Terörizmin Finansmanı

TERÖRİZMİN FİNANSMANI

Terör kelimesi etimolojik olarak ‘korku salarak dehşete düşürmek’ anlamına gelen ‘terrere’ sözcüğünden türemiştir. Aynı zamanda terörizm ve terör kavramları arasındaki ayrımıda yapmak gerekir. Terör kısaca, ‘belirli bir amaca ulaşmak için hukuk dışı yollarla yapılan eylemdir’. Terörizm ise, ‘yapılan eylemleri savunan, stratejilerini anlatan, aktaran ve geliştiren bir düşünce disiplini veya akımı” olarak tanımlanabilir. Teröristler gizlilik içerisinde eylemlerini gerçekleştirirler, eylemlerini propaganda malzemesi olarak kullanırlar. Terörizm ise bu aşamadan sonra başlar. Genel olarak terör için şiddet eylemi; terörizm için ise, amaca ulaşmak için şiddeti kullanan bir strateji denilebilir. Devletlerarasında ortak bir terör ve terörizm kavramı tanımlanmamaktadır. Bunun sebebi ise bir devletin ilan ettiği teröristi diğer devlet özgürlük savaşçısı olarak görmesidir.

Terörün ciddiye alınması ise 11 Eylül 2001’de El Kaide Örgütü’nün ABD’deki Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagona saldırı düzenlemesi ile gerçekleşmiştir. Bu tarihten sonra terör olayları hız kesmeden devam etmiş, ancak terörle mücadele konusu ABD’nin öncülüğünde tüm dünya ülkeleri tarafından daha geniş kapsamlı değerlendirilmeye başlanmıştır. 11 Eylül olaylarından sonra terörizm üzerine odaklanılmasına rağmen kabul gören bir tanım ortaya çıkmamıştır. Bu tanımlar ülke içerisinde bile değişime uğramaktadır bunun en büyük sebebi her bir kurumun görev dağılımında farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Terör örgütlerinden sonra karşımıza organize şuç örgütleri çıkmaktadır. Özellikle Soğuk Savaş döneminden sonra terör örgütlerine devletlerin desteği azalmıştır. Bundan kaynaklı olarak terör örgütleri, organize şuç örgütlerine karşı yönelimleri artmıştır. Bu iki örgüt arasındaki ilişki ise ilk olarak ittifak kurarak başlar. Terör örgütleri finansman sağlamak, organize suç örgütleri ise güvenlik sağlamak için birbirleriyle ittifak arayışı içindedirler. İkinci aşamada suç örgütleri terör taktiklerine başvurarak faaliyetlerini sürdürürken, terörist örgütler suç faaliyetlerini bizzat kendileri yürütmektedir. Kullanılan benzer taktikler işbirliğine yöneltmektedir. Üçüncü aşama siyasi motivasyonlarla hareket eden organize suç örgütleri ile terörist amaçlarının dışında kazanç elde etme ile ilgilenen terör örgütlerini kapsamaktadır. Yakınlaşmanın son noktası ise Kara Delik Sendromu ile ifade edilmiştir. Örgütlerin birçok benzerlikleri bulunmaktadır. Arasındaki en büyük benzerlik, ikisinin de örgütlü bir yapıya sahip olmasıdır. Bu örgütlenme, gizli yeraltı örgütlenmesi şeklindedir. Çoğunlukla hücre tipi örgütlenme şeklini kullanırlar.

Teröristler ve organize suç örgütleri yasal olmayan yollardan gelir elde ederler. Bunun yanında teröristlerin yasal gelir kaynakları da vardır. Yasal olmayan gelir kaynaklarını finans sistemine sokabilmek için karapara aklama yöntemlerini kullanırlar. Yasal olmayan yöntemleri uygularken ikisi de gerektiğinde kamu görevlilerinden rüşvet vb. yollarla faydalanırlar. Bir diğer benzerlik ikisinin de şiddeti yöntem olarak kullanmalarıdır. Ancak şiddet kullanma amaçları farklıdır. Her ne kadar benzerlikler bulunsa da temel farklar söz konusudur. Bu farklılığın en önemli sebebi arasındaki amaçlarından kaynaklanmaktadır. Terörizm siyasal bir amaç için gerçekleştirilirken, organize suçlar kazanç elde etme amacı taşır. Terör örgütleri kendilerini devrimci olarak tanımlarlar. Bir hükümeti devirmek ve yerine kendi istedikleri bir yönetim şeklini getirmek gibi amaçları vardır. Ayrıca terör örgütleri faaliyetlerinin sonucunda elde ettikleri kazanımları tabanına yayma çabası içindedir. Yani kazanımları sadece terör örgütü değil tabanı da paylaşır. Bu özellikler ise organize suç örgütlerinde tam tersi durumda ortaya çıkar. Organize suç örgütleri faaliyet gösterdikleri ülkelerde siyasi istikrarsızlık istemezler. Faaliyetlerini devam ettirmek adına mevcut siyasi düzene göre kurdukları sistemlerinin bekası açısından istikrar ve düzen şarttır.

Bizim ise konumuz olan terörizm finansmanları, bu ilişkiler ile ortaya çıkmaktadır. Terör örgütlerinin siyasal amaçlı faaliyetlerini devam ettirmek için fonlara ihtiyaç duymalarına ve bu fonların çeşitli kaynaklardan sağlanmasına terörizmin finansmanı denilmektedir. Bu tanım çerçevesinde terör finansmanın ortadan kaldırılmasının önemini kavrayan devletler bu konuda birçok alanda mücadele başlatmıştır. Bu mücadelelerin başlıca sebebi ise Terör örgütlerinin siyasi nedenlerle şiddet eylemleri gerçekleştirmesi ve birçok masum sivil insanın bunun sonucunda hayatını kaybetmesi devletleri bir an önce bu durumu ortadan kaldırmaya yöneltmiştir. İlk başlarda terörizm ile mücadele, çoğunlukla askeri mücadele olarak görülmüş ve terörizmin diğer boyutları ve bunlardan belki de en önemlisi, finansal boyutu üzerinde fazla durulmamıştır. Farkında olmadıkları ise terör örgütlerinin varlıklarını devam ettirebilmesi için barınma, beslenme, giyecek, tedavi, ulaşım ve haberleşme ihtiyaçlarını karşılaması; yayın ve propaganda materyallerini hazırlaması; silah, mühimmat teminini sağlayabilmesi gerekir. Bütün bu gereksinimler terör örgütlerini gelir elde etmeye yönlendirmektedir. Terör örgütlerinin gelir kaynakları bilinir ve bunlarla etkin mücadele edilirse bu örgütler bir nevi oksijensiz kalmış olurlar. Terör örgütleri iki nedenle finans ihtiyacı duymaktadır. Birincisi; gerçekleştireceği terör eylemlerinin doğrudan maliyetleri, diğeri ise; ideolojilerini yaymak, örgüt yapısını devam ettirmek ve geliştirmek için gerekli olan geniş çaplı organizasyon maliyetleridir. Terör örgütlerin finans kaynakları genel olarak üçe ayrılır.

1) Yasa Dışı Finans Kaynakları: Yasa dışı gelir getiren finans kaynakları suç ile elde edilen gelirlerdir. Gelir getiren herhangi bir suç, terör örgütleri tarafından mali kaynak elde etmek amacıyla kullanılabilir. Terör örgütleri bu suç faaliyetlerini organize suç örgütleri ile birlikte ya da bizzat kendileri gerçekleştirebilirler. Terör örgütlerinin yasal olmayan gelir kaynaklarından öne çıkanları; uyuşturucu madde kaçakçılığı, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, silah, sigara, alkol, akaryakıt ve değerli taş kaçakçılığı, gasp, soygun, hırsızlık, adam kaçırma, fidye, haraç ve sahtecilik olarak sayılabilir. Son zamanlarda kredi kartı dolandırıcılığı da terör örgütlerinin gelir kaynakları arasına girmiştir.

2)Yasal Finans Kaynakları: Yasal yollardan elde edilen finans kaynaklarının takibi ve engellenmesi yasal olmayan kaynaklara göre daha zordur. Terör örgütlerinin yasal kaynakları genel olarak; kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, aidat ve bağışlar, ticari faaliyetler, örgütsel yayınlar ve diğer sosyal etkinliklerdir.

3) Dış Destek: Bir terör örgütü, saldırıda bulunduğu devletin hükümranlık sınırlarının dışında bir üssü olmadan ve dışarıdan mali desteği olmadan faaliyetlerini sürdüremez.

Terör örgütlerinin yasa dışı kaynaklardan elde ettiği gelirleri kullanmak için yasal görünüm sağlanması için ekonomik sisteme sokulmasına karaparanın aklanması denir. Aklama faaliyeti üç aşamalı bir süreç içerir. Birinci aşama; yerleştirme, ikinci aşama; ayrıştırma, üçüncü aşama; bütünleştirmedir. Yerleştirme aşamasında; yasa dışı bir faaliyet ile elde edilen gelir finans sisteme sokulur. Ayrıştırma aşamasında; finansal sisteme sokulan para, izinin sürülmesini zorlaştırmak amacıyla kaynağından olabildiğince uzaklaştırılır. Bütünleştirmede ise, kaynağından uzaklaştırılan karapara yasal işlemlerle ülkenin mali sistemine sokulur. Bu üç aşama terörizmin finansmanında da geçerlidir. Terör örgütlerinin ise finansman konusunda farklılıklar görünür.

Etnik ve bölücü PKK terör örgütünün finans kaynakları ile İspanya ve Kuzey İrlanda’da faaliyet gösteren etnik ve bölücü terör örgütleri olan ETA ve IRA’nın İdeolojik olarak benzer görüşlerde olan örgütlerin faaliyet gösterdikleri bölgelerin özellikleri nedeni ile finans kaynakları arasında farklar olduğu görülmüştür. PKK’nın bulunduğu konum nedeni ile yasa dışı faaliyetlerle daha fazla ilgilendiği ve bu yolla sağladığı finansmanın diğer iki örgüte göre çok fazla olduğu görülmektedir. ETA ve IRA yıllık ortalama olarak 15- 20 milyon dolar gelir ile faaliyetlerini sürdürürken, PKK, yasa dışı faaliyetlerle iç içe olması nedeni ile 550-700 milyon dolarlık çok yüksek bir gelire sahiptir. ETA terör örgütünün en önemli yasa dışı gelir kaynağı fidye ve haraç, IRA terör örgütünün sigara ve akaryakıt kaçakçılığı, PKK terör örgütünün ise uyuşturucu kaçakçılığı olarak tespit edilmiştir. PKK terör örgütü uyuşturucu kaçakçılığının yanında her türlü kaçakçılık ile de iç içedir. PKK’nın Türkiye’nin doğu ve güneydoğu sınırında etkin rol oynaması bu bölgede yoğun olan kaçakçılık faaliyetleri ile finans elde etmesini kolaylaştırmıştır. Örgüt bu bölgede gerçekleşen her türlü kaçakçılık faaliyetinde rol almıştır. Örgütün gelirinin büyük bir kısmı uyuşturucu, sigara, akaryakıt, alkol, silah ve göçmen kaçakçılığı ile elde edilmektedir. Bunların arasında en önemli gelir kaynağı uyuşturucu kaçakçılığıdır. PKK’nın gelirinin yaklaşık yarısı uyuşturucu kaçakçılığı ile sağlanmaktadır.

Türkiye’nin ise PKK ile mücadelesi askeri operasyonların ötesine geçerek, finansmanı üzerinde son yıllarda durulmaktadır. PKK terör örgütü ile mücadelenin nihai amacı terörün sonlandırılmasıdır. Terörün sonlandırılması içinse terör örgütlerinin finansal kaynaklarının kurutulması gerekmektedir. Türkiye’de terörizmin finansmanı ile mücadele hukuki, finansal ve operasyonel olarak yürütülmektedir. Terörizmin finansmanının ayrı bir suç haline gelmesi 2006 yılında TMK’nın 8. maddesinin değişmesi ile sağlanmış bu tarihten önce terörizmin finansmanı suçu TCK 220/7 maddesine göre terör örgütüne yardım olarak değerlendirilmiştir. TMK 8. maddenin FATF tarafından yeterli bulunmaması göz önüne alınarak 2013 yılında 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun çıkarılarak bu konuda hukuki olarak uluslararası standartlar sağlanmıştır. Ancak çıkarılan kanunların uygulanması konusunda bazı aksaklıklar yaşanmakta, mahkemelerde terörizmin finansmanı suçu ile terör örgütüne yardım suçlarının farklı yorumlandığı görülmektedir. Kanunun yeni çıkarılmış olmasından dolayı yaşanılan aksaklıkların zamanla giderileceği düşünülmektedir Türkiye’de finansal kuruluşlara Basel Komitesi bildirileri ve FATF tavsiyeleri kapsamında bir takım yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülüklerden birisi şüpheli işlem bildiriminde bulunarak terörizmin finansmanı ile ilgili olabilecek işlemlerin takip altına alınmasını sağlamaktır. Finansal kuruluşlar son yıllarda giderek artan oranda şüpheli işlem bildiriminde bulunarak terörizmin finansmanı ile mücadelede katkı sağlamışlardır. Ancak işlem bildirimindeki artışa rağmen mahkûmiyet, müsadere, el koyma ve varlıkların dondurulması ile ilgili uygulamaların sınırlı kalması uluslararası kuruluşlar tarafından eleştirilmektedir.’ Bu hususta en önemli destek ise komşu ülkelerden beklenmektedir. Uyuşturucu kaçakçılığı ve benzeri yasa dışı faaliyetler ülkemizin coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır. Bunların önlenmesi için sınır kapıları ve gümrük kapılarınında önlemler almak gerekmektedir. Aynı zamanda diğer ülkelerde önlem alınması gerekmektedir. Ülkeler arası geçişte tüm bunları dikkate almaları gerekmektedir. PKK ile mücadele sadece operasyonel olarak yapılmadığını finans kaynaklarının yok edilmesiyle en önemli unsurlarının yok bulunacağının bilinçinde olup ona göre önlemler almak gerekmektedir.

 “Bölücü terör örgütü mensuplarının uyuşturucu madde ticareti, yerel yönetimlerden aktarılan kaynaklar ve bir kısım iş adamı/şirketlerden sağlamış olduğu gelirlerin engellenmesi maksadıyla, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmalar esnasında, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığına ilişkin elde edilen delillere istinaden, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi amacıyla, bazı iş adamlarının mal varlıkları ile şirket yönetimlerine denetim kayyumu atanması sonrasında, ‘Terörizmin finansmanının önlenmesi’ konusunda etkili ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bölgemizde yaşayan vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğinin sağlanması, teröristle mücadele, terörizmin finansmanı ve PKK/KCK terör örgütünün finans kaynaklarının kurutulmasına yönelik yürütülen operasyonlara artan bir azim ve kararlılıkla devam edilmektedir.” Gazeteden alıntıladığımız bu haber ne kadar yol kastettiğimizin göstergesidir.

 Son yıllarda artan terör olayları için silahli mücadelelerde sayısız vatan evlâdımız şehit olmuştur. Pkk ile sadece silahlı mücadele edilemeyeceği ortaya çıkmıştır.Pkk terör örgütünun sadece silaha ihtiyaçı yoktur. Bu örgutun yiyecek,giyim ,ilaç gibi hayatlarını idame ettiribilecek her türlü malzemeye ihtiyaç duymaktadır. Eylemcilerinin ailelerine maddı yardımın yanında yayın organlarına da yapılan yardımların kesilmesi gerekmektedir. Bağlantısı bulunan şirket ve iş adamlarının yargılanması,karapara aklanmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Tüm bunlara baktığımız vakit Pkk’ya büyük bir darbenin ineceği malumdur. Finansman kaynakları ile mücadele edilmesi ile bütün bu kaynakların ortadan kalkacağı öngörülmektedir.. Türkiye terörizmin finansmanı ile hukuki ve finansal mücadelede son yıllarda önemli aşama kaydetmiştir. Buda bizim bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizin göstergesidir.

   Hatice AGVAN

 

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

One Comment on “Terörizmin Finansmanı”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir