Özel Haber : Üç Tuğ Medya Mahkeme İzlenimleri

0
40
views

Tarih: 5 Şubat 2021

Saat : 14.00

Yer: Yargıtay Genel Kurul Salonu

Konu: Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikast (mahkemeye göre kaza) davası

 

Herkes umutlu…

Bu sefer bir sonuç çıkacak inancıyla on bir avukat ve salonun şartlarından dolayı 130 Muhsin Başkanın seveniyle beraber mahkemesindeydik.

ANKARA YARGITAY SALONU ile ilgili görsel sonucu

Heyet Başkanı girizgâhı yaptıktan sonra sözü önce Avukat Sn. Kemal Yavuz Beye verdi. Kemal Bey yaklaşık kırk dakika boyunca geçen on bir yılda neler olduğunu, nerelerde hangi davalar olduğunu ve bu davaların son durumunu anlattıktan sonra savcıların hazırladıkları iddianame ile alakalı detaylı incelemelerini anlattı.

Kemal Beyin vurguladığı yerlerden bir kısmı şu şekildedir;

Helikopteri taciz eden uçaklardan birinin pilotu olan Ali Armağan fetöcüdür. Fetö imamları ile olan sayısız görüşmesi vardır. Bunlar kayırlarda mevcuttur. Hatta Fetöcü Adil Öksüzle 152 kez görüşmüştür.

Suikasttan çok sonra ulaşabildiğimiz hava radar görüntülerinden öğreniyoruz ki iki tane Jet, Helikopteri takip etmiş, hatta Helikopter kalkması gereken saatten geç kalkmasına rağmen bu iki jet de onunla aynı saatte farklı iki askeri hava alanından aynı anda kalkmış ve kol altı uçuş denilen sistemde uçarak yani alçak uçuş yaparak yaklaşık 13 bin feet ile uçarak oluşturdukları türbülans ile helikopterin düşmesini sağlamışlardır.

Jetlerde bildiğiniz üzere üç adet kamera vardır. Bu kameraların biri jetinin önünde, biri içinde, birisi de pilotun kafasındaki kasktadır. Hem bu üç kamera kayırları hem de radar üstlerindeki görüntülerde jetlerin ne zaman kalktığı ne kadar hızla uçtuğu, kaç feette uçtuğu kayıtlıdır. Genel Kurmay Hareket Dairesi bunu bir dakika içerisinde görür. Ancak Genel Kurmay Başkanlığı onca talebimize rağmen bu radar kayıtlarını ve görüntülerini maalesef bize vermemiştir. Bunları bizden gizlemiştir.

Yine İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun verdiği rapora göre Pilotun ve bize göre İsmail Güneş’in de jetlerden salınan Karbon monoksit gazı ile sersemleştirildiği ve helikopterin düşmesinin sağlandığı yönündedir.

Yani hem karbon monoksit gazı hem de jetlerin alçak mesafeden ve normalin üstü bir hızla uçarak helikopteri düşürdüğü elimizdeki bilgi ve belgelerle kanıtlanmıştır.

Bu kadar birbiri ile görüşen, birbiri ile temaslı, aynı örgüt ile bağlantılı kişilerin olduğu olayda, örgütlü bir yapı varken neden parçalı bir yargılanma yapıldığını anlamakta güçlük çekiyoruz.

Şu ana kadar bizim bu kadar bilgi ve belgemizi ortaya koymamıza, bu olayın içerisinde o kadar asker olmasına rağmen maalesef gelinen noktada hiçbir askeri soruşturma yapılmamıştır.

Bu eylemi yapanlar bir şeyi yani helikopteri düşürüp içerindekileri öldürmeyi amaçladılar. Ama bir sorun ile karşılaştılar. 15:26 da beklemedikleri, hesaba katmadıkları bir şey oldu. Helikopterde bulunun gazeteci İsmail Güneş 112 çağrı merkezini aradı. İşte bunu hesap etmemişlerdi. İşte bundan sonra örgütlü yapı panik yapmaya ve hata yapmaya geriye deliller bırakmaya başladı.

Biliyorsunuz daha yeni yanlış bilgi notu ile alakalı Dursun Özmen’e iki yıl ceza verdiler ve bizlere adeta bununla yetinin dediler bu kabullenilecek bir durum değildir. Bu bilgi notu arama kurtarmayı sekteye uğratan bir durumdu. O dönem her yerde karartma uygulandı. Öncelikle sahaya ulaşılmasını engellediler. Devletin tüm birimleri olayın gerçekleştiği gün saat 17:00 de helikopterin düştüğü yeri tespit etmiştir. Dönemin Kayseri İl Özel İdare sekreteri cenazelere ulaşıldığı bilgisini teyit etti. Aramalar üç ayrı yanlış yerde yapıldı. O dönem Vali Beye yanlış yerlerin arandığını söyledik. Ama dinletemedik. Yine CPRS cihazları sökülerek yakıldı. Maalesef bu deliller de yok edildi. İsmail Güneş oyunu bozunca onun eks oluncaya kadar bekleyin denildi ve İsmail’in ayağı helikopterde sıkışmış iken onu oradan alıp çenesini kırıp, öldürüp çukura telefon çekmeyen bölgeye attılar. İşin en acı yanı da budur. Elt cihazının sonradan Kaan Köksal tarafından götürülüp helikoptere takıldığının delilleri dosyamızda mevcuttur. Antenin önce kesilmeye kesilemeyince kırıldığının bilgisi Davur Uçum’un ifadelerinde sabittir. Elt cihazı anında sinyal veren bir cihazdır.

Maalesef bu süreçte siyasi kadrolarda yanıltılmıştır. Kim tarafından kaza kırım ekibi tarafından. 16:02 de Kayseri Valisi açıklamayı yani Orhan Özdemir’den aldığı bilgiyi kamuoyuna verdi. O da bilgiyi Ali Orhan Dinç’ten aldı. Bu kişi de Fetöcüdür. Asker bir gün sonra geldi. Asker en mühim noktayı biliyor Ümit Nogay’lar yeri tespit ediyor ama enkaza ulaşılmasın diye önlem alıyorlar.

Bu işi tereyağından kıl çeker gibi halleden bir örgütlü yapı var karşımızda.  Kâmil Bakum’un cihazları söken faillere avukat atayın diye avukat imamı ile olan görüşmeleri beyanlarda mevcuttur. Bu kadar örgütlü bir yapı tarafından yapılan bu olayın suikast olduğu ve burada yer alan faillerin en üst sınırdan ceza alması gerektiği, bütün davaların birleştirilip örgütlü suç kapsamında bu olayın değerlendirilmesini heyetinizden talep ediyoruz.

Yine söz alan Avukatlardan Kerami Gündüz; Savcılığın hazırladığı iddianamede geçen arayamama-bulamama cümlesinin doğru olmadığını belirtti. Yaptığımız tespitlere bakınca o dönem aramama-bulmama yapıldığını anlıyoruz. İddianamenin bu kısmına katılmıyoruz dedi.

O dönem görevde olanlar yeni göreve başlamış acemi Kaymakam, acemi emniyet müdürü ya da alt rütbeli acemi askerler değillerdi. Hepsi çok tecrübeli devleti temsil eden kamu görevlileridir. Bu kadar basit hata yapacak kişiler olmadıkları için yaptıklarının basit bir hata veya acemilik ile kapatılmayacağını belirtmiştir. Helikopterin düşmesinden üç saat sonra Malatya Valiliğinden hava aracı istenmiştir. Kamu görevlilerinin bu kadar rahat hareket etmeleri ihmal değildir. Dönemin İl Jandarma Komutanın İsmail Güneş dışındakiler zaten bir saat içerisinde ölmüşlerdi biz ulaşsak da zaten ölülerini bulacaktık cümlesi bile ne kadar aymazlık içerisinde olduklarını, devletin ciddiyetiyle bağdaşmayan hal içerisinde olduklarını göstermiştir.

Maalesef bizler Devletimiz adına da 12 yıldır utanıyoruz.

Öyle bir karartma yapıldı ki Helikopteri düşüren jetlerin bağlı olduğu 72. Filo kapatıldı ve tüm belgeler karartıldı. Bölgeye en yakın olan Şarkışla radarı kapatıldı belgeler karartıldı. Diyarbakır Bikim Taburunda bu bilgiler olabilir denildi. Gittik bilgisayarlara format atmışlar ve bütün kayıtlar silinmiş. Jetlerin çektiği görüntülerin olduğu birim de kapatıldı orda da deliller yok edildi. Adli Tıp raporu hazırlayanlar onlar da Fetöden atıldı. C-5 birimi uzun zamandır Muhsin Başkan ile alakalı bilgi toplaması çalışması yapıyor. Bu anlattıklarımızdan da anlaşılacağı gibi bizler 2012 yılından beri bu işte örgütlü bir yapı var diyoruz ama dinletemiyoruz. Şayet görevli kişiler işlerini düzgün yapsalardı Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları ölmeyecekti.

Söz alan Avukat Beril Gümüş; Ben bu olay olduğunda 19 yaşındaydım, fakülteyi yeni kazanmıştım, fakülte bitti, çocuğum büyüdü… Sizden Muhsin Yazıcıoğlu’nu hiç görmemiş, bizim de başımıza böyle bir şey gelse adalet hakkımızı arar mı diyen gençler adına hüküm istiyorum.” Dedi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Mahkeme Heyeti Başkanı gereği düşünüldü dedi ve Karar;

Dönemin; Vali Yardımcısı Servet Güngör, Sivil Savunma Müdürü Hüsamettin Bulut, Emniyet İstihbarat Müdürü Gürsel Aktepe, TİB temsilcileri Hüseyin Keskinkılıç ve Yaşar Kalkan, Jandarma Bilgi Sistemleri Teknisyeni Süleyman Akdoğu’nun BERATINA,

Dönemin; Kahramanmaraş Valisi Niyazi Tanılır, İl Alay Komutanı Sezai Akgün, Emniyet Müdürü Necdet Çelikbilek’in 1 yıl 2 ay ceza verilmesine karar verildi.

Sonuç…

Yatarı bile olmayan cezalar verilerek bakın işte suçu olanlara ceza veriyoruz algısı ile dosyaları kapatmak. Örgütlü suç kapsamına almayarak bu suçları işleyenler o kadar bağlantılar olmasına rağmen bu kapsamda değerlendirmeyip komik cezalarla aklanmaları sağlanıyor. Maalesef 50 gün sonra örgütlü suç kapsamına alınmadığı ve ana dava açılmadığı için zaman aşımından dolayı Muhsin Başkanın suikastının hesabı da mahşere kalacak…

Muhsin Başkan Şehit oldu kurtuldu. Geriye kalanlar düşünsün…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here