Toplumsal Kurum Olarak Okulun Gerekliliği

Paylaşın:

Toplumsal Kurum Olarak Okulun Gerekliliği

 (Nurettin TOPÇU-Ivan ILLICH )*

Ahmet KILIÇ

Özet

Bu çalışmada Ivan Illich’in “Okulsuz Toplum” teorisi ile Nurettin Topçu’nun “Maarif Dâvası” eğitim modeli karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Illich, insan hayatanın merkezinde olan okulların işlevini kaybettiğini, sertifika ve diploma vaadleri için kurulduğunu iddia ederken aynı zamanda okulların bütünüyle ortadan kaldırılması gerektiğini düşünür. Bunun yerine alternatif eğitim merkezleri kurulması fikrini savunur. Ona göre, okulların artışı silahların artışı kadar yıkıcı etkiye sahiptir. Nurettin Topçu’ya göre ise insan, hayatı mektepler vasıtasıyla tanır ve öğrenme yeri mektepdir. Hayatın her aşamasında mektebe muhtacız. Lakin okullarda artık şuursuz, inançsız diplomalı nesiller yetiştirildiğini düşünerek okulların millî değerler ile yeniden yapılandırılmasını savunur. Bu çalışmada iki düşünürün sosyal hayatın en önemli kurumu olan okulun gerekliliği hususu ve okul kurumunu etkileyen unsurlar üzerinde benzer ve farklı fikirlerine dikkat çekilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Okul, Eğitim, Öğretmen, Öğrenci.

NECESSITY SCHOOL AS A SOCIAL INSTITUTION

(Nurettin TOPÇU-Ivan ILLICH )

Summary

In this study, Ivan Illich’s theory of “ Desschooling Society ” and Nurettin Topçu’s “Education Case” training model are discussed in comparison. Illich claims that the schools which stand in the center of people’s lives, have lost their real function, they are just established for providing people with certificates and diplomas, therefore he thinks that schools should be totally removed. Instead, he defends the idea of establishing alternative learning centers. According to him, the increase of schools has the same destructive effect as the increase of guns. According to Nurettin Topçu people recognize life through schools and schools are learning places. We need schools at every stage of our lives. However, considering that unconscious and faithless generations with diplomas are grown in today’s schools , he defends the restructuring of schools with national values. This study draws attention to the viewpoints of the two of the most important thinkers of the social life about the necessity of school institution and their similar and different ideas on the factors affecting the school institution as well.

Key Words: School, Education, Teacher, Student.

GİRİŞ

Hiç şüphesiz ki okullar var olduğundan beri insan hayatının merkezinde olmuş ve her zaman da tartışmaların odağında olmuştur. Bazı düşünürler okulların varlığını sorgulamış bazıları işlevi hakkında fikirler öne sürmüşlerdir. Bu düşünürler içirisinde de 20.yy’da yaşamış eğitimin en radikal iki şahsı dikkat çekmektedir. Birisi Strasbourg’da felsefe doktorasını tamamlayan ilk Türk öğrencisi, ahlâk filozofu Nurettin Topçu diğeri Viyana doğumlu Roma Gregorian Üniversite’sinde ilahiyat ve felsefe eğitimi almış, Salzburg Üniversite’sinde tarih alanında doktorasını yapmış Ivan Illich.

Ivan Illich’e göre okullar yaptıkları gizli müfredatlarla, öğrencileri bir nevi makineleştiren onları bağımlı yapan bir eğitim sistemi ile geleceklerine müdahele etmektedir. İnsanların özgür tercihlerini kısıtlayıp, gelecekte kendi ayakları üstünde duramayan bireyler yetiştirmektedir. Bundan kurtuluşun tek çaresi, okulların toplumdaki işlevini azaltmak hatta yok etmek yani toplumu okulsuzlaştırmak. Bunu da kanlı bir devrimle değil toplumda okul algısını değiştirerek, okulların zararını ve gerçek yüzünü göstererek mümkün olacağını vurgular.

Nurettin Topçu’ya göre ise insan, hayatı yaşayarak tecrubelerle öğrenir. Aile ilk mekteptir. Ona göre okul, mutluluğu anlamlı kılan bir devlet ocağıdır. Mukaddestir ve güzel ilimlerin, bilim-tekniğin yegâne yeridir. Okul, insanların hem kalp hem beden hem ruh gelişimini sağlayan eğitim yeridir. Okulun etkisi kendini hayatın her alanında gösteren güçlü bir sistemdir. Sokakta, evde, iş yerinde huzurun ve maneviyatın en tesirli temsilcileri okulda tahsil almış kişilerdir. Eğer okul, gerçek değerini kaybederse toplumun ahlâkında da bir çökme olacağını düşünür. Nitekim de öyle olduğunu vurgular düşünür.

Topçu’ya göre, ülkemizde yaşanan buhranların en büyük sebebi millî değerlerimizi kaybetmemiz ve körükörüne örnek alınan batı yaşantısıdır. Bunda da en büyük pay sahibi okullardır. Çünkü Türk toplumu ancak İslâm dininin gerekleri gerçek manada okullara sırayet etmesiyle ahlâk temelli bir sosyal düzen olacağını düşünür. Sosyal düzenin de en büyük kurumu okullardır.

YÖNTEM

Nurettin Topçu’nun “Türkiye’nin Maarif Dâvası” eseri ile Ivan Illich’in “Okulsuz Toplum” adlı eserleri ana kaynak alınarak genel tarama modeli kullanılmıştır.

BULGULAR

Okul Nedir?

Ivan Illich okulu şu şekilde tanımlamaktadır: “Zorunlu müfredatı takip eden, tam gün devamı gerektiren sınırlı yaş ve öğretmenle ilişkilidir.”1 “Okul, yaşadığımız topluma ihtiyacımız olduğuna size inandırmaya çalışan bir reklam ajansıdır.”2 Okul, insanları kendilerine muhtaç duruma getirmek ve onlara bağımlı kılmak için var olmuş bir sistemdir. Başka bir tanımında ise; “Okul, öğrenmenin öğretme edimi sonucunda ortaya çıkan, doğruluğu önceden kabul edilmiş bir önerme üzerine bina edilen bir kurumdur.”3 Illich, insanların çoğunun bilgiyi okul dışından edindiğini, okulda ise insanların tek tip kalıplara konulduğunu savunur. İnsanlar okul dışında gözlem yoluyla, arkadaş gruplarıyla okuldan daha etkin öğrenir. Nurettin Topçu ise okulu yani mektebi şu şekilde tanımlar:

Mektep, öğrenme yeridir. Hayatta her gün yeni şeyler öğrenmedeyiz. Lâkin hayat, hâdiselerinin sahip olduğu çokluk gözü ile ele alındığı zaman, mektep değildir. İsterseniz hayata da mektep deyiniz. Ancak hayat çok gayeli öğretim yapar, mektep ise tek gayeli öğretim yapar; hayat hadiselerinin mânasız, ne sebebi ne hikmeti anlaşılmaz çokluğundan kurtararak zihinleri mânalı ve tatmin verici birliğe ulaştırır.”4

Hayatta esas olan hâdise yaşamak, mektepte ise tanımaktır: Birinci dışsallık, ikincisi içsellik ifade eder.”5

Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi her iki düşünür de okullarda öğrenme eyleminin yapıldığını düşünür. Illich okulları sadece bir binadan ibaret olarak görürken, Topçu mekteplere kutsallık atfederek mâbede benzetmektedir.

Okulun Gerekliliği

Okul Neresidir?

Nurettin Topçu; ‘Neresi mekteptir?’ sorusuna şu şekilde bir cevapla karşılık verir: “Bazen çocukluğun mukaddes hülyaları ile içine girilen, sınıflı, muallimli, siyah tahtalı ve dershaneli çatı mektep olmuyor da, birkaç gencin bir kalp etrafında kendini arayan topluluğu mektep olabiliyor. Bu mânada bildiklerimizden daha çok, mektep hayatı zannettiğimizden daha yaygındır. Belki her tarafta mektep var ve bütün ömür sürekli bir talebelik veya çıraklıktır.”6 Düşünüre göre mektep sadece bir devlet kurumunun binasından ibaret olmadığı aynı zamanda insanın hayata dair mühim bilgiler edindiği güzel topluluklar da mektep olabilir. Ivan Illich de öğrenmenin aile ve akran ortamında daha etkili olacağını savunmaktadır. Tıpkı bir çocuğun dil öğrenmesini aile ortamında gerçekleştirdiği gibi. Ona göre bireyler için en iyi öğrenme şekli benzer ilgi alanları olan kişilerle aynı ortamlarda yaşadıkları tekrara dayalı tecrubeleridir. “Öğrenme amaçları artık okulların ve öğretmenlerin hakimiyetinde olmadığında, öğrenenler için pazar daha çok çeşitlenecek ve ‘eğitim el işi’ tanımı daha az kısıtlayıcı olacaktır. Araç-gereç mağazaları, kütüphaneler, laboratuarlar ve oyun salonları olabilir…”7 Ona göre; eğitim sistemi okul dışında, ‘partner uygulaması’ ile daha etkili olacaktır. “Okulun aksine, belirli bir zaman diliminde aynı ilgileri paylaşan bireyler için olanaklar sağlayan kurumlar olmalıdır.”8 Öne sürdüğü ‘partner uygulamasını da şu şekilde izah eder: “Kullanıcı kendisini adı ve adresiyle tanımlayacak ve partner aradığı alanı açıklayacaktır. Bir bilgisayar yardımıyla bu kişiye aynı alana kayıt yapmış olanların isimleri ve adresleri postalanacaktır. Böylesi basit bir uygulama, halkın yararına değerli bir çalışma için geniş bir şekilde hiç kullanılmamıştır.”9 Hatta: “Partner uygulaması, şehirlerin kısıtlayıcı yaşam tarzına maruz kalmış insanların pek çok potansiyelini ortaya çıkarmada yardımcı olabilir.”10

Nurettin Topçu, neticesinde güzel bir bilgi edinmek için biraraya gelinerek Hakk’a (c.c) dayanan her sohbetin de bir mektep olacağını vurgularken Illich de biraraya gelinerek okulların öğrencilere verdiği eğitimin yerini alabileceğini savunmaktır. Nurettin Topçu kalbi bir birliktelikten söz ederken, Illich aynı ilgi etrafındaki birlikten bahseder. Topçu’ya göre içinde yaşadığımız hayat da bir mekteptir ve orda öğreneceğimiz bir çok mevzu vardır. Topçu’ya göre: “Mesleğine mektep gibi bağlanmayan insan, cemiyet içinde bir parazit olarak yaşamaya mahkûmdur.”11 Illich değil okulsuzluğu, ‘okul’ ve ‘öğretim’ gibi kelimelerin bile hiçbir işe yaramaz olduğunu belirtir: “Bir amip gibi, dilde mevcut boşluklardan herhangi birine hemen uyarlar.”12

Arzu Edilen Okul Tasavvuru

Nurettin Topçu, insanı makinalaştıran bu buhrandan kurtuluşun yollarını ise batı taklitçiliği yerine millî değerlerimize sahip çıkma idealinde, bilim-teknikteki ilerlemeyi takip etmekde, uygulamakta ve manevi eğitim proğramlarını müfredatlara dahil etmede bulur. Yani yeni bir maarif sistemi inşa ederek mümkün olabileceğini savunur: “Kendimiz için yepyeni bir maarif sistemi kurarak işe başlamak zorundayız. Bu maarifin ilk okulundan üniversitesine kadar bütün basamaklarında bin yıllık millet iradesiyle bin dört yüz yıllık millet karakteri yaşatılırsa bizim olacaktır.”13 Ivan Illich ise milli değerlere hiç değinmeden, evrensel kaliteli bir eğitim sisteminin varlığını üç amaca bağlar:

Yaşamın herhangi bir anında mevcut kaynaklara ulaşmak suretiyle bir öğrenim gerçekleştirmek isteyen herkese imkân sağlamalıdır; bilgi sahibi olanların, bu bilgilerini paylaşmaları konusunda kendilerinden birşeyler öğrenmek isteyenleri bulmalarına yetki tanımalıdır; halk, yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek bir imkân olarak, bir konuyu onlara sunmak isteyenler için gereken her türlü olanağı sağlamalıdır.”14

Okulların Ahvali

Nurettin Topçu, mekteplerin asıl işlevi olan yeni bilgiler üreten bir kurum olmaktan ziyade başıboş öğrenciler yetiştiren, özünü kaybetmiş birer resmi daireden ibaret bir mekân olarak görmektedir. “Mektebe gelince; o artık ne mâbet, ne yuva, ne de ocaktır. Sadece ders odalarının bütününden ibaret bir devlet dairesidir. Biraz da kulüp, sahne, yardım müessesi, kahve ocağı ve alışveriş yeridir. Bu hale gelen mektepten kültür ve ideal yaratıcı bir ocak olması elbette beklenemezdi…”15 Ivan Illich ise okulun zorunlu olmasına karşı çıkarak okulların insanların yeneklerini, özgür düşüncelerini körelten bir kurum olduğunu iddia eder.

Okullar, ‘özgür eğitim’ terimiyle ifade edeceğim, açık uçlu, kişisel çabalarla edilen yeteneklerin araştırmaya yönelik kullanımını teşvik eden koşulların düzenlenmesinde bile hiçbir işe yaramazlar. Buna sebep olan ana etken okulun zorunlu olması ve okullaşma adına okullaşmanın gerçekleştirilmesidir. Öğretmenlerin, kurumda zorunlu olarak kalmaları böylesi kurumlara şüpheli bir imtiyaz kazandırmaktadır. Nasıl ki yetenek öğretiminin, müfredat sınırlamalarından bağımsız olması gerekiyorsa; özgür eğitim de devam mecburiyetinden bağımsız olmalıdır. Keşfedici ve yaratıcı davranış için, hem yetenek öğrenimi hem de eğitim, kurumsal düzenlemeler tarafından bir amaç haline getirilebilir. Fakat bunlar farklı, genellikle işin doğasına da aykırıdır. Pek çok yetenek, tekrarlar yoluyla elde edilebilir ve geliştirilebilir. Çünkü, tekrar tanımlabilir öngörülebilir davranışın becerisini gerektirmektedir. Bununla beraber, yetenek öğretimi yeteneğin kullabileceği koşulların kalıcılığına ümit bağlayabilir. Yine de, yeteneklerin keşfedici ve yaratıcı kullanımı tekrara dayanmayabilir. Öğretimin bir çeşidi temel olarak taklide zıt olmasına rağmen eğitim, öğretimin bir sonucu olabilir.”16

Ivan Illich’in yeteneklerin geliştirilmesini okul dışı eğitimde arar. Ona göre; “Mevki elde etmek amacıyla okullaştırılmış insanlar, ölçülemez yaşantıların ellerinden kayıp gitmesine müsaade etmektedir. Bu kişiler için, ölçülemez olan, ikincil plâna düşmekte ve aynı zamanda, tehlike ve tehdit oluşturmaktadır. Kendi yaratıcılıkları ellerinden alınmamalıdır. Eğitimle, kendilerine ait olan ‘yapmayı’ ya da ‘kendileri’ olmayı öğrenmemişlerdir. Sadece ne yapılmışsa onu değerlendirmektedirler.”17 Nurettin Topçu bunun aksine; “Mektep öyle bir zihnî alışveriş yeridir ki, onda bir taraftan verilecek şeyler seçilmişken, öbür taraftan, insanda alıcılık kabiliyeti doğurulur, beslenir, büyütülür.”18 düşüncesini savunur.

Nurettin Topçu, mekteplerde herşeyin öğretilme gayesinin olunmasının yanlış olduğunu düşünür. Hatta bu şekilde yetiştirilen insanları, hâfıza hamalları olarak görür ve bir baltaya sap olamayıp, hiçbir işe yarayamayacaklarını ifade eder. Bu çaba zaman israfına sebep olup, insanların da şahsi kimliklerini de olumsuz etkileyecektir.

Çocuğa her şeyi öğreten mektep, onu ne kadar düşüncesiz yapabiliyor! Daha ilkokulda bütün eşyanın bilgisini sunan, orta öğretimde cihan tarihini, cihanın coğrafyasıyla birlikte genç dimağlara aktarmak isteyen bugünkü mektep pek bedbahttır. Ruhlara istikamet vermekten uzaktır. Mektebin perişan ettiği şuurları, hayat insafsız pençesine geçirecek nice lüzumsuz ve katil bilgilerle doldurmakta, onlara bir çile devri yaşatmaktır. Bugünün genci, sporcularla artistlerin isimlerini mi ezberlesin? Partilerin mühim simalarını mı öğrensin? Amerikan etiketiyle şöhretin musallat olduğu bunca eşyayı mı hatırında tutsun? Yoksa mektepteki rengârenk derslerin endamıyla mı karşılaşsın? Bütün bunları yapmak zorunlu olunca şahsiyetlerin birliği ve bu birliğin kuvvet ve enerjisi çekilerek yerini tasavvurlardaki çokluğun serseri heveslerine terkedecektir.”19

Illich eserinde okulun işlevinden şu şekilde bahsetmektedir:

17.yüzyılda yaşamış Moravialı piskopos Johannes Amos Comenius, haklı olarak modern okulun kurucularından biri kabul edilir. Kendisi, yedi ya da on iki yıllık zorunlu öğrenimi önerenlerdendir. Magna Didactica adlı yapıtında, okulları; ‘herkese herşeyi öğretme’ye yarayan düzenekler olarak tanımladı ve bilginin montaj bandında üretilmesini sağlayacak bir taslak oluşturdu. Ona göre bu, daha ucuz ve daha iyi eğitim sağlayacak, tam anlamıyla insanlığa yükselmeyi herkes için mümkün kılacaktı.”20

Okulların Gerekliliği

N.Topçuya gore;”Hayatın her sahasında ailede, alışverişte, hukukta, siyasette, sanatta ve ahlâkta mektebe muhtacız.”21 Çünkü mektepler irfan yuvasıdır. Eğer ictimai hayatımızı etkileyen faktörlerin ehemmiyeti mektepler vesilesiyle talebelere kazandırılırsa hayat daha da değerli bir anlam kazanacaktır. Ivan Illich ise bunun tam aksini düşünür: “İnsan, bir kez okulun ihtiyaç olduğunu kabul ettiğinde, diğer kurumlar için de artık kolay bir av haline gelmektedir. Genç insanlar, kendi hayal güçlerinin müfredatın sunduğu eğitimle şekillendirilmesine izin vermektedirler ve her çeşit kurumsal plânlamaya karşı şartlandırılmaktadırlar.”22 Ona göre, “Her yerde, sadece eğitimi değil, bir bütün olarak toplumu okulsuzlaştırmak gerekiyor.”23 “Okulsuzlaşmanın anlamı bir kişinin iktidarına bir toplantıya iştirak eden bir diğer kişileri memnun etmek adına son vermektir. Aynı zamanda, herhangi bir yaş ve cinsiyetteki bir kişinin hakkını korumak anlamına da gelmektedir.”24 Eğer okulsuz bir toplum olur ise; bireyler istendik yollarla, özgür bir şekilde hayatın ta kendisinde herhangi bir önceden planlanmış bir müfredata ihtiyaç duymadan eğitimini devam ettirecektir.

Nurettin Topçu okulu; “ahlâk hayatımızda etkin yani yapıcı olan devletin kurduğu büyük bir aile ocağı…”25 olarak görür. Aynı zamanda, “devlet, mesuliyetin mektebidir.”26 Devlet kontrolündeki tüm kamu kurumlarının varlığına karşı olan Illich, “Okulların artışı silahların artışında olduğu denli yıkıcıdır. Fakat bu yıkıcılık göze çarpmamaktadır.”27 düşüncesindedir. Hatta ona göre, okulları ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapılmalıdır: “Modern, humanist bir toplum için haklar yasasında yapılacak ilk düzenleme şu şekilde olmalıdır: Devlet eğitimle ilgili herhangi bir yasa yapma hakkına sahip değildir. Böylece eğitimle ilgili kalıplaşmış herhangi bir zorunluluk artık söz konusu olmayacaktır.”28

SONUÇ

İki düşünür de toplumdaki esas değişimin, okula bakış açısının farklılaşması ile mümkün olacağını vurgular.

Nurettin Topçu’ya göre bu değişimin en temel kaynağı, din ve kültürdür. Ivan Illich’e göre ise insanlara empoze edilmiş ve düşkünlük psikolojisi aşılanmış okulların resmi bir kurum olmaktan çıkarılıp, bunun önündeki tüm engellerin kaldırılması ve eğitimcilerin kontrol altına alınması gerekir.

Nurettin Topçu okul şuurunun değişimini önce kendi içimizde görür. İnsanın kendini değiştirmesiyle, kurumların da değişebileceğini vurgular. Günümüzde okul işleyişi değişiminin sadece batı taklitçiği ve fiziksek görüntü yahut batı menşeili müfredat ile olamayacağının izahiyatını eserinde vurgular. Oysa Ivan Illich millî şuurun oluşması için bir gayretin içerisinde değil. Illich daha çok ‘okulsuz toplum’ fikriyatı ile, dünyadaki tüm okul sisteminin değişiminden evrensel değerlere, eşit ve adaletli bir eğitim anlayışına hakim olunabileceğini savunurken, Nurettin Topçu; ‘maarif davası’ ile ülkemiz insanının -olması gereken- İslam ahlakı temelli bir eğitim sistemi ile evrenselliğe ulaşabileceği görüşündedir. Çünkü İslam, yeryüzünün en adil en üst toplumsal sistemidir.

ÖNERİLER

1.Öğrencilere okul şuurunun aşılanabilmesi için ‘okul’, ‘öğrenci’ ve ‘öğretmen’ kavramlarının toplum hayatındaki yeri ve önemini izah eden eserlerin ana ders kitapları olarak okullarda okutulmasına ağırlık verilmeli.

2.Eleştirel bakış açıları önemsenmeli, bireysel tercihler gözönünde bulundurulmalı.

3.Eğitimle ilgili aynı mevzularda zıt fikirler de olsa olumlu sonuçların çıkarılabileceği ve fikiler harmanlandığı sürece olaylara bakış açıların daha kapsamlı olacağı düşüncesi öğrencilere aşılanmalı

4.Tarihimize damgasını vurmuş ve öğretmenlik mesleğini layıkıyla yapmış örnek Türk aydınlarının, öğretmenlik mesleği yaşantıları ve fikirleri üniversitelerde sıklıkla gündeme gelmel

KAYNAKÇA

Illich, Ivan. Çev: Ahmet Kot, Şenlikli Toplum, Ayrıntı Yayınları, Nisan 2015, İstanbul.

Illich, Ivan. Çev: Mehmet Özay, Okulsuz Toplum, Şule Yayınları, Nisan 2015, İstanbul.

Topçu, Nurettin. Türkiye’nin Maarif Dâvası, Dergah Yayınları, Şubat 2014, İstanbul.

1 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, Okulsuz Toplum,Şule Yayınları, İstanbul 2015, s.138.

2 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.138.

3 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.45.

4 Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Dâvası, Dergah Yayınları, İstanbul 2014, s.49.

5 Nurettin Topçu, A.g.e, s.50.

6 Nurettin Topçu, A.g.e, s.55.

7 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.106.

8 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.115.

9 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.115-116.

10 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.118.

11 Nurettin Topçu, A.g.e, s.57.

12 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.41.

13 Nurettin Topçu, A.g.e, s.37.

14 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.96-97.

15 Nurettin Topçu, A.g.e, s.86.

16 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.31.

17 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.58.

18 Nurettin Topçu, A.g.e, s.56.

19 Nurettin Topçu, A.g.e, s.54.

20 Ivan Illich. Çev: Ahmet Kot, Şenlikli Toplum,Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2015, s.30.

21 Nurettin Topçu, A.g.e, s.61.

22 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, Okulsuz Toplum,Şule Yayınları, İstanbul 2015, s.56-57.

23 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.15.

24 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.116.

25 Nurettin Topçu, A.g.e, s.194.

26 Nurettin Topçu, A.g.e, s.56-57.

27 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.23.

28 Ivan Illich. Çev: Mehmet Özay, A.g.e, s.24.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir