Zehra

Paylaşın:

    Zehra

 

Bağrımda soluyan bana mı sorsam?
Uzadıkça uzanan yola mı koysam? 
Geçerken şahitlik eden kar tepecikli dağlar da dile getirir mi anlayamamanın ızdırabını?
Camına soluduğum otobüs buharı,
Zihnimde şimşeklenen fotoğraflar,
Anılar, nasıl azaptır bu?
Okuyabildiğim yüzlerdeki karışık tepkiler, 
Araya sıkıştırılan temenniler,
Uykuya, açlığa savaş açmış zihinler,
Hepsi yankılanıp da tokat gibi çarpar mı çehrelerimize? 
Al al mı olurduk?
Bizi nankör vicdan mahkemelerimize mi bırakırdın?
Bir kayboluşu izlemek, 
Bir yaşamın avuçlarımızdan kayıp gittiğine istemeden ve anlamadan şahit olmak.
Naralar atıyor yüreklerimiz. 
İnanmak ve inanamamak arasındaki hayretlik,
Sahiden kardeşim anneciğine sen mi koktuk?
Kucaklarken bizi her birimiz Zehra mı olduk?
Kavuran ağıtlardaki gibi gül soldu mu?
Tam da bahçendeki çiçek açmışken
Toprağını avuçlarken biz neye şahitlik ediyorduk?
Yol uzun…
Bu acının neresinden tuttuk?
Bir hayat son buldu, baharımız soldu…
Odü’den yıldız kaydı karanlık gözlerimizde…

 Suzan AKSOY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir