Tarihin Kara Gecesi Hocalı Katliamı

0
35
views

29 sene evvel bu günlerde tarihin tanıklık ettiği en büyük zulümlerden birisi yaşandı. O gece insanlık vahşice, hunharca insana yakışmayacak fiiller ile katledildi. Ölen insanlar değil, insanlık mefkûresinin kendisiydi. Rus askerlerin desteğiyle Azerbaycan’ın dağlık Karabağ bölgesinin Hocalı kasabasına gelen zalim Ermeniler büyük bir katliama giriştiler. 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gece gözü dönmüş Ermeni askerleri tarafından öldürülen bebeklerin ihtiyarlann irzına geçilen genç kızların kadınların canhıraş feryatları Hocalı sokaklarını inletiyordu. Çıkarlarının olduğu coğrafyalarda tüm imkânlarını seferber eden milyonlar sessiz kalıp öylece seyrettiler Ermeni mezalimini…

HOCALI KATLİAMI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ – Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi – SASAM

Kendilerini dünyaya barış ve huzur getirmekle(!) memur etmiş büyük devletler sessizce beklediler. Süreç ustaca hazırlanmıştı. Gorbaçov yönetimindeki SSCB’nin 1990 yılında çıkardığı bir kanuna dayanarak Hocalı Kasabasında av tüfekleri de dâhil olmak üzere tüm ateşli silahlar Rus ordusu tarafından toplatıldı. Ardından Rus ordusu tarafından desteklenen Ermeni askerleri direkt Müslüman Azerbaycan Türklerini hedef alan canice saldırılara başladı. Aslında göstere göstere uygulanan bir plan vardı. Bu planın adı “Etnik Temizlik Operasyonu” idi. Amaç Türkleri Azerbaycan’a sürmek ve Dağlık Karabağ’ı tamamen Ermeni ve Ruslarin iskânına bırakmaktı. İlk saldırılar toplu taşıma araçlarının bombalanması, evlerin yakılması ve birtakım terörist eylemler olarak meydana geldi. Bu yolla göçe zorlandı Müslüman kardeşlerimiz… Bu politikalar sonucunda kısa zamanda 186 bin Müslüman Türk Azerbaycan’a göç etmek zorunda kaldı.

1991 yılında Müslüman Türklerin yaşadığı bir köye Ermeniler tarafından ilk saldın yapıldı ve köy isgal edildi. Zulümlerden yılan ve can korkusu duyan Türkler Azerbaycan’a göç ettiler. Öyle ki 10 bin nüfusu olan Hocalı Kasabasında sadece 3 bin kişi kalmıştı. 7 bin kişi canını kurtarmak için vatanını, toprağını birakıp kendilerini Azerbaycan’a attrlar. Kalanlar için hayat git gide zorlaşıyordu. Yüksek yerlerde konuşlanmış olan keskin nişancılar yüzünden halk evden çıkmaya bile korkar hale gelmişti. Bu bağlamda psikolojik savaş da çok başanlı bir şekilde uygulanıyordu. Zalimlerin zulmü bitmek bilmiyordu.

25 Şubat günü Rus 366. Motorize alayı ile Ermeni ordusu Hocalı kasabasına saldırdı. Hocalı Kasabası stratejik olarak çok mühim bir pozisyondaydı ve bölgenin tek havaalanı orada bulunuyordu. Bu yüzden Ermeniler için çok önemliydi. Ermeni kuvvetleri şehri sardılar ve halkı doğu tarafina sürdüler. Oraya gitmek zorunda bırakılan mazlumlann çok kötü bir sürpriz bekliyordu. Kana susamış katil Ermeni askerleri… O gece 106 kadın, 83 çocuk ve çoğu ihtiyar olan 613 kişi insanlığa yakışmayacak bir biçimde sadece Türk olduğu için öldürüldü. Dünyanın gözü önünde yapılan bu katliama sessiz kalanlar ise insanlığın vicdanını öldürdü. Sekiz aile tamamen yok olmuş, 487 kişi sakat kalmış ve 1275 kişi esir alınmıştır. Esir alınanlardan 681 kadın ve 281 çocuk toplam 150 kişinin yaşayıp yaşamadığı belli değildir.

Bu vahşetin failleri hala hukuk önünde yargılanıp, cezalandınlmadı. Kaldı ki bu vahşeti soykım olarak adlandıran ülke sayısı da çok fazla değildir.

Yaşananlar, dünyanın bazı ülkelerinde, teşkilatlannda soykırım, bazı ABD eyaletlerinde ise katliam olarak tanınmıştır. “Hocalı Soykırımı’ Azerbaycan, Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Peru, Bosna Hersek, Sudan, Honduras ve İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği tarafından tanınmaktadır.

Türkiye’de bazı şehirlerde, ‘Hocalı Katliamı’ antan yer almaktadır. Ancak ‘soykınm’ Türkiye tarafından tanınmamıştır. Hocali Katliamının 21. Yıl dönümünde TBMM’de sunulan, 26 Şubat 1992’de yaşananlann ‘soykırm’ olarak tanınmasına yönelik kanun teklifi talihsiz bir kararla kabul edilmemiştir.

Peki, bu olayın failleri kimdir?

Katliamı; “Monte Melkolyan” adlı bir Ermeni komutan yönetti. Melkonyan; birçok diplomatımızın öldürülmesinde rol almış, “Orli Baskın gisi olan eski bir “ASALA” lideridir. Bugün Ermeni Devlet Başkanı olan “Serj Sarkisyan” o tarihte Ermeni kuwetlerinin komutanıydı ve Monte Melkonyan’ın kardeşi ünlü Ermeni yazar “Markar Melkonyan” da Sarkisyan’ın yanında yer almaktaydı.

Mackar Melkonyan; Amerika’da çıkardığı “Benim Kardeşimin Yolu” (My Brother’s Road) adlı kitapta kardeşinin yaptığı katliamı şöyle yazmıştır:

“Bir gece önce 23.00 saatlerinde, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı’nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğuya doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar Azeriler Dağlık Karabağ’ın yüksekliklerine ulaşmış ve alta olan Azeri kenti Ağdam’a doğru inmeye başlamışlar…

Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgârın sesi islik çalıyordu ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgâr henüz erkendi…

Monte üzerinde kadınlarn ve çocuklarn kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek “Disiplin yok” diye fisildadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Olayları’nın dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.”

Nitekim Sarkisyan, İngiliz araştırmaa Thomas de Wall’un yaptığı bir röportajda o günlerden şu şekilde bahsediyor;

“Azerbaycanlılar Ermenilerin sivil halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amaayla ibret olsun diye yaptk.”

Bu açıklamalar dahi bu büyük katliamın, vicdansız hareketin nasıl bir canilikle yapıldığını gözler önüne sermektedir.

Peki, bu kin nereden geliyordu ve aldıkları neyin öcüdür?

SSCB’nin (Azerbaycan) Sumgayıt Şehri’nde, Ermenistan’da öldürülen ve zorla göçe zorlanan 250 bin Azerbaycan Türk’ünün intikamını almak için 27 Şubat 1988’de ortaya çıkan olaylar Ermenilerce “Sungayit Pogromu” olarak adlandırılmıştır.

Pogrom; etnik bir gruba etnik, dinsel ya da siyasi nedenlerle yapılan şiddet olaylarını tanımlar. Bu olayların bizzat Ermeniler tarafından organize edildiğini savunan tarihçiler de vardır

. Bu olaylarda, SSCB Genel Savcılığı tarafından açıklanan resmî rakamlar; 26 Ermeni ve 6 Azeri olmak üzere toplamda 32 kişinin öldüğü şeklindedir. Yani Ermeniler 25 kişinin öcünü yüzbinler ile telaffuz edilen karşılıkla almışlar ve bunu kanla dolu tarihlerine eklemişlerdir. Bununla kalmayıp vicdansız, cani Melkonyan’ı kahraman ilan etmişlerdir.

Hocalı’daki sorun hala devam etmektedir. BM’nin ve büyük devletlerin bu tür olaylara yaklaşımları menfaat ekseni üzerinde şekillenmektedir ve önemsenen yitip giden hayatlar değil, maddi çıkarlar olmuştur.

Ne kadar kötü bir gün, ne kadar kara bir geceydi 25 Şubat 1992… O gece ebediyete intikal edenlerin ruhları hala refaha kavuşamadı.

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” nebevî düsturu ile hareket eden bizler Hocalı Katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız. Şehadete erenlere rahmet, kalanlara sabir, zalime hak, mazluma öç niyaz ediyoruz…

Alperen Ocakları Dergisi Şubat 2018
Fırat GÖRAL

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here