TEOMAN MİLATTIR

1
40
views

TEOMAN MİLATTIR

            Neden romantizmden huylandığımı anlatayım mı size? Çanakkale içimdeki çalıkuşunu vuran şehir olmuştur. Öyle bir dumur yaşadım ki aksakallı tasavvuf dedelerinden, romantik sanat müziği bestecisi Teoman Alpay’a kadar kim varsa romantizme dair hepsini göklerden indirdim.  Çanakkale’de üniversite okuduğum yıllardı. Babam beni Allah’ın evi niyetine tarikat evine emanet etmişti. Aksakallı dedenin kızlarının kaldığı evdi.  Evde zikir ayinleri başlayınca beni eve almıyorlardı, tarikatla şereflenmediğim için zikir bitene kadar kordonda volta atıyordum. Sonra bir gün kordon gülü olmaktan sıkıldım babamın beni emanet ettiği ikinci ev olan aile dostunun evine gittim. Öğrencilik cidden sefillik, halıya oturmaya bile hasret kalıyorsunuz. Neyse ki bizim ikinci göbekten aile dostu da kordonda denize nazır lüks apartmanda oturuyordu. Aynı apartmanda Teoman Alpay oturuyordu. Teoman Alpay diyorum. Boru değil adam sanat müziği lordu! Türk filmlerinden ne kadar şarkı hatırlıyorsanız hepsinin bestesi ona ait. Rakçı Teoman kimdi ki Teoman Alpay var iken? O kadar Teoman yani.

            Ben hem Teoman Alpay’ı bir kere olsun görmek uğruna hem de Meryem Teyze benim sayemde sevaba girsin niyetine çünkü iştahtan öldüğüm ve yiyecek bulamadığım tek dönemdi. Velhasıl Meryem Teyzenin kıymalı börek veya elmalı turtasına gömülmek ve Teoman Alpay’ın romantik bestelerinin sebebini öğrenmek için o apartmana daha sık gider oldum. Her girişimde posta kutusundan taşmış şiir kitaplarının zerre kadar umursanmayan hallerine acır birkaç kitabı alırdım. Teoman Alpay’ı görsem nasıl yapıyorsunuz bu besteleri azizim? Ne hissediyorsunuz Allah aşkına gibi tipik bir hayran sorusunu ona yönelttiğimi düşünürdüm.

             Çanakkale ki Çalıkuşu ruhuma Kamran’ın da romantizmi de gömen şehirdir. Şehidi bol olduğundan zahir. Çanakkale kutsalları yutmaya bayılır. Her neyse bir akşam hayallerim gerçek oldu ve ben merdivenlerde Teoman Alpay’la karşılaştım. Yanında bir arkadaşı vardı. İkisi de dut gibi sarhoştu. Neredeyse üstüme yıkılacaklardı. Hangisi Teoman Alpay bilmiyorum çünkü ben Teoman Alpay’ın şarkılarını, ruhunu tanıyorum yüzünü değil. Teoman Alpay ya da onun çilingir sofrası arkadaşı, işaret parmağını sallayarak;

-Seni Atatürk düşmanı, seni yobaz, gerici, senin yüzünden memleket ne halde. Allah belanızı versin sizin.

       Ben içimdeki çalıkuşuyla uğraşmaktan dışımdaki giysiyi unutmuşum. Sahi babam beni Tekbir mağazasında paketledi yolladı ya tarikat evine. Ambalaj ve mühür olunca millete ilk sen kullanıyorsun hissi verir ya oteller, lokantalar falan. Kadını kişi değil dişi olarak gören zihniyet cebren böyle mühürlerler. Ben de öyle fiyonklu hediye paketi gibi olduğumu unutmuşum adam da beni paket içinde gelmiş Işid’in canlı bombası sanıyor. Hediye kılığındaki bomba ve yapılamamış eşek şakası gibi orada öylece kalakaldım. Teoman Alpay ve çilingir sofrası dostu içkiden gevşeyen çenelerinden dağılan kelimeleri toplamaya çalışarak bana hakaret etmeye devam ediyordu. Aslında bir dokunsam ikisi de merdivenden yuvarlanacak ama şarkılarının hatırı var. Onu dinlerken o kadar yürek yakmışız, ah çekmişiz. Teoman Alpay’ın duyguları ile bir hukukumuz var sonuçta. Lakin henüz cahilim ağlamaya gücüm yetiyor. Ne anlatacaksın adamlara? Hülya Koçyiğit’in sırtından vurulmuş hali gibi ağlayarak kaçtım oradan.    

          Kordon’a çıktım. Derin derin denizi çektim içime. İyotu çektikçe içimdeki romantik isotu dışarı attım. Kendi kendime ‘’Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına’’ dedim. Kamran falan demedi, ben dedim bana. Kamran hiç olmadı ki. O da ayrı bir romantiğin başıma sardığı hayal. Reşat Nuri sen de nur için de yat. Teoman Alpay sen de. Erkek aklınızla kadın aklıma neler söylediniz öyle? Biliyor musunuz aslında o gece orada karşı karşıya gelen ben ve Teoman Alpay değildik. Biri sağ biri sol iki yobaz zihniyetti. Ben sadece örtüsü Truva atı sanılan piyondum. Teoman Alpay benden korktu ben Teoman Alpay’dan korktum. Babam da benden korktu. Ben ise hepsinden korkuyordum. Sonra hepimiz birbirimizden korkuyorduk.  O günden beri artık ne Teoman Alpay’ın romantizmine ne de aşka inanır oldum. Tarikat evi beni ak sakallı sufi dedesiyle sardı mı dersiniz? Her sakallıyı dedem sanmamayı da öğrendim. O macera da bir daha ki sefere.

    Emel HAKK

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here