Restorasyon Kıskacında Tarihî Hansaray

RESTORASYON KISKACINDA TARİHÎ HANSARAY

 

Bir önceki yazımda Kırım’ın yüzyıl içindeki makûs talihine yüzeysel olarak değinmiştim. Bu defa, Kırım’daki Türk-Tatar varlığının sinsice, nasıl yok edilmeye çalışıldığına kısaca değinmek istiyorum. Türk-Tatar varlığı sözünden sadece millet mefhumu anlaşılmamalı. Zamanında Sovyet hükûmetlerinin yaptığı gibi günümüzde Rus hükûmetleri Tatarların kutsalına da göz dikmektedir. Bahçesaray’da bulunan Hansaray, bunun en acı örneğidir. Kırım denilince akla ilk olarak 1844’teki malûm hâdise gelir. Ancak Rusların Kırım’daki eziyetleri o kara günün evvelinde başlayıp günümüze kadar süregelmiş, hâlâ da devam etmektedir. Elbette, Kırım’da yaşananları birkaç kelime ile veya birkaç sayfa ile anlatabilmek tam manasıyla mümkün değildir. Kaldı ki kendimi bu konuda uzman olarak da görmüyorum, zaten değilim.

Amacım; okumalarım, araştırmalarım ışığında edindiğim bilgileri âcizane en az bir başka kişiye aktarabilmektir. Çünkü ne yazık ki, Kırım yeterince gündeme gelmiyor. Bölgede yaşananların üzeri kapatılmaya çalışılıyor. Evet, günümüzde Kırım’da Türk nüfus %10 – %15 civarında, ancak bu durum Kırım’ın Türk yurdu olduğu gerçeğini değiştirmez. Nüfus dağılımının bu hâle gelmesinde Rusların doğrudan etkisini unutmamak gerekir. Özellikle 1783 ve 1897 yılları arasında Kırım’daki Türk nüfus %98’den %35’e düşmüştür.[1] 1944 sürgünü de dikkate alındığında, meydana gelen göç ve sürgün hâdiselerinin bilançosunun hayli acıklı olduğu anlaşılacaktır. Zaten Rusların amacı da Türk-Tatar izlerini Kırım’dan tümüyle silmek değil miydi?

Günümüzde, yaşayan milletler içerisinde Kırım’da birileri hak iddia edecekse, onlar elbette Türklerdir. Zira Kırım’da konuşulan dil, beşinci yüzyıldan beri Türkçedir. On dördüncü yüzyılda Altın Ordu Devletinin ortadan kalkmasıyla Kırım Hanlığı kurulmuş, Bahçesaray da bu hanlığın başşehri olmuştur. Görüldüğü gibi, Bahçesaray özbeöz Türk şehridir. Buna rağmen, Rusya, 1736 yılında Kırım’a girmiş, Bahçesaray’da binlerce evi ve Kırım’ın göz bebeği Hansaray’ı yakmıştır.[2] Osmanlı Devletinin desteği ile yeniden inşâ edilen Hansaray’ın çilesi bununla kalmayacaktır. 1783 yılında işgâlci Rus Çarı II. Ekaterina, gerçekleştirdiği restorasyonla sarayı büyük ölçüde tahrip etmiştir.[3]

Hansaray, 1532 yılında I. Sahib Giray tarafından inşâ ettirilmiş, bu ândan itibaren Hanlığın kültür ve idâre merkezi olarak kullanılmaya başlanmıştır.[4] Türk-İslâm mimarîsinin en nâdide eserlerinden biri olarak kabul edilen Hansaray, günümüzde yine restorasyon adı altında büyük bir tahribata maruz kalmaktadır. Bahçesaray Tarih ve Kültür Millî Parkı ve Müzesi eski müdürü Elmira Ablyalimova’nın, konu ilgili düşünceleri oldukça dikkat çekicidir: “Bu bir restorasyon değil. Asıl malzemelerin yerine modern malzemeleri kullanıyorlar. Çalışmaya başlamadan önce incelemelerde bulunmuyorlar ve bunun adına “restorasyon” diyorlar!”. Yapının UNESCO listesinde yer almaması için özellikle tahrip edildiğini düşünen Ablyalimova ekliyor: “Tabii ki, bu bir yıkım değil, ama tarihî anlamda büyük bir kayıp. Bu, Kırım Tatarlarının kimliği için çok ciddi ve tehlikeli bir durum.”[5]

Kırımlı Gazeteci Osman Paşayev’in açıklamaları da restorasyonun titizlikle yapılmadığını göstermesi açısından önemlidir: “Büyük Cami’nin (Han Camii) tüm kiremitlerinin sökülmesinin yanı sıra eski meşe ağacından yapılan kirişler kaldırıldı… Kirişler mobil vinç ile kaldırılırken, binanın ön cephesindeki 18. yüzyıla ait duvar resimleri hasara uğradı… Duvarda çatlaklar oluştu ve tam girişte kapılar önündeki sıva duvarın taşlarına kadar döküldü, yani duvar örgüsü görünüyordu. Bu deliği aceleyle çimento ile kapattılar, duvarı modern alçı ve boya ile örttüler…”.[6]

Hansaray’daki restorasyon çalışmalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmediğine dâir daha onlarca açıklama mevcuttur. Hepsini paylaşmaya gerek duymuyorum. Yukarıdaki iki açıklamayı vermekteki maksadım ise ortada büyütülecek bir problem olmadığını düşünenlerin varlığıdır. Sebebi her ne ise, bu konunun üzerinin kapatılmaya çalışıldığı açıktır. Kırımlı çeşitli kuruluşlardan; İslâm İşbirliği Teşkilâtı, UNESCO, ICOM, Europa Nostra gibi kuruluşların yanı sıra onlarca ülkeye ve dünya kamuoyuna durumun ciddiyeti hakkında mektuplar gönderilmesine rağmen, Hansaray maalesef hak ettiği ilgiyi ve desteği bir türlü görememiştir.[7] Ancak şunu da eklemek gerekir: Gazi Üniversitesi’nde birkaç ay önce gerçekleştirilen Hansaray: Dün, Bugün, Yarın (?) isimli panel ve fotoğraf sergisi,[8] umut verici bir gelişme olarak kaydedilmelidir.

Hansaray’daki sözde restorasyonun yıkıcı etkilerini gözler önüne seren fotoğrafları talep eden herkesle paylaşabileceğimi belirtmek isterim.[9] Dileğim odur ki, başlı başına bir tarih olan Hansaray, yanlış uygulamaların kıskacından kurtulsun ve ihtişamından bir şey kaybetmesin…

Ömer KARABAYIR

[1] Kemal Çapraz, Sürgünde Yeşeren Vatan Kırım, s.17, Ötüken Neşriyat, 1.Baskı, 2012

[2] Kemal Çapraz, a.g.e., s.15-16

[3] S. Aydın, “Hansaray”, http://www.vatankirim.net/yazi.asp?yaziNo=82, E.T.: 06.08.2018

[4] Ömer Karabayır, “Kırım’ın Gözdesi Hansaray”, Telmih, s.7, ss.56-61, 2018/1

[5] Ömer Karabayır, a.g.m., Bahçesaray Tarih ve Kültür Millî Parkı ve Müzesi eski müdürü Elmira Ablyalimova ile internet vasıtasıyla gerçekleştirdiğim sohbette edindiğim bilgilerdendir.

[6] “İşgalciler Hansaray’ı Yok Ediyor”, http://qha.com.ua/tr/toplum/isgalciler-hansaray-i-yok-ediyor/161189/, E.T.: 06.08.2018

[7] “Genel Merkez’den ‘Hansaray’ İçin Uluslararası Müracaat”, http://qha.com.ua/tr/toplum/genel-merkez-den-quot-hansaray-quot-icin-uluslararasi-muracaat/164116/, E.T.: 06.08.2018

[8] TRT Avaz Facebook Sayfası, “Hansaray: Dün, Bugün, Yarın (?)”, https://www.facebook.com/trtavaz/videos/%E2%80%9Chansaray:-d%C3%9Cn-bug%C3%9Cn-yarin-%E2%80%9D/1661815067220021/, E.T.: 06.08.2018

[9] Elimde mevcut olan fotoğrafların birçoğu, şahsımla paylaşma nezâketi gösteren Bahçesaray Tarih ve Kültür Millî Parkı ve Müzesi eski müdürü Elmira Ablyalimova’ya aittir.

omerkarabayir@windowslive.com

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir