SES HIZINDA GİDEN ISLIKLI OKLAR   — 1 —

Paylaşın:

SES HIZINDA GİDEN ISLIKLI OKLAR   — 1 —

Asya Hun Tanhusu Teoman, putperest bir dine inanan Çinli prenses Yenşi ile evlendiği günden beri oğlu Metehan ile arası açılmıştı. Çünkü bu Çinli kadının Teoman’ın gözlerini resmen kör etmişti. Töreye itibar etmez hale getirmişti. Mete bunları çok iyi sezmişti. Hattâ Çinlilere çeşitli haklar verildiğini fark etmişti. Bu yüzden babası ile arası açılmıştı.

Metehan bir gün Han Otağıʼnda bir kengeş (kurultay) sonrasında, herkes gittikten sonra babası Teoman’a şöyle dedi:

– Atay (baba) kurultay da beğlerin ne dediğini duydun. Çinli Yensiʼnin oğlunun kağan olmasını asla kabûl etmiyeceklerini söylediler. Senin başımıza kağan yapmaya çalıştığın oğlunun anası bizim kutlu soyumuzdan değildir.  Tat, Tavgaç (1) olan bu kadın ile evlenmemeni söylemiştim. O kadının sözlerine uyarak Çinlilere çeşitli haklar veriyorsun. Çinlilerin güçlenmesine göz yumuyorsun. Yarın ilimizi talan etmeğe ve ele geçirmeğe çalışacaklar. Bu taşa tapan Çinli kadın otağımıza girdiğinden beri bizim Tek Tengri inancımıza kendi taşa taptığı varlıkların ruhlarını ekleyerek inancımızı bozmaya çalıştı. Genç kız ve genç oğlanlarımıza Çin örf, âdet ve töresini benimsetmeğe çalışıyor. Bu Çinli kadınla evlendiğinden beri Tek Tengri‘mizin buyrukları olan töremizi çiğniyorsun.

Gök gözlerini atası Teomanʼa yıldırım gibi diken Metehan, bel kemerine asılı kılıcının kazasını sıkarak sözlerine devâm etti:

– Bu puta tapan Çinli kadından olan oğlanı, Ulu Tengri’nin bize bahşettiği bu kutlu ilimize, kağan yapmana asla izin vermiyeceğim. Anası Türk olmıyan kişiyi başa geçirmek töremize kesinlikle aykırıdır. Töreyi çiğnemek felâketimize sebep olacaktır. Taşlardan ve ruhlardan Tanrılar uydurmuş Çinlilerin, bizi tek bir yaradana olan inancımızdan koparacağını sezmekteyim. Eşi ve benzeri olmıyan, gözle görülmiyen, elle tutulmıyan, doğmuyan ve doğurulmıyan bir Tengriʼye olan inancımızı bu Çinlilerin bozacağı gün gibi ortadadır. O taşa tapan kadını da, oğlunu da topraklarımızda ve otağımızda görmek istemiyorum. Onlara verdiğin bütün salahiyetleri geri alıp onları aid olduğu yere yânî Çin’e göndereceksin.

Duyduklarına çok şaşıran Teoman Tanhu oğlu Meteʼye şöyle cevâb verdi:

— Hanımım Yensi için bu kadar kötü konuştuğun yeter. Yenşi izzetli bir kadındır. Kendi inancını yaşamakta hürdür. Senin putperest diyerek suçladığın Buda inancını hoş görüyor ve Tengriʼnin yanında tabiatta yardımcı ilâhlar olduğuna inanıyorum.

Mete Han babasının bu sözleri üzerine kızgın kora döndü. Sesini iyice yükselterek babasına yakınmağa devâm etti:

 — Sen ne dersin Atay? Çinli kadınla evlendin. Türk olmıyan kadının oğlunu kağan yapacağım diyerek töreyi çiğnedin. Bunlar yetmemiş gibi bir de Çinli kadının putlarla dolu olan inancını da hoş karşılıyorsun? Ayağımızın bastığı her yere Tengri’nin eşi ve benzeri olmadığını tüm yeryüzüne duyurmak için akınlar yaparız. Atlı göçebelik ederiz. Tengri’den kut alanın oturmağa hakkı olan bir ulu makama anası Çinli olan bir oğlanı oturtamazsın. Benim ögüm (ana) Ulu Katun Türk soyundandır. Tek Tengriʼye inanır. Tengri buyruğu olan töreye de yürekten itaat eden yiğit bir katundur. Onun oğlu olan ben Mete de senden sonra kağan olacağım. Bu böyle biline! Aklını başına topla! Ben milletime, Türk olmıyan Çinli bir kadının oğlunun kağanlık etmesine ne pahasına olursa olsun izin vermiyeceğim. Tek bir yaradan inancını ve ondan öğrendiğimiz adaletli töremizi yeryüzünde yaşatmak için and içtik. Kut aldık. Aldığımız kuta inanmıyanın, budununa ve töresine hâinlik edenin kellesini alırım. Karşımda sen bile olsan!

Teoman kendisine tehditkâr sözler sarf eden oğlu Mete’ye çok kızdı. Çinli eşi Yenşi’nin de dolduruşlarına gelerek oğlu Meteʼyi yakalattı. Düşman Yüeçilere rehin olarak gönderdi. Ardından aralarındaki anlaşmazlıklardan ötürü Yüeçilere savaş îlân etti. Yüeçi topraklarına girmek için bir birlik oluşturdu. Bu savaş esnâsında oğlu Meteʼyi de baskın sırasında öldürecekti. Ama Mete Yüeçilerin zindanlarından kendi başına kurtulmayı başardı. İline geri döndü. Bozkırda bir yer tuttu ve kendisine yeni bir otağ kurdu.

Babası Teoman Tengri töresinin bozulmasını önlemek için bu kadar zorluklara göğüs geren oğlu hakkında fikir değiştirdi. Ona hakkı olan 10.000 kişilik bir birlik verdi. Ama babasının bu davranışı Meteʼnin düşüncesini değiştirmedi. Atası Teoman Türk töresine karşı gelmişti. Atası da olsa Türk töresini, örfünü ve ahlâkını Çinlilerin sapkın töresi ile karıştırması tek bir yaradan inancına ihânetti. Bu da budununa ihânet etmek demekti. Metehan’ın isteği göğün katlarına bilgiyi Türkçe olarak yükselterek, tek bir yaratıcının adını atının ayak bastığı her ile duyurmaktı. Bütün Türk boylarını tek bir sancak altında toplıyarak göğün bilgisini budunu ile paylaşmaktı.

Mete, Çinlilerin Hun kağanlarına Çinli eşler göndererek Hunların birliğini ve bütünlüğünü bozmak için siyâsî hamle yaptıklarının en başından beri farkındaydı. Ama önce atası Teomanʼı ve ilindeki tüm Çinlileri ortadan kaldırması gerekiyordu. Kengeşlere katılan beğlerin de kendisini desteklediğini bilen Metehan, 10.000 kişilik ordusunun da kendisine ve Ulu Tengri’nin buyruğu olan töreye tam itaat ettiklerini görmek istiyordu.

Küçüklüğünden beri oynadığı, okunu hedefe çevirme oyununu ordusundaki komutanlara karşı oynadı. At üzerinde olan Mete Okunu en sevdiği atı Tuğukoy’a döndürdükten sonra birlik komutanlarının ve buyruğu altındaki askerlerin oku Tuğukoy’a atmalarını istedi. İlk oku fırlatan, Metehan’ın başkomutanlarından, Üçtuğ Beğ idi. 50 kişilik ordu komutanlarından sadece 9 tanesi Metehan’ın sözünü dinliyerek Tuğukoyʼa ok atabilmişti. Sözünü dinlemiyen ordu komutanlarının hepsinin şahsî çıkarları için davrandığını ve bir orduyu idâre edebilecek cesârete, şerefe ve yılmazlığa sahip olmadıklarını anladı ve hepsini 9. Ordu komutanına buyruk vererek okları ile öldürttü. Emire anında itaat getiren, Demir gibi sert askerî disiplini sağlayacaklarına inandığı bu 9. Ordu komutanına yetiştirmesi için tüm birliği emânet etti.

Şahsî menfaatlerini ve hayâtlarını, devleti ve tek bir yaradanın buyruğu olan töresi için gözlerini kırpmadan fedâ edecek 10.000 Er artık tam olarak Metehan’ın emrinde idi. Bir gün ava çıkmış olan atası Teoman’ı gören Metehan okunu tek Yaradanı buyruğu olan töresinin bozulmasına göz yuman atasına çevirdi. Artık Asya Hun Tanhuluğunun başında Mete vardı. Meteʼnin tahta geçtiğini haber alan Çinliler, Meteʼnin kendilerine saldıracağını kestirdiler. Çin imparatoru kuzey hududlarına Türklerden gelebilecek akınları önlemek için yaptırmağa başlattığı Çin seddinin hemen tamamlanmasını istedi. Savaş esirleri ve Çin işçilerinin çalışmasını hızlandırdı. Çinlilerin Mor Hudut dedikleri Çin Seddi bariyerleri, kaleleri, gözetleme kuleleri ve surları ile yaklaşık 20.000 km uzunluğunda idi. Metehan Çinlilerin savaş hazırlığı yaptığını biliyordu.  Ulu Tek Yaratanın düzenlediği doğa yasalarını zekası ile kullanarak Çin Seddiʼni aşabilecek ilime sarıldı. Çin Seddiʼni yıkabilecek ve aşabilecek pusatları îcâd etmeğe koyuldu. Metehan yaratılmış her bir varlığı keşfetme uğruna sınırsız bilgi gücünün karşısında hiç bir duvarın aşılamayacak kadar yüksek olmadığına inanıyordu. Tek yaradana olan inancın, bilinmeyen maddeleri keşfetme de sınırsız hayalgücüne sahip Türk budunun zafer kazanacağına emindi

—DEVAMI GELECEK METEHAN’IN SES HIZI İLE HEDEFE GİDEN ISLIKLI OKLARININ —

Öyküdeki Not::

  1. Prof. Dr Bahaeddin Ögel ‘’ Türklerde Devlet Anlayışı’’ kitabında da geçen   (Tat – Tavgac) sözcüğü Tat hem farsça konuşan bir kavim için söylenen söz, Tavgac Çinliler için de söylenen bir sözdür. Kaşgarlı Mahmut ‘un Divan-ü Lügatit Türk ‘te Müslüman olmayan Uygur Türkleri için de ‘Tat’’ dendiğini görüyoruz. Hatta Ziya Gökalp ‘’Türk Töresi’’ kitabında Tek bir Yaratana inanmayan, putperest olan bir kısım Uygurlar için söylendiği ifade de edilmiş. Bu ne demek oluyor, demekki Atamız Metehan babasıni Çinli bir yabancı kadınla evlendiği için değil, asıl sebep olarak Türk Töresinde olmayan putperestliğin reddidir. Bu sebep ile Çok Tanrılı Çinli ya da başka kültürlerden olan kadınların çocuklarının tahta gecerek Kağan olmasını yasaklamıştır. Metehan işte bu Tevhid, Tek Tanrılı olan ilahi inancın Atasıdır. Putperest bir anneden olan çocuğun Türk devletinin geleneğini, göreneğini, töresini bozabileceği için Kağan olmasına karşı çıkıldığını, Tek bir Yaratan şuuruna sadık kalınmak istendiğini Tat ve Tavgac sözcüğünden anlıyabiliriz.
  2. Orhun abidelerinde Tek bir Yaratan şuurunun Türkler tarafından anlatılarak yazıldığını ve Türklerin Tevhid’in ilk kısmı ” La ilahe illallah” kısmına inandıklarını, Tek bir Yaratandan başka Tanrılar edinmediklerini, Tek bir Tengri’ ye, yani Tek bir Yaratana, Allah’a inandıklarını taşlara kazıyan ilahi söze sadık bir millettir. Bu Yazıtlar, abideler Türk milletinin tek bir Yaratıcıya inandıklarının bilimsel kanıtıdır.

 

Zeynep Han DİKMEN

One Reply to “SES HIZINDA GİDEN ISLIKLI OKLAR   — 1 —”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir