REİS KALEMİNİ KIRDILAR

Paylaşın:

REİS KALEMİNİ KIRDILAR

Çok zordu her karanlıkta ay gibi doğmak

Geçmişin kaderine inat ok gibi dosdoğru olmak

Mamak’ta Ulucanlar’da   işkencenin tabağına ekmek banmak

İçim acıyor be Muhsin Reis yattığın ranzaya dokunmak

Ben şimdi hangi duaya sığdırayım acı gözyaşımı

Mertçe değil yiğidim sana kahbece kıydılar

Puslu bir gecede kalemini dürüstçe değil en namussuzca kırdılar

Canımdan bir can bizden bir Muhsin aldılar bu alçaklar

 

Dün gece   yine rüyamda gördüm gülümseyerek gelişini

Beni çok özlersen mezarımdan bir avuç toprak al kokla geçsin özlemin deyişini

Yeter ki gülsün aslanım o gözlerin ben o toprağın bedelini  canımla ödedim 

Yeter ki gülsün çocuk senin gözlerin diyerek gülümseyerek gidişini

Erkekçe değil alperenim sana kahbece kıydılar

Zıkkım gibi kör mü kör bir gecede kalemini en alçakça kırdılar

Canımdan bir can bizden bir Muhsin aldılar bu alçaklar

 

Şimdi hayra yorayım bu amansız düşlerimi hangi kaleme sığdırayım

Acının içler parçalayan halini onca çileye işkenceye sığan koça ömrün

Derin vebalini unutamıyorum alperenim aslanın çakala feda edilişini

Mertçe değil seni çakala en acımasızca boğdurdular

Kalleş bir geceye ok gibi dosdoğru bir ömür koydular

Seni anlından değil yiğidim kahbece sırtından vurdular

Kalemini en alçakça en ahlaksızca en namussuzca kırdılar

Benden bir can bizden bir hürriyet aldılar bu alçaklar

 

Dün yine mezarındaydım yine gözyaşımla duaya daldım

Mezarından bir avuç toprak aldım doyasıya kokladım

Titreyen ellerimle kan kusan gözlerimle sanki buzdan bir adamdım

Söyle şimdi hangi bıçak keser ki içimdeki biriken bu deli hıncımı

Hangi dua dindirir ki içimde parçalanan bu amansız derin sancımı

Seni mertçe anlından değil alperenim kahbece sırtından vurdular

Kalemini puslu bir geceye yerleştirip bizi parça parça kırdılar

Yürümeye hali olmayan yaşlı amcamı çocuk gibi hüngür hüngür ağlattılar 

Benden bir can bizden bir oğul aldılar bu alçaklar

 

Ayazda kalan hürriyetin en acı en zor hüznüsün sen

Parçalanan yüreklere buzlu havada düşen sonsuz ateşsin sen

Mezarının başında temmuz sıcağında tir tir titreyen ben

Her gelişimde canıma bıçak gibi sağ yanıma saplanan sen

Kan kusan gözlerimde buz tutan ellerimde titreyen yüreğimde

Dinmeyen özlemimde sen bin yıl geçse de unutulmayacak davamsın sen

Seni mertçe alnından değil alperen gülüm kalleşçe vurdular

Kahbe bir geceye dosdoğru bir ömür koyup bizi parça parça kırdılar

Kalemini en namussuzca en acımasızca kırdılar

Benden bir can bizden bir hürriyet aldı bu alçaklar

 

Murat Taş

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir