ŞAMANİZM   

Harun Örs
Paylaşın:

  ŞAMANİZM   

Şamanizm Orta Asya’da yaşayan çoğu Türk topluluğunun benimsediği bir inanç sistemidir. Şamanizm bir din olmaktan daha çok insanların ruhuna hitap eden, daha çok psikolojik olarak nitelendirebileceğimiz olaylar ile ilgilenirler. Şamanizm’i esas olarak Türkler’e has bir inanç sistemi olarak nitelendiremeyiz. Eski dönemde Türkler’den başka Moğollar ve günümüz Kuzey Amerika kıtasında varlıklarını sürdüren Kızılderili kabileleri de bu sisteme inanmışlardır. Bu bağlamda Şamanizm’i evrensel bir inanç sistemi olarak görebiliriz. Şamanizm de diğer okültik inanç sistemleri gibi köklerini Paganizm’den alır. Etimolojik olarak bakıldığında Şamanizm Rusça bir kelimedir ve Türkçe karşılık olarak ‘Kamcılık’ olarak nitelendirilir. Bazı tarihçiler tarafından Türk topluluğu olarak kabul edilen İskitler’de Şamanlar kadınlardan oluşmaktaydı. Daha sonra ataerkil bir yapıya dönüşen Türk topluluklarında kadın Şamanın yerini erkek Şamanlar almışlardı.

Cemal Şener, Türklerin Müslümanlıktan Önceki Dini Şamanizm adlı kitapta şöyle söyler: “Şamanizm insanlığın en eski dinlerinden biridir. Esas olarak sihir ve büyüye dayanır. Yaşam; gök, yer ve yeraltı olarak üç kademeli düşünülmüştür. Gökyüzünde iyilikler, iyi ruhlar; yeraltında kötülükler, kötü ruhlar bulunur. Yeryüzünde ise insanlar vardır. İyi ruhların Tanrısına Ülgen, kötü ruhların Tanrısına ise Erlik denir. Bu bir nevi şeytandır.”

Yukarıda adı geçen her iki Tanrının da eşleri, çocukları ve yardımcıları vardır. Yeryüzünde yaşayan insanlara düşen görevde iki dünya arasında denge sağlamaktır. Bu dengeyi sağlarken de insanlara yardımcı olan kişilere Şaman denir.

Şamanizm’in en eski şekline göre, öbür dünya aşağıdaki dünya ile aynıdır. Daha mütekâmil Şamanizm’de ise ışık âlemi olan gök’ün de aşağı dünyanın da birçok tabakası vardır. En yaygın inanç şekline göre gök’ün 17 katı dahi olabilir (Rasonyı, 1971: 29). Ziya Gökalp Şamanizm’i daha önce maderi totemizm devrinde bir ‘din’ olduğunu, “Toyunizm”den sonra sihir mahiyetine girerek “kehanetin ve ruhani Tababetin” ismi olduğunu ve Türklerin dini değil sihri bir sistem olduğunu belirtmektedir (Gökalp, 1976: 40).

       NASIL ŞAMAN OLUNUR?

Şamanizm, trans durumuna geçebilme yeteneğine sahip kimselerin doğaüstü varlıklarla ilişkiler kurarak onların güçlerini toplum yararına kullanmaları amacına yönelik olarak yapılan dinsel törenlerdir. Şamanizm, çeşitli din ve dünya görüşlerini birleştiren dinsel-büyüsel inanç ve teknik oluşumdur. Şamanlar aslında belli başlı niteliğe ve özelliğe sahip olan insanlardan olur. Belli bir eğitim alan herkes Şamanlık yapamaz. Şamanlık genetik özelliğe sahip kişilerin kaçınılmaz kaderidir.

Altay Türklerine göre Şamanlık, genetik olarak gelen ve çocukluk çağında sara nöbetleri ile kendini gösteren bir hastalıktır. Bir kimsenin Şaman olup olamayacağı daha çocukluk çağında gösterdiği birtakım ruhsal belirtilerden anlaşılmaktadır. Araştırmacı Radloff’a göre: “Şaman adayı önce kendinde yoğun bir yorgunluk hisseder. Vücudu kasılıp titrer, esnemeler olur. Göğsü daralır, bir takım sesler çıkararak ağlar. Sonra birden bire sıçrayıp ayağa kalkar, deli gibi dönmeye başlar.

Sonra ağzından köpükler saçarak yere yıkılır. Vücudu hissizleşir. Bu durum bir süre devam eder. Sonra günün birinde Şaman adayı önce davulunu alıp çalmaya başlar. Artık sakinleşip kendisine gelmiştir. Bu durumları görüp de Şaman olmaktan kaçınan kimse sonunda ya delirir ya da ölür.”

Kamların genellikle zeki, hayalperest ve şair karakterli kişiler olduğu kabul edilir. Ayin esnasında vecd halinde kendinden geçip, gök ve yeraltı dünyasında gördüğü varlıkları, ilginç olayları anlatan Şaman ayrıldıktan sonra hiçbir şeyi hatırlamaz. Transa geçtiği tarihten, gelecekten haber veren bir boz atın sırtından göklere uçan kudretli Şamanlardan bahsedilir.

                        GÖKTANRI DİNİ VE ŞAMANİZM

Din; yol, inanç sistemi, bir inancın uyulması gereken kaidelerin tamamıdır. Bu mefhum etnik toplulukların ve milletlerin eski çağlarda tabiatüstü güçlere duydukları hayranlıklarla başlar (Gömeç, 2003: 79; Gömeç, 1998: 38). Türklerin eski dinleri konusunda çeşitli tezler ortaya atılmış ve tartışılmıştır. Bu tezlerden en önemlisi Türklerin totemist oldukları görüşüdür. Bu görüşü Türk Kültür Çevresinde Şamanizm ve Şamanlık Meselesi savunanlar Çin yıllıklarına göre hüküm vermektedirler. Fuad Köprülü’nün de aralarında yer aldığı kişiler Çin yıllıklarında bulunan Türklerin keçeden resimler yapmaları, onları sırıkların uçlarına asmaları ve saraylarda yanlarında bulundurmaları(İnan, 1976: 7) gibi bilgilerle kurda değer vermelerini göz önüne alarak Türklerin totemizmi benimsedikleri fikrini savunmaktadırlar.

Eski Türk dini üzerinde ciddi çalışmalar yaptığı bilinen Ziya Gökalp Türklerin eski dinlerinin “Toyunizm” olduğu görüşünü savunmaktadır. Türklerin tarih sahnesine çıktıktan sonra eski Türk Dinine “Toyonizm” yahut “Nom”demek gerektiğini belirtmektedir (Gökalp, 1976: 40). Buna göre Türklerde din adamlarına Toyun denilmektedir (Doğan, 2002: 305). Abdulkadir İnan ise Ziya Gökalp’in “toyunizm” olarak kabul ettiği dinin “Budizm” olduğunu belirtmektedir(İnan, 1976: 2).

Eski Türk Dini üzerinde ortaya atılan tezlerden bir diğeri Türklerin Şamanizm’i din olarak kabul etmiş olmalarıdır. Bu konuda birçok araştırma yapılmış, yapılan araştırmaların bir kısmı Şamanizm’in Türklerin Dini olduğunu belirtirken diğer kısmı ise bunun tersi görüşü benimsemişlerdir. Avrupalılar, Türklerin bütün dini sistemlerine “Şamanizm” demekle hataya düşmüşlerdir(Gökalp, 1976: 40). Bozkırlar sahasındaki dini inançların Şamanlığa bağlanması âdet hâline gelmiştir. Eski Türk inancının şamanlık olduğu kanaati, geçen asrın 2. yarısında Orta Asya Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir (Kafesoğlu, 1999: 287). Eski Türk dini Şamanizm değildir. Ancak eski Türk dini içerisinde Şamanist unsurlar bulunmaktadır. Tek Tanrı dininin içinde yer alan bir cüzdür (Doğan, 2002: 305; Gökalp, 1976: 40). Türkler arasında yayılan şamanlık eski Türk Gök-Tanrı inancına dokunamamıştır (Kafesoğlu, 1999: 296). Abdulkadir İnan, Şamanizm’i eski Türk dini olarak kabul etmektedir. Şamanlığın bulunduğu saha itibariyle de gelişmiş bir durumda olduğunu belirtmektedir (İnan, 1976: 2). Ziya Gökalp, eski Türk inancı hakkında açıklama yaparken Şamanizm’in eski Türklerin dini değil, sihri bir sistemi olduğunu belirtir (Gökalp, 1976: 40).Eski Türkler dinle iç içe bir yaşam sürmüşlerdir. Toplumun gelişmesini sağlayan en önemli unsuru din oluşturmuştur. Dindeki gelişmeye paralel olarak toplumsal gelişmeler yaşanmıştır. Türklerin eski dinleri üzerinde çeşitli tartışmalar yapılmıştır. Eski Türk dini, Gök dini, Gök Tanrı merkezli, onun etrafında şekillenmiş, tamamen kendine özgü bir monoteizmdir (Güngör, 1998:24). Türkler Tanrı’yı “Tengri” kelimesi ile ifade etmişlerdir. Tengri, eski Türk inancında, tek yaratıcı olarak din sisteminin merkezinde yer almaktadır. Eski Türk vesikalarında çoğu kez “Kök- Tengri” adı ile zikredilmektedir. Bundan yola çıkarak eski Türk inancına “Kök-Tengri Dini” adı verilmiştir (Kafesoğlu,1999: 308). Eski Türklerin dini hayatının tek Tanrı inancı olduğunu pek çok araştırmacı savunmaktadır. Abdulkadir İnan, eski Türklerdeki Tanrı anlayışının ilk büyük Türk İmparatorluğu devrinden sonra Gök Tanrı olduğunu belirtmektedir (İnan, 1976: 15). Kafesoğlu, Gök Tanrı’nın bozkır kavimleri inancında tek yaratıcı olarak göründüğünü ve din sisteminin merkezinde yer almış bulunduğunu söyleyerek Gök Tanrı dininin eski Türklerin hâkim dini olduğunu (Kafesoğlu, 1999: 295; Kafesoğlu, 1992: 213) belirtmektedir.             

Harun ÖRS

KAYNAKÇA

Radloff W. “Sibirya”, Moskova, 1893

Şener Cemal, Türklerin Müslümanlıktan Önceki Dini Şamanizm, İstanbul, Ad Yayıncılık, 1997.

Rasonyı, L. Tarihte Türklük, Ankara, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, 1971

Gökalp Ziya, Türk Medeniyeti Tarihi, Haz. İsmail Aka-Kazım Yaşar Kopraman, İstanbul, Kültür Bakanlığı Yayınları

Gömeç S. “Eski Türk İnancı Üzerine Bir Özet”, Tarih Araştırmaları Dergisi, Sayı 33’ten Ayrı Basım, Sf. 79-104, 2003

Gömeç S. “Şamanizm Ve Eski Türk Dini”, Paü Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 4, Sf. 38-50, 1998

Doğan A. “İslamiyetten Önceki Türk İnancına Dair”, Türkler, C.Iıı, Sf. 305-320, 2002

İnan A. Eski Türk Dini Tarihi, İstanbul, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1976

Güngör H. “Eski Türk Dininin İsimlendirilmesi Üzerine”, Türk Bodun Bilimi Araştırmaları, 1998

Kafesoğlu İ. Türk Milli Kültürü, İstanbul, Boğaziçi Yayınları, 1999

Kafesoğlu İ. “Asya Türk Devletleri”, Türk Dünyası El Kitabı, Sf. 111-125, 127-145, 1992

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir