Tahammül

Paylaşın:

Tahammül

                                                                                                                                                    Feridun ESER

Tahammül, şikayet etmemek, zorluklara dayanmak, sıkıntılara sabretmektir. Birlikte yaşamanın ön şartlarından biridir. Tahammül, güzel bir erdemdir; güzel ahlakın bir parçasıdır.

Dünya geçici, hayat geçici ve geçici olan bu dünyada her türlü sorun, sıkıntı, zorluk da geçici. Her şeyin geçici olduğu bu alemde şikayet edip sızlanmaya, hayata küsmeye,  asi ve isyankar olmaya gerek yok; asi, isyankar ve şikayetçi olmak çözüm değil ki!.. Sızlanmak gayretullaha dokunur, şikayet de acizlerin işidir. Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle yaşanılan her şey, imtihandır; amaç, kişinin olgunlaşmanı sağlamaktır. Hayat, bir yolculuktur. Seyret alemi, seyret insanı, doğayı, seyret güzellikleri, acıları da… ve şükret. Şükret ki sana bütün bunları görme hakkı ve imkanı verildi; verilmeyebilirdi. O zaman YOK olurdun. Seni yokluktan varlığa çıkardı Rabbin. Sabret, tahammül et. Olan her şeyin bir hikmeti vardır, olmayanın da! Senden bir beklenti var; ne yapacağın, nasıl davranacağın sınanıyor; sana ve başkalarına gösteriliyor. Tahammülsüzlük, sabırsızlık, şikayet yakışık almaz.

Günümüz insanlarında, özellikle gençlerimizde eksik olan bir hal, tahammül; hatta yok gibi. Dedelerimize, ninelerimize hatta babalarımıza, annelerimize göre daha rahat, daha donanımlı, daha konforlu bir hayat yaşıyoruz ancak onlar kadar sabırlı, tahammüllü değiliz; olamıyoruz. Neden acaba? Dedelerimiz, ninelerimiz bizlere göre çok daha fazla sıkıntı, yokluk, zorluk, kıtlık çekmişler; anlatırlardı, dinlemişsinizdir. Buna rağmen onlar şikayet etmemişler, isyan etmemişler, sabretmişler, kanaat etmişler. Hatta babalarımız, annelerimiz de sıkıntılarla, yokluklarla yaşamışlar ancak mutlu olmasını bilmişler… Belki de onlar kendi yaşadıkları zorlukları çocukları, bizler yaşamasın diye üzerimize çok titrediler, bizim rahat etmemiz için çok uğraştılar, sağ olsunlar. Ancak herhalde onların bu iyi niyetleri karşılığında bizler rahata ve konfora o kadar alıştık ki tahammülü, sabrı, kanaati öğrenemedik! O sebeple karşılaştığımız zorluklar ve yokluklar karşısında tahammülsüz, dirençsiz, sabırsız, dayanıksız olduk… Bırakın çocukları, zoru, yokluğu, sıkıntıyı görsünler, yaşasın, hissetsinler. Bu, onları olgunlaştıracaktır, dayanıklı, dirençli kılacaktır.

Hayat, hep güllük gülistanlık değil; hayatta dikenler de var, yokuşlar da var. Hayatın gerçeği bu; hayat acısı, tatlısıyla iç içe, peş peşe hayattır. Eskiler, sabrı öğrenmek için gönüllü ve hususi nefs eğitimi alırlarmış. Şimdilerde böyle bir uygulama yok tabi… Tüm bu sebeplerle biraz ham yetişiyoruz, biraz çiğ kalıyoruz. Zorlukla karşılaşınca da olumsuz davranışlar içine giriyoruz, şikayet ediyoruz, isyan ediyoruz, hayata küsüyoruz. Oysa bu bir kaçıştır; bu, pes etmektir. Eskilerden kalan ama eskimeyecek bir söz vardır: Kanaat tükenmez hazinedir, bunu unutmamak gerekir. Kavgalar tahammülsüzlükten, şiddet tahammülsüzlükten, intihar tahammülsüzlükten, günahlar tahammülsüzlükten, hasılı kelam her kötü davranış, tahammülsüzlükten. Tahammülsüzlük ise hamlık göstergesidir; kişisel gelişmemişlik, geri kalmışlıktır. İlkel ve basit bir insan halidir.

Hayatı, yarısı dolu yarısı boş bir bardağa benzetiyorum. Öyle insanlar var ki hep boş (olumsuz) tarafı görüp yakınıyorlar, dertleniyorlar ve öyle insanlar da var ki az da olsa hep bardağın dolu (iyi) tarafını görüp mutlu oluyorlar, şükrediyorlar. Bu iki tavır, iki ayrı psikolojik tavırdır; iki ayrı kişilik ve duruş halidir. Bunların yanı sıra bir de gerçekçi tavır var: Bardağın yarısı boş olabilir ancak diğer yarısının dolu olduğu inkar edilemez, edilmemelidir; edilmesi körlüktür, nankörlüktür!.. Hayat, her haliyle şükretmeye değer. Aksini iddia etmeyin; beterin beteri var, malum. Şükrettikçe nimetleri artıracağını söylüyor her şeyi veren, Allah. Bizler şükrü artırmalıyız; sabrı, tahammülü artırmalıyız; gayret etmeliyiz. Olgunlaşmaya, kişisel gelişmişliğe yol almalıyız.

Tahammülsüzlük hatadır, yeni hatalara, vahim hatalara yol açar. Buna karşılık, şükür, kanaat, sabır güzeldir; süsler insanı… Hayat, sabırla, kanaatla, şükürle sürer; tahammülsüzlükle hayat sürmez. Tahammülsüzlük, kişiyi içten içe, yavaş yavaş kemirir, tüketir, eritir; mutlu da etmez. Günümüzde psikolojik rahatsızlıkların artması, psikoloji kliniklerine başvuranların sayısının artması üzücü çünkü tahammülsüzüz… Kanaatkar olan, sabreden, tahammülü bilen ve beceren psikolojik olarak daha güçlü, daha dayanıklı olur.

 Tahammülü öğrenmek için Hz. Eyüp’ün hikayesini dinlemek, öğrenmek gerek. Hz. Muhammed’in yaşamını bilmek, öğrenmek, anlamak gerek. Ve daha nicelerinin… Hayat, acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle ortaya karışıktır adeta. Güldüğün kadar ağlarsın; ağladığın kadar gülersin. Yokluk yaşayan, sıkıntı çekenlerin öykülerini dinlemek gerek. Sabrın sonu, selamet; tahammülün sonu, ferahlıktır. Geçici olan şu dünyada tahammülsüzlük sebebiyle üzülmeye, dövünmeye, şikayete, yanlışa sürüklenmeye, imtihanı kaybetmeye gerek yok. Olgunluk tahammülle başlar.

                                                                                                                                                                        Feridun ESER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir