzde çağdaş değerler sözü ile kast edilenler genellikle demokrasi, insan hakları, eşitlik, cinsiyet eşitliği, özgürlük, ilerleme, hoşgörü, laiklik vb. kavramlarla ifade edilen değerlerdir. Bu kavramlar/ değerler kapitalizm, sosyalizm, feminizm gibi akımların etkisiyle ön plana çıkmışlardır. Bu kavramların hemen hepsi de hem teorik hem pratik açıdan tartışmalı/ tartışılan kavramlardır. Hatta çağdaş kavramının anlamı bile tartışmalıdır. Şöyle ki ‘çağdaş’ olmak, aynı/ belli bir çağda yaşamaktır; aynı çağda yaşayanlar/ yaşananlar, çağdaştır. Çağdaş sözcüğü, ayrıca, çağın şartlarına uygunluk anlamına da gelir. Bir Avrupalı ile bir Afrikalı çağdaş olabilir ancak bunlar arasında çağın şartlarına uygun yaşama, yaşam tarzı, yaşam kalitesi, bağlı oldukları değerler konusunda aralarında ciddî farklar vardır.

Çağdaş değerlerin düzenlediği alan/ davranışlar, dinî ve ahlâkî değerler tarafından daha evvelce düzenlenmiş ve belirlenmiştir. Buna rağmen, benimseyenler ve savunanlar tarafından ‘çağdaş değerler’, bir ideali/ olması gerekeni dile getirir; var olan bazı düşünce ve davranış kalıplarını/ ölçütleri yetersiz, geçersiz, eski görerek kabul etmemeyi, onları bir kenara itme ve aşma isteğini gösterir. Bu yönü ile çağdaş değerler söylemi, genellikle, dinî, millî ve bazı ahlâkî değerleri, bu değerleri yaşayan ve savunan kişileri, bu değerlere uygun davranış biçimlerini,  ölçütleri küçümseme, yok sayma gibi bir anlam içerir; bu husus, açıkça veya zımnen ifade edilir. Bu durum toplumu muhafazakâr/ dindar ve milliyetçi ile modern/ çağdaş olarak nitelenen iki kesime/ kampa ayırır; sosyolojik olarak birtakım sorunları beraberinde getirir. Bu, ayrı bir mevzu ve ayrı bir yazı konusudur.

Çağdaş değerler, savunucuları tarafından, bilhassa dinî ve millî değerlerin dışında, global kültür/ evrensel değerler olarak takdim edilmektedirler. Peki gerçekten öyle midir yoksa söylem sahiplerince mi öyle görülmektedir? Bunun üzerinde de eleştirel düşünmek, değerlendirme yapmak gerekir.

Çağdaş değerler, çağına göre değişen değerlerdir; zaten kavramın içeriğinde bu anlam mevcut! Yani çağa göre değişen/ çağa özgü (?), çağın değişmesiyle değişen değerler. Çağların/ çağların şartlarının değişkenlik gösterdiği doğrudur. O halde bu değerler, doğası gereği göreli değerlerdir; mutlak, evrensel, çağlar üstü değerler değildirler. Çağdaş değerler, çağa uygun denilerek birilerince kurgulanır, gündem edilir ve yaygınlaştırılmaya çalışılır. Peki bu değerleri kim yada kimler, ne amaçla kurgular, gündeme taşır? Bu noktada şu hususun dikkate alınması, düşünülmesi gerekir. Burjuva sınıfı gelişirken kendi amaçlarını, ideolojisini/ değerlerini üretmiş, meşrulaştırmaya yönelmiş ve bunda başarılı da olmuştur. Günümüzde dile getirilen çağdaş değerler, temel olarak burjuva sınıfının ileri sürdüğü değerlerdir, o değerlerin gelişmiş/ geliştirilmiş şeklidir. Bu haliyle, günümüzde, çağdaş değerler denilen değerlerin kaynağı, Avrupa’dır; ortaya çıkışı Avrupa’nın sosyal, ekonomik şartlarının, yaşanan sınıflar ve cinsiyetler arası mücadelenin gereğidir. Avrupalı devletlerin egemenliğinin dünya üzerinde yayılmasıyla ‘çağdaş değerler’ ve söylemi, diğer toplumlara da ihraç edilmiş/ diğer toplumlarda da gündeme gelmiştir. Bu durum bana ABD’nin demokrasisi olmayan ülkelere, ‘demokrasi götürüyoruz’ iddiasını ve etkilerini/ sonuçlarını hatırlatır.

Çağdaş değerler söylemi, daha ziyade dünyevî, pozitivist, materyalist, modern düşünce ve yaşam tarzına sahip kişiler tarafından kullanılır; dikkat ettiğinizde bunu açıkça fark edersiniz. Onlar bu söylem ile daha ziyade dinî, millî ve bazı ahlâkî değerlerin geçersiz, hatta yetersiz olduğunu kast ederler. Bu söylemin sahipleri, genellikle,  millî ve dinî değerlerden nisbeten kopuk, millî ve dinî değerlere pek de bağlı olmayan kişilerdir; bu da dikkatli bir gözlemle fark edilebilir. Bu bağlamda çağdaş değerler, dünyevîdir; ahiretle/ ölüm sonrasıyla pek ilgileri yoktur. Çağdaş değerlerin, millî kültürle ve millî değerlerle de pek bir ilgisi yoktur,  hatta ters düşen yönleri vardır. Çağdaş değerler milli değerlerin dışında, ötesindedir; örneğin milliyet, milliyetçilik, millî birlik ve beraberlik, vatan ve bayrak sevgisi vb çağdaş değerlerle pek bağdaşmaz; çağdaş değerler söyleminde ifadesini bulan, ‘dünya vatanım; insanlık milletimdir’ örneğinde olduğu gibi.

Çağdaş değerlerin millî, dinî ve bazı ahlâkî değerlerle bağdaşmaması/ uyuşmaması halinde toplumda değerler çatışması başlayacaktır; kamplaşmanın ve toplumsal sorunların temelinde bu değerler çatışması/ ikizleşmesi vardır;  bu durum, sosyolojik açıdan beklenen ancak istenmeyen, olumsuz bir neticedir.

Millî kimliği ve millî kültürü oluşturan/ var eden, toplumları birbirlerinden ayıran asıl değerler, dinî ve millî değerlerdir. Millî ve dinî değerler çağlar boyu yaşanmış, yaşatılmış değerlerdir; çağlar üstü değerlerdir. Bunlar milletin kültürünü, toplumun yapısını, ahlâkını, düşünce ve davranış biçimlerini/ millî kimliği belirler, yönlendirir, toplumsal uyumun, millî birlik ve beraberliğin temelidir. Toplum hayatındaki önemli işlevleri sebebiyle bu değerlerin değişmesine, değiştirilmesine sıcak bakılmaz; zorlama yoluyla değişmesi veya değiştirilmesi toplumsal uyumu, birlik ve beraberliği, toplumsal ahlâkı bozar, bazı davranış sorunlarına ve sapmalara yol açar.  Bu gibi sebeplerle ülkemizde modernleşme/ Batılılaşma sürecinde, modernleşme/ Batılılaşma taraftarlarınca zaman zaman ileri sürülen ‘çağdaş değerler’ söylemi, bilhassa dindar ve milliyetçi camianın büyük bir kısmı tarafından şüphe ve tereddüt ile karşılanmış, pek benimsenmemiştir.

Dikkat çekici bir gerçek de şudur: ‘Çağdaş değerler’ kavramı, kökleri itibarıyla sınıfsal ve ideolojiktir; Batılı toplumsal sınıfların ve Batı’da ortaya çıkan ve yaşanan cinsiyetler arası mücadelenin/ çekişmelerin ürünüdür. Farklı bir milletin, farklı bir toplumsal yapının/ kültürün alışık olmadığı, kendinde/ içinde barındırmadığı bazı kabuller, hedefler, düşünce ve anlamlar yüklüdür. Bu bağlamda çağdaş değerler, farklı bir toplumda/ toplumlarda dinî, millî ve ahlâkî değerlerin yerine ikame edilebilecek, bunların haricinde bir toplum ve insan tipi, düşünce ve davranış/ ilişki biçimleri oluşturacak, başkalaşmaya yol açacak değerlerdir.

Sonuç itibarıyla ‘çağdaş değerler’ söylemi, ilk bakışta masum, haklı ve geçerli gibi gözükse de üzerinde düşünüldüğünde ve eleştirel bir yaklaşımla değerlendirildiğinde aynı tarihsel, toplumsal ve ekonomik şartları taşımayan toplumlar için yapı bozucu, millî kültür, dinî kimlik, toplum ahlâkı ve toplumsal uyum açısından sorunlu olabilecek/ sorunlara yol açan bir söylemdir. Çağdaş değerlerin, globalleşme/ modernleşme ve evrensel kültür olarak takdim edilmesi de geçersiz ve anlamsız bir söylemdir.

* Feridun ESER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here