Ömer bin Abdülaziz

Paylaşın:

“YERYÜZÜNDE BİR GÜNEŞ VARDI, O ŞİMDİ BATTI”

ÖMER BİN ABDULAZİZ (R.Anh)

İnsanlar vardır, çağlar öncesinden ses veren… İnsanlar vardır, kapkaranlık geceyi aydınlatan bir ışık demeti gibi çağlar sonrasını nurlandıran… Liderler vardır, sözlerindeki etki zamanı ve mekanı aşıp gelir… Bir kandildir onlar, ortaya koyduklarıyla ölümsüzdürler… Aynadırlar, baktıkça ‘gerçek insan nasıl olunur’ onu görürüz her daim…

İşte bunlardan biri, belki de dünya tarihinin en seçkin yöneticisi olarak görülmeyi hakeden insan, 8. Emevi Halifesi Ömer Bin Abdulaziz’dir. Ömer Medine’de doğmuştu. Babası, Mısır valisi Abdülaziz Bin Mervan’dır. Anne tarafından ise Hz Ömer Efendimizin torunudur.  Zekası, eğitimdeki başarısı ve sergilediği örnek tavırları ile zamanın Halifesi Abdülmelik’in dikkatini çekmiş, Halife onu önce Haremeyn (Mekke ve Medine) valiliğine atamış, sonra da başkent Şam’a davet etmiştir.

Yedinci Emevi Halifesi Abdülmelik vefat edince veziri Reca, O’nun mühürlü vasiyetini açıp okumuş, Halife’nin  iki oğlu varken, dönemin Emevi geleneğine göre halifelik bu iki çocuktan birine kalacakken o, damadı Ömer’i halife tayin etmiştir.

Ömer omuzlarına bindirilen bu ağır yükten korkmuş, taşıyamama endişesi onu ürkütmüş ve kabul etmek istememiştir. Kendisine verilen böylesi bir makamı mesuliyetinin ağırlığını bildiğinden azulamamıştır.

Zor zoraki kabul ettiği görev sonrası yapılan sevinç gösterileri, ziyadesiyle moralini bozmuş ve ruhunu sıkan ortamdan hemen ayrılmıştır. Hilafet sarayına gitmek yerine “Benim kıl sarayım bana yeter.” diyerek evine gitmiştir. Kendisine getirilen ata (makam aracı) dahi binmemiştir.

Eve girer girmez hanımına, “Hanım haberin ola ki ben artık bu devletin başkanıyım. Öyleyse sahip olduğun ziynet eşyalarını Beytülmal’e bağışlamadan seninle birlikte olmam mümküm değildir.” diyerek yönetici olanlara ser levha niteliğinde bir öğüt ve aynı zamanda yüce bir örneklik bırakmıştır. Bu davranışıyla fazilet medeniyetinin harcının sağlamlaşmasına büyük katkıda bulunmuştur.

Devlet yönetimindeyken tüm şahsi malını, mücevheratını fakir fukaraya dağıtmış, halife olduğunda oldukça gürbüz ve gösterişli olan vücudu zaman içerisinde zayıflamıştır. Hatta bazı tarihçiler, “Zayıflıktan Ömer’in sırtındaki kemik izleri görünürdü.” kaydını düşmüşlerdir. Giymek için tek bir gömleğinin olduğu, değiştirmeye başka bir giysisinin olmadığı rivayet edilmektedir.

Yaptığı en önemli işlerin başında gelen ise, ehli beyt düşmanlığına son vermesi, o vakte kadar Yezit ve avanesinin ortaya koyduğu sapkın anlayıştan İslam gemisinin rotasını asıl mecrasına çevirmesidir. Cuma hutbelerinde okunan, “Ali’ye sövmeye, Osman’ı övmeye devam.” mahiyetindeki çirkin sözü kaldırmış ve yerine Nahl Suresi’nin 90. ayetini ikame etmiştir.

Tüm otoriteler tarafından Hulefa-i Raşidin’den sonra 5. büyük halife olarak kabul edilir. Öyle ki, onun kızını istemeye gelenlere bir devlet başkanı olarak, “Benim verecek çeyizim yok, bunu göz önünde bulundurarak kızımı isteyin.” demesi, belki de başka hiç bir devlet başkanına nasip olmayacak yücelikte bir güzelliktir.

Ölümü, müslim gayri müslim herkesi yasa boğmuştur. Hatta bir Rahib’in, “Yeryüzünde bir güneş vardı, o şimdi battı.” demesi meseleyi çok güzel özetlemektedir.

O’nun hilafeti boyunca yaptıklarına kısaca bakacak olursak;

1-     Çıktıkları dönemden beri büyük bir sorun teşkil etmekte olan Haricilerle anlaşma yoluna gitmiş, onlarla yapılan savaşa son vermiştir. Onların fikirlerini çürütüp bir fitne güruhunu fikri bazda etkisiz hale getirerek bertaraf etmiştir.

2- Zekat müessesini tam manasıyla uygulamış, onun zamanında zekat verilecek fakir bulunamaz hale gelmiştir. Hatta kendisinden sonra bile 25 yıl zekat verilecek fakir bulunamamıştır.

3-    Hurafe ve bid’atlara karşı, sünnet kılıcı ile ciddi bir şekilde savaşmış, müslümanların Kuran ve sünnetten en güzel şekilde istifade etmelerine engel olacak, yanlış görüş ve uygulamalara izin vermemiştir.

4-    Âlimleri toplayarak onlara dağınık bir halde olan hadislerin kâğıtlara yazılarak toplanması emrini vermiştir. Böylece islam tarihinde ilk hadis tedvinini yapan kişi Ömer bin Abdülaziz olmuştur.

5-    Ömer bin Abdülaziz’den önceki halifeler döneminde yalancı, yalaka ve paragöz olan şairlere değer verilirken; hakkı söyleyen âlimler ise dışlanır ve cezalandırılırdı. Lakin Ömer bin Abdülaziz, bu tip şairlerin sözlerini dinlemek yerine âlimlerin sözünü dinlemeyi tercih etmiştir. Çünkü O, bu ümmetin âlime değer verdiği zaman yükseleceğini çok iyi bilen bir insandı.

Dünya tarihine eşi az gelir bu büyük insan sekiz ay gibi bir süre devletin başında kalabilmiş ve kölesi tarafından zehirli su verilerek şehit edilmiştir. Görev süresini 1,5 yıl diyenler de vardır. Öyle olsa bile çok kısa süre kaldığı görevde, en yakınındaki kişi tarafından şehit edilmesi, adil hükümdarların sonunun hep aynı olduğu hususuna malesef acı bir örnektir. Vefat ettiğinde henüz kırk bir yaşında idi.

Allah kendisinden razı olsun.

Yazar: Fehmi DEMİR

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir