Muhsin Başkansız 11 Yıl

Paylaşın:

Muhsin Başkansız 11 Yıl

Bir 25 Mart daha geldi. Geçen on yıla rağmen Muhsin Başkanımıza olan özlemimiz her geçen gün daha da artıyor. Türk devletinin, milletinin, İslam aleminin, mahsun ve mazlum insanların yaşadıkları acıları gördüğümüzde, içinden geçtiğimiz her zorlu süreçte onu daha da çok arıyoruz. Muhsin Başkanın yokluğunda kat edilen mesafenin hiç şüphesiz varlığı ile bu mukaddes vatana daha fazla katkısı olacağıdır. 

Muhsin Yazıcıoğlu 40 yıllık dava adamlığıyla yalana, talana, ranta, hırsızlığa, adaletsizliğe, her türlü ahlaksızlığa, darbelere, teröre, küresel emperyalizme karşı durdu. O nerede bir mazlum varsa oradaydı. Kah Karabağ’da Azerbaycan Türklerinin, Ebulfez Elçibey’in yanında, kah Bosna’da, Kosava’da, Çeçenistan’da mücahitlerin yanında, kah Kerkük, Doğu Türkistan ve mazlum Türk-İslam yurtlarına ses oldu, sahip çıktı. O kendi söylemiyle “hep şehit olunca hatırlanan sonra da unutulan Anadolu insanının” hak ettiği değere kavuşması için mücadele verdi. O Anadolu coğrafyasının kavruk yüzlü, çileyle karışık bakışlı, irfan sahipi Türk milletinin başı dik ve onurluca yaşamasını, toprağında kalmasını hayal ediyordu. O tam bağımsız güçlü bir Türkiye’yi, Türk-İslam birliğini kurma hayalindeydi. 

Muhsin Başkan onca ahlâksız teklif ve imkan önüne sunulduğu halde bir çok teklifi elinin tersiyle itti. O Büyük Birlik Partisi’yle hep %1’lerle ifade edilen bir oy aldım. Ama şehadete erdiğinde gönüllere girdi. O gönüllüleri yönetti. Şimdi Muhsin Başkan belki hayal dahi etmediği kadar insanın duaların da var. Çünkü o siyasetin kirine, pasına bulaşmamış bir dava adamıydı. Muhsin Yazıcıoğlu 21. yüzyılda siyasete edep getiren bir liderdi.

Abdurrahim Karakoç’un 

“Ben milletim uğruna adamışım kendimi,

Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir. 

Zulüm Azrail olsa, hep Hakk’ı tutacağım,

Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.” sözleri adete Muhsin Başkanla özdeşleşmişti. 

Muhsin Başkan “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, dik duracağız doğru gideceğiz!” diyordu. Bu sözleri onun yaşamının özü ve özetiydi.

Bazen bir insanı anlamak bir ülkeyi anlatmakmış. Muhsin Yazıcıoğlu’nu anlamakta Türkiye’yi anlamaktır.Bazı insanlar numune-i imtisal yani toplum için örnek kişilerdir. Muhsin Yazıcıoğlu da örnek bir vatan evladıydı. Osmanlıda kullanılan eski bir deyimdir “Kaht-ı rical” yani devlet adamı kıtlığı. Biz de bugün siyasette bunu yaşıyoruz. Liyakat sahibi, ehil donanımlı, dürüst, ahlaklı, erdemli siyasetçiler devlet adamları yok.

Muhsin Yazıcıoğlu,

Alparslan Türkeş,

Necmettin Erbakanları arıyoruz…

Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart 2009 tarihinde kahpece şehit edildi. Muhsin Başkan onca imkâna rağmen uğruna canını verdiği devletin kadrine uğradı. Onca imkana rağmen adete bir arama bulmama operasyonu ile 3 günde karlı dağlarda donmaya terk edildi. 11 yılda suikast davası defalarca kapatıldı. Suikast davasında gelinen süreç ana dava dosyasının kapalı, sadece belirli şüphelilerin yargılandığı ve helikopterin kara kutusunu, parçalarını sökenlerin delil karartmadan değil hırsızlıktan yargılandığı bir noktada! Geçen 11 yıla rağmen Muhsin Başkanımıza adalet istiyoruz. Değil 11 yıl bin yıl daha geçse Türk milletinin mahşeri vicdanında Muhsin Yazıcıoğlu suikasti davası kapanmayacaktır.

Muhsin Yazıcıoğlu, Türk milleti uğruna adanmışlığı, mazlumlara sahip çıkmayı, ahlâklı bir siyaseti, ahlaksızlıkla kazanmaktansa onurluca kaybetmeyi, tertemiz yaşamayı, imanlı, inançlı, idealist milli, İslami aksiyoner bir gençlik yetiştirmeyi, BBP ve Alperen Ocakları’nı bizlere miras bıraktı.

Şehadetinin 11. yılın dönümünde Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve beraberinde şehadete eren Murat Çetinkaya, Yüksel Yancı, Erhan Üstündağ, İsmail Güneş, Kaya İstektepe’yi rahmet, minnet ve duayla anıyorum. 

On bir yıldır onsuz ama onun yolundayız.

Yolumuz Allah yolunda şehit düşenlerin yoludur, Muhsinlerin yoludur. Bu yolda sonsuza kadar yürüyeceğiz…

Celil Baydan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir