Askeri Darbe Meselesi

0
56
views

12 Eylül darbesinin üzerinden bunca yıl geçti. Türk Halkı 1960’dan itibaren üç darbeyi yaşadı. Bugünden geçmişe baktığımızda, kendilerine meşrutiyet oluşturma gerekçeleriyle millet iradesine ipotek koyan darbecilerin; ülkenin problemlerini çözmek bir yana, arkalarında çözülmesi güç yeni problemler bırakarak gittiklerini görüyoruz. 1960 İhtilâlinin demokrasi adına yapıldığı iddia olundu.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun Hayatı Foto Galerisi

 

Ancak, en büyük yarayı demokrasi aldı. 12 Mart ihtilâli’nin terörü önlemek için yapıldığı söylendi. Fakat takib eden yıllarda Türkiye’de iç savaş rüzgârları estirecek kadar kanlı çatışmalar cereyan etti. Nihayet 12 Eylül; teröre, bölücülüğe ve bunlar karşısında zaaf içinde olduğu düşünülen devletin temel yapısına ve demokratik siyasî örgütlenmelere karşı yapıldı.

Muhsin Yazıcıoğlu kimdir? İşte Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı

Fakat bugün, 12 Eylül Anayasası tartışılıyor, eski örgütler yeniden kuruluyor, bölücülük ise tehlikeli tırmanış gösteriyor. Bunların yanı sıra her darbe, ülkenin demokratikleşme sürecinde inkıtalar oluşturdu, toplum vicdanında onarılması güç insan hakları ihlalleri oldu. Türkiye uluslararası platformlarda prestij kaybına uğradı, yalnızlığa itildi, ekonomik gelişme yavaşladı. Yine her darbede, millet ve devlet bütünlüğünün garantisi olarak görülen ordu ile halk birbirini anlayamaz hale getirildi.

Son zamanlarda çeşitli sebeplerle yeni bir askerî darbeye davetiye çıkarma gayretleri olduğunu müşahede ediyoruz. Esasen bu gayretlerin kaynağı Silahlı Kuvvetlerin kendisi değil, yeni bir askerî darbeden çeşitli şekillerde menfaat bekleyen birtakım çıkar çevreleridir. Bu çıkar çevreleri Türkiye’de demokrasinin kurumlaşması ve yerleşmesi ile siyasi iktidardan daha geniş kesimlerin adilâne pay almasından endişe etmektedirler. Halkın gittikçe daha etkin bir şekilde siyasi hayata katılımından, her türlü demagojiden uzak olarak temel hak ve hürriyetlere sahip çıkmasından rahatsızdırlar. Ayrıca, bölücü terör örgütünün de geniş yığınlar militarize etmek için, çelişki gibi görünse de, bir askerî darbe ortamı istediği bilinmektedir

Muhsin Yazıcıoğlu ölümünün 8. yılında fotoğraflarla anılıyor

. Daha önceki askerî darbelerin sonuçları ve günümüz şartlan değerlendirildiğinde gerekçesi ne olursa olsun bir askerî darbenin kabul edilemezliği açıktır. Türk Halkı problemlerini, iradesi çerçevesinde oluşan meşru otoriteler vasıtasıyla çözme kudreti ve kararındadır. Esasen, Türk Halkının şüphesiz ayrılmaz bir parçası olan Silahlı Kuw tlerimizin sözcüleri de çeşitli vesilelerle bu yöndeki kanaat ve düşüncelerini açıklıkla ifade etmişlerdir

28 Şubat: Çıkarı örtüşenlerin koalisyonu | Independent Türkçe

. Bu noktada, darbe söylentilerini çıkaran çıkar çevrelerine karşı sessiz kalınmaması ve caydırıcı tepkinin ortaya konulması için, muhtemel darbeci güçlere karşı bütün sivil-demokratik güçleri PASİF İTÂTSİZLİK EYLEMİ’ni onaylamaya çağırdık ve çağırıyoruz.

Bir askerî darbe durumunda, her kesimi katılıma çağırdığımız PASİF İTÂTSİZLİK EYLEMİ dört maddeden oluşmaktadır

. Bir darbe yapıldığı takdirde: Türkiye çapında kamu ve özel hiçbir müessese açılmayacak, hiç kimse işbaşı yapmayacaktır

. Bu durum, darbeciler işbaşından uzaklaştırılıp, meşru yönetim tekrar kontrolü ele geçirinceye kadar devam edecektir.

Bütün basın kuruluşları, darbe haberi ile birlikte faaliyetlerine son verecektir

. Meşru hükümetin görevi devralmasına kadar ülkede hiçbir gazete yayınlanmayacaktır.

Uydu aracılığı ile yurt dışından yayın yapan özel televizyon şirketleri darbe aleyhinde halkı pasif itaatsizliğe teşvik edici yayınlar yapacaktır.

Halk sokağa çıkma yasağına riayet etmeyecektir. Takdir edileceği üzere bu eylemin caydırıcı bir etki yaratması bütün kitle örgütlerinin ve sivil kuruluşlarının mutabakatına bağlıdır. Bu pasif eylemin tartışılarak kısa zamanda üzerinde mutabakata varılmasını ve destek verilmesini bekliyoruz.

Askeri Darbe Meselesi, Muhsin Yazıcıoğlu, Alperen Ocakları Dergisi Eylül 2016

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here