Sosyal Medya Savaşları

0
20
views

Artık dünyanın tek bir savaşı var! SOSYAL MEDYA

Başlı başına sosyal mecralar artık mahremimize kadar girdi. Peki bu iyi bir durum mu?

Cevap çok basit! Kullanım koşulları ve emellerine göre bu durum ortaya çıkar. Sosyal mecralar doğru kullanılırsa bulunmaz bir nimet sayılabilir. Haber alma, kültürel araştırma, kişi bulma, haberleşme ve birliktelik açısından bakarsak bu denli keyfine varacağımız bir değer.

    Birde negatif olgularına bakarsak, artık sapkın hareketler ve üslupsuzca hakaretlerin kolayca gündeme getirilmesi, birçok topluma yaş gözetmeksizin kontrol edilmeyen içerikleri ulaştırması. Ve birde olgunluk çağına henüz erişemeyen genç neslin düşünce biçimlerini yıpratma konusu ise sosyal medyanın yaşantımıza ne denli etkisi altına alabildiği konusunda ufak bir düşüncedir.

    Sosyal mecralarla birlikte bazı topluluklar(grup, sayfa, blog vb.) kişisel algıları çok iyi yönetiyor. Müslümanlığı benimsemiş Türkiye’de bile artık Ateizm ve Deizm gibi görüşleri savunan kişiler çoğalırken bunlar sosyal medyada bazen bir ayaklanma sonucu gelecek nesle de etkilerini gösterip onların etkilenmesine neden oluyor. Bir türlü algı zehirlemesi yaparak kişileri kendilerine bağlamaya devam ediyorlar.

    Artık herkes kafasına gelen soru işaretini giderebiliyor. Google yazıp okumak, Youtube’den seyretmek, Instagram’dan fotoğraf arşivlerini incelemek, artık eski albenisi olmayan Facebook’tan gündem oluşturup yeni kişilere ulaşmak ve Twitter’dan bir çok ünlünün ne düşündüğünü bilmek ya da hastag adı altında birlikte hareket etmek. Bunlar sosyal mecraların gerçekten olağanüstü yetenekleri. Ancak bir parantezde buna açmak isterim.

Bunlar denetlenmiyor!

   Sosyal ağlardan dolandırıcılıklar, tacizler ve olmayacak namahrem fotoğraflar kolay bir şekilde ele geçiriliyor. Toplumsal aşağılamalar bile kontrol altında değil. Kişiler sahte hesaplara yönelip ülkelerin değerlerine hakaretsel yazılar yayınlıyor. Bu olgunun önüne bu yıpratmalar engellenemiyor! Çünkü hesap açmak çok ama çok kolay. Bir mail adresi ile bir sosyal mecra edinmek 5 dakikamızı bile almıyor. Ve bu denetim dışı hareketler toplumsal olgu ve düşüncelerimize doğrudan etki ediyor.

Ateist ve Deistlerin Artma Sebebi

    Dedim ya sosyal mecralar denetlenmiyor. Toplumsal düşünceleri etkiliyor diye. Ülkemizde artık sosyal medya kullanım yaşları 5 yaşına kadar düştü. 80 yaşına kadarda yükseldi. Hal böyle olunca 80 yaşında benim emektar amcamın düşüncesi ile 75 yaşında zorda olsa yazdığı yazılar ile toplumsal eleştiri yapan teyzemin, düşüncelerini ve yaşama biçimini 5 yaşındaki, 1o yaşındaki çocuklarımızda görüyor. Bu bir algı biçimidir aslında. Deist ve Ateist düşünceleri bu mu etkiliyor. Asla! Bu gelişim çağındaki çocuğumuzun algısını etkiliyor. 75-80 yaşındaki bir kişiyi toplumsal manada hor görmeye onlar (geri kafalı) ben yeni neslim demeye başlıyorlar. Hal böyle olunca bu çağdaki bir çocuk yeni ve eğlenceli tarzları ile eğlenmeyi seven yediği içtiği her şeyi paylaşan genç nesle yöneliyor onları takip ediyor, onlar gibi olma arzusunu doruklara çıkartıyor! Tabi bu yaştaki çocuklarımız ise merak düzeyi en üst seviyede olduğu için hemen sosyal mecralara soruyorlar. Önceden olup olmadık soruları nasıl ailemize soruyorduk ve üslubunca cevabımızı alıyorsak bu nesilde artık bu soruları daha rahat bir biçimde sosyal medyalarda araştırmaya başlıyor. Tabi aldıkları cevap artık aile terbiyesinin dışında daha seçilmiş ve etkileyici kelimeler olduğu için etkilenme başlıyor.

    Bu kadar geniş ağda en aktif ve en göze çarpan bu savaşı kazanıyor. Tabii ki de düşüncesini bloklardan fazlasıyla yazmaya çalışan kişilerden. Hayatında hiç duymayacağı kelimeleri duyuyorlar! Ateizm ve Deizm. Öyle bir allandırıp ballandırıyorlar ki çocuk merak etme yetisiyle bir savaşa başlıyor. Ateizm nedir, Deistler nasıl yaşar? Bu sorulara maalesef örnek aldığı genç ağabey ve ablalarının yaşam stilleri uyuyor. Bu çocuk bu düşünceyle büyürse ne olur?

    Bir diğer taraftan Ateizm ve Deizm süslemesi gençlerimizin de düşüncesine doğrudan giriyor. “Özgürüm, özgür kalmak en güzeli. Din bana yasaklar ve kurallar koyuyor. Bana evdeki annem ve babam yasak koyamıyor.” Bahaneleri bu olarak söylemek istemezler ancak ” Ben Tanrıya dua ettim kabul etmedi” ya da “ben görmediğime inanmam” bahaneleriyle kendilerini avutan bir genç nesil oluşuyor. Çünkü Ateizmi, Deizmi savunan sayfalar kendilerine çok benzetiyorlar. Alkol masaları, sınırsız eğlence ve özgürce yaşam düşüyle onlarda bu konulara yelteniyorlar.

    Şimdi güzel olduğunu düşündüğüm bir örnekle açıklık  getireceğim. “Galatasaray, Fenerbahçe vb.” takım isimlerini araştırsam, benim karşıma iki kulübümüzün sayfaları gelecektir. Kontrolü kendinde olan bu kulüpler takımlarını allayıp pullayıp taraftara şirin gösterip kendine bir taraftar daha kazandırmak isteyecektir. Bu örneği son zamanlarla artan ateist ve deist düşünce ve yaşama biçimlerini göz önünde bulundurursak, bazı gençlerin bu düşünceleri elzemdir.

Ne yapmalıyız!

    Her zaman her şeye sansür ve yasak koyan bir yapı asla olmayacağız! Ancak tedbiri elden bırakmadan önlemini almakta kaçınılmaz olmalı. Topluma, toplumsal konulara ve Devletimizin yaşama biçimine yani genel anlamda kültürümüze zarar verecek tüm unsurlara savaş açmak kaçınılmazdır. Toplumsal olarak bu sayfalardan kurtulmamız gerekir. Gerçek ve tarafsız iki konuyu ele alacak yazılar bloglar ile neyin ne olduğu aktarılmalıdır ve genç nesil iki şıktan birini seçerek devam etmelidir. Yaşam özgürlüğümüz var ancak toplumsal huzuru bozup algı yaratarak kendine çekme özgürlüğümüz asla yok! Olmamalıdır da! Türkiye’de İslam dini fazileti yaşansa da, bir değer ve bir kültür niteliği taşımaktadır. Toplumun kültür ve değerlerini sabote edenler denetlenmelidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here