Öğretmenler Günü

Paylaşın:

‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum ‘ Hz .Ali el-Murteza ‘nın eğitime ve öğretime verdiği önemin , duyduğu saygının ifadeleri olan bu cümle İki cihan güneşi Kainatın efendisi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) in Bedir Savaşı’nda esir edilen müşrikleri 10 Müslümana okuma yazma öğretme şartıyla salıverilme koşulundaki ilime verilen değerin bir tezahürü olsa gerek.
Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’in Şeyh Edebali ‘ye , Fatih Sultan Mehmet ‘in Akşemseddin Hazretleri’ne olan büyük saygısı ve sevgisi hepimizin malumu ; gözlerinin içine bakmaya büyük cesaret isteyen ismi cismine yansıyan Yavuz’un sefer dönüşü sohbet ettiği hocası İbn Kemal Paşa’nın atından sıçrayan çamurun, kaftanının paçasını kirletmesi üzerine :
Yeni bir kaftan getirin ve bu kaftandaki çamuru da sakın temizlemeyin , alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için kıymetlidir. “Ben öldüğüm zaman bu kaftanımı sandukamın üzerine örtersiniz” şeklindeki emri de ecdadımızın ilim ehline verdiği değeri , öğretenin yönetenden üstün kabul edildiği anlayış üzre olan bir gelenekten geldiğimizi göstermektedir.
Ve gelelim ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘ün , Başöğretmenin , öğretmenlere verdiği değere . Atatürk yurt gezilerinde her gittiği yerde okullara uğrar sınıflara girer ve sınıfta ki mutlak otoritenin öğretmen olduğunu vurgular , her fırsatta öğretmenliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu anlatırdı. Şu sözü zaten her şeyi özetliyor: ‘Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.’
Tarihi sahsiyetlerimizin öğretmenlere verdiği değeri anlatırken buna devam edip 2018’e hiç gelmek istemiyorum. Çünkü son yıllarda akşam haberlerinde , gazetelerin 3.sayfalarında ‘ Öğrencisi tarafından silahla vurulan , bıçaklanan , darp edilen öğretmenlerin haberlerini görüyoruz. Bir başka gün veli tarafından bu tarz şiddete mağruz kalan başka bir öğretmen. Öğretmeni tarafından taciz edilen öğrenci , sınıfta çekilip sosyal medyaya düşen videolar ,ücretli öğretmenler, sözleşmeli öğretmenler, atanamayan öğretmenler (bu yüzden depresyona girenler , intihar edenler, geçim sıkıntısı yaşayanlar) bütün bunları topladığımız da ortaya çıkan ‘Öğretmenlik mesleğine karşı bir İtibar Suikastı yapılıyor’. Bunu askeri ya da ekonomik operasyonlar gibi dış güçler yapmıyor. Sistemin ta kendisi ,yönetenleri ve toplumun bizzat kendisi yapıyor. Yıllarca öğretmeni atama sıkıntısı ile baş başa bırakan sistem, ücretli öğretmenlik belası gibi mesleğe olan saygıyı altına dinamit koyup patlatıyor.. Ve toplumda bozulan ahlaki değerler . Saygı ve sevgi gibi insani olmanın en temel iki özelliğini çocuğuna katamayan ebeveynler. Eti senin kemiği benim bugün çağ dışı fakat en ufak bir durumda öğretmenin dokunulabildiği, had bildirilebilen bir varlık olduğu gibi izlenimler çocuğa sezdirildiğinde de işler sarpa sarmaya başlıyor. Çarpık ve ağır yaralı eğitim sistemimiz de bu duruma gayet açık bir yapıda olduğu için ulusumuzu kurtaracak öğretmenler maalesef canını kurtarmaya bakıyor. Ben size sorarak bitirmek istiyorum. ‘Öğretmenliğe iade-i İtibarı nasıl gerçekleştireceğiz’?
Başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Şehit Öğretmenlerimizin ve onların nezdinde tüm öğretmenlerimizin gününü kutlarım.

Fatih Demirel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir