Tarihi Tahrif Manevrası Ve Sarıkamış Harekatı

Paylaşın:

TARİHİ TAHRİF MANEVRASI VE SARIKAMIŞ HAREKATI

 “90 Bin askerimiz bir tek kurşun atmadan donarak öldü.”

Her 22 Aralık günü bu acıyla tazelenir sinelerimiz. Halbuki bununla aslında bir düşman fikriyatına, propagandasına hizmet ettirildiğimizi düşünmeyiz bile…

Sarıkamış Harekatı hakkında uzun uzadıya konuşmaya, malumat vermeye gerek yok. Tüm tarihsel bilgiler herkesin ulaşabileceği kadar yakın ve basit. Google amacanız her istediğinizi anında önünüze seriveriyor.

Ben başka bir bakış açısı getirmek istiyorum; Sarıkamış bizim için nasıl bir hezimetse Ruslar için de o oranda hezimettir. Ruslar bizden daha fazla asker kaybetmiştir. Aşağıda anlatacağım üzere, bazı ‘kader ağları’ olmasa Kafkas Cephesi’ne yığdıkları 1,5 milyon askerlerinin büyük bölümünü muhtemelen kaybedeceklerdi. Dedim ya, kader işte…

O zaman kim neyi hedefliyor;

Sarıkamış’ta 90 bin askerimizi donduranlar öyle anlaşılıyor ki bunu Enver Paşa’yı gözden düşürmek için bir araç olarak kullanmışlar. Osmanlı’nın bu gözü pek Paşa’sının bazılarını rahatsız ettiği anlaşılıyor, ‘tarihi tahrif’ manevrasıyla gözden düşürülme yoluna gidilmiş.

Bunu yapanlar zaten tarih tahrifatında pek mahirler. İnandırıcılar, anında sonuç alıyorlar. Bu damar tarih alanında çok canlı… Neleri tahrif etmediler ki bunu düzgün bıraksınlar?

Enver Paşa günahsız mı peki? Bir savaş kaybedilir de sorumlusu kumandanı olmaz mı? Elbette. Ama bu sorumluluğu yüklemek, insaf ölçüleri içerisinde, gerçeklerle örtüşük ve vicdani olmalı.

Bu mağlubiyetin tek sorumlusu Enver değildir, astlar üslerinden gelen emirleri neden dinlemediler? Hafız Hakkı Bey yolu niye uzatır, Oltu’dan direk Sarıkamış’a gitmesi gerekirken Kosor’a kadar ilerler ve en sonunda Allahuekber Dağları’na çıkmak zorunda kalır. Enver Paşa’nın hücum emrini İhsan Paşa niye durdurur? Bir çok tarihçi der ki; “Emre uyulup o gün eğer saldırı devam etseydi Sarıkamış alınacaktı.”

1918 yılında Kafkasya’ya giden Enver Paşa’nın geri dönmesinden çekinen bir gurup var malum. Enver dönerse ‘işler başka türlü işler’ bunu iyi biliyorlar. 1926 yılında Sarıkamış’ı kullanarak Enver Paşa gözden düşürülüyor, bir anda 90 Bin askerin katili oluveriyor.

Peki gerçek rakamlar ne;

Bu harekatta Rusların 32.000 asker kayıbı vardır. Bizim kaybımız ise 25.000 civarındadır. Genel Kurmay kayıtlarına göre harekata katılan toplam asker sayısı 75.000.

Bu kadar askerden 90.000 şehit nasıl icat edilir, bunu tahrifçilere sormak gerek.

Burada daha başka bir noktaya bakmak lazım;

  1. Dünya Savaşı’nın geneline baktığımızda Alman emperyalizminin elinde oyuncak olan bir devlet görüyoruz. Çanakkale Savaşı başladığında, Başkomutan Limon Van Sanders, Genelkurmay Başkanı Bronzert V. Sehellendörf, Çanakkale 3. Kolordu komutanı Weber Paşa, donanma komutanı Amiral Souchen, Çanakkale Boğaz Komutanı Amiral Von Usedon, 5. Ordu kurmay başkan yardımcısı Von Wrankenburg…

Dahasını sayalım, Sarıkamış felaketinin yaşandığı Doğu Cephesinde ise 3. Ordunun kurmay başkanı Felix Guze…

Sarıkamış olayından önce aslında bunun konuşulması lazım. Koskoca imparatorluk Abdülhamit Han’dan kısa bir süre sonra Alman emperyalizmine nasıl teslim edildi?

Yukarıda kader ağlarından bahsettim, Biraz açarak yazımızı noktalayalım;

Bu harekatı Rusların kazanması için birkaç şartın bir araya gelmesi gerekiyordu. Ancak bunlardan biri bile olmasaydı savaşı Türk ordusu kazanacaktı. Malesef hepsi gerçekleşti…

Eğer Hafız Hakkı Bey gecikmeyip zamanında Sarıkamış’a varsaydı,

İhsan Paşa, 25 Aralık’taki hücumu durdurmayıp devam etseydi,

Rus Cephe Komutanı’nın geri çekilme emrini Sarıkamış’taki Rus komutanı uygulasaydı,

Rusları tutmakla görevli 11.Kolordu gevşek davranmayıp Rusları kendi cephesinde tutsaydı…

Bunlar olsaydı Türk’ün zaferi kesindi. Ama tersi olunca Ruslar zafer kazandı.

Tüm şehitlerimize rahmetle…

Fehmi DEMİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir