Milli İdeallerin (Ülkülerin) İnsanlara Ve Toplumlara Etkileri

Paylaşın:

Milli İdeallerin (Ülkülerin) İnsanlara Ve Toplumlara Etkileri

                                                                   * Feridun ESER

Bu yazımızda milli ideallerin (ülkülerin) sosyal psikolojik etkileri üzerinde kısaca durmaya çalışacağız.

Milli ülkü, topyekün veya yaygın olarak, bir milletin benimsediği ve ulaşmak istediği hedeftir. Milli ülküler, toplumların inançlarından, tarihte yaşanılan önemli hadiselerden ve coğrafyadan kaynaklanır. Milli idealler, büyük insanların ürettiği ve zamanla topluma mal olan, toplumun genelinin benimsediği hedeflerdir. İdealleri üreten büyük insanlar, onu, önce yakın çevrelerine benimsetirler, yakın çevrenin inanmasıyla büyük insanların etrafında çekirdek kadro oluşur ve sonra zamanla bu ideal dalga dalga millet arasında bir maya gibi yer tutar; kuşaktan kuşağa aktarılır.

Milli ülküler, milletlere yön veren, toplumları yürüten, harekete geçiren fikirlerdir. Milli idealler, toplumların manevi kuvvetidir; toplumların maddi güç unsurlarına adeta psikolojik güç verir. Nasıl ki insanların şahsi hedefleri, insanları harekete geçirir toplumların idealleri de toplumları harekete geçirir; dinamizm verir. Şahsi idealler bireyler için milli idealler toplumlar için motivasyon kaynağıdır.

Birçok milletin kendine göre milli ülküleri olduğunu biliyoruz. Örneğin Yunanlıların, “Megalo idea”sı var. Megalo idea,  Ege’yi, Trakya’yı ve İstanbul’u ele geçirip Bizans’ı yeniden canlandırmak ülküsüdür; Büyük Yunanistan’ı kurma idealidir.  Rusların ideali, “boğazlara sahip olmak ve sıcak denizlere inmek”tir. Bu ideal, Rusların, Çar Petro’dan beri birkaç kez denediği, peşinde olduğu idealdir. Almanların, “pancermenizm” yani Alman birliği ideali vardır. Ermenilerin “Büyük Ermenistan” hayali var; bu hayalin içinde Anadolu’nun doğusunda hak iddia etmekteler. İsrailoğullarının “Arz-ı mevud” ideali var; bu ideal, onların kutsal kitapları Tevrat’a dayanır; buna göre Anadolu’nun güneyi, arz-ı mevut kapsamına girer bu örneklerden Rus, Yunan, Ermeni ve Yahudi ideallerinin hedefi, üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarıdır; Anadolu, pek çok milletin hedef aldığı, elde etmek istediği bir coğrafyadır. Genellikle, rejimler ve iktidarlar değişse de idealler değişmez; milli idealler, kültürel bir miras olarak kuşaktan kuşağa aktarılırlar. Örneğin Çar Petro’nun sıcak denizlere inme hayali, Çarlık ortadan kalktıktan sonra Sovyet Rusya tarafından benimsenmiştir; Sovyetler Birliği çöktükten sonra da sıcak denizlere inme hayali, Rusya tarafından benimsenmiştir. Elbette Türk milletinin de bir ülküsü var: Kızılelma olarak adlandırılan, Türk İslam ülküsü, cihan hakimiyeti mefkuresi…  “Güneş tuğumuz, gök kubbe çadırımız olsun”, Mete Han’ın idealiydi.

Tarih, milletlerin, milli ülküler uğruna yaptıkları çeşitli hamlelerle doludur. Her millet, büyümek, gelişmek, güçlü olmak, hakim olmak ister; milletlerin büyüklüğü, inanç ve ideallerinin büyüklüğüyle ilişkilidir. Büyük ideallere sahip milletlerde büyüme istidadı vardır. Bir millet kendinde büyük olma ideali taşımazsa, zamanla, küçülür; küçük görülür. İdealsiz bir millet, sade ve kuru bir insan topluluğudur. Her ideal, bir iddiadır; tarih, bir anlamda, milli ideallerin tarihidir.

Milli ideallere genellikle bir insan ömrü süresince ulaşılması çok zordur; milli idealler uğruna belki birkaç kuşak geçmesi gerekebilir; bu, ideallerin büyüklüğüne ve milletin sahip olduğu güce, azme ve kadrolara bağlıdır..  Milli idealler, bazılarına göre, hayaldir; ancak şu unutulmamalı hiçbir büyük iş hayalsiz yapılmamıştır ve tarih, ideallerin birçok kez gerçekleştiğinin şahididir. Örneğin İsrail’in kurulması bir idealdi, gerçek oldu. Ermenistan’ın kurulması bir idealdi, gerçek oldu. Bugün Ermeni, Yunan, Rus ve Yahudi ders kitaplarında, gerek eğitim ve gerekse dini kurumlarında/ dini çevrelerinde kendilerine ait milli idealleri yeni nesillere, çocuk ve gençlerine tanıtmak, canlı tutmak niyetiyle anlattıklarını biliyoruz. Türkler de, tarihte birkaç kez milli ideallerine büyük ölçüde ulaşmışlardır; Ege, Akdeniz ve Karadeniz, Türk gölü haline getirilmiş; eski dünyanın büyük kısmı Türk hakimiyetine girmiş, Türk ve İslam birliği sağlanabilmiştir.

Ortak idealler kişileri, duygu, düşünce ve eylem birlikteliğine sevk eder; kalpleri, düşünceleri birleştirir, yakınlaştırır, kaynaştırır. Milli idealler, milli birliği sağlayan etmenlerden biridir. Milli idealler milletin bütünleşmesini, adeta, tek yürek, tek yumruk olmasını sağlar. Milli idealler, insan topluluğunu millet haline getirir; yardımlaşma, dayanışma duygusunu diri tutar. Milli idealler, milli birliği, bütünlüğü sağlar.

İdealler/ gayeler, yapılacak/ yapılması gereken işlerin göstergesidir; duyguları, düşünceleri, davranışları yönlendirirler. Yönü belli olmayan yaprağın yönünü rüzgar tayin eder. Siz, tarihe, coğrafyaya, akışa yön vermezseniz birilerinin istediği yönde, onların istediği şekilde akıntıya kapılır gidersiniz; ya kendi düşündüğünüz/ kendinize biçtiğiniz rolü oynarsınız yada birilerinin düşündüğü ve size biçtiği rolü oynarsınız. Haritaları siz çizmiyorsanız birilerinin çizdiği haritalara razı olursunuz ki bu, büyük milletlerin kabul edebileceği bir durum değildir.

Milli idealler, milletlerin maddi gücünü tamamlayan ve maddi gücünü/ sahip olduğu kapasiteyi yönlendiren manevi kuvvetlerdir. Cephede çarpışan silahların/ orduların arkasında, fikirler vardır.

 Bir millet, ordusunu, vatanını, bağımsızlığını yitirebilir ancak ideallerini yitirmeyen millet tekrar toparlanır; tarih, bunun şahididir. İsrailoğullarının durumu böyledir; Türk milleti de tarihte böyle bir tecrübe yaşamış bir millettir. İdealler yaşatıldığı sürece milletler var olmaya devam ederler.

Milli idealler bazen isim, şekil, muhteva değiştirebilir; duruma göre güncellenebilir. Buna kendi tarihimizden örnek verelim: İslam öncesi Türk ülküsü, cihan hakimiyeti mefkuresi, İslam’ın etkisiyle Türk İslam ülküsüne, ila-yı kelimetullah için nizam-ı alem ülküsüne dönüşmüştür. Türk milleti, Müslümanlaşırken Türk ülküsü de İslamileşmiştir.  I.Dünya Savaşı’nın akabinde Anadolu’nun işgal edildiği yıllarda TBMM ve hatta Osmanlı Meclisi, “Misak-ı Milli”yi milli ideal kabul etmiş, ilan etmişti. Türkiye cumhuriyeti kurulurken, ideal, “misak-ı milli” idi.

 Milli idealler, toplumların umududur, hayalidir. Günümüzde toplumumuzun genelinde, özellikle gençlerimizde şahsi ve milli ideal yoksunluğu olduğunu görüyoruz; ülkümüzü yitirmiş, unutmuş gibiyiz; yitik ülkümüze yeniden can vermek, ruh vermek gerekir.  Aileler, ocaklar, eğitim sistemimiz, ak sakallılarımız ideal üretmeli, aşılamalı; televizyonlarımız, basın yayınımız, kitaplarımız, dergilerimiz milli idealleri anlatmalı ki millete can gelsin. Şiirlerimiz, hikayelerimiz, romanlarımız, sinemalarımız, türkülerimiz, milli idealleri anlatmalı! Unutturulmuş, yitik ülkümüze dikkat çekmek,  insanlarımıza hatırlatmak ve benimsetmek, milletimizi ve devletimizi tekrar büyütecektir.

Milli ideallerin olumlu, yapıcı etkileri yanında bazılarınca olumsuz ve yıkıcı denilebilecek etkileri de vardır; bu da, ayrı bir gerçektir ve tarih, bunun şahididir. Milli mefkureler başkalarına yönelik saldırganlık içerebilir, savaşlara, yıkımlara yol açabilir. Varlığını koruma, hükmetme, yayılma gibi durumlar, milletlere acılar yaşatabilir.

Tarihin en eski milletlerinden biri olan Türk milleti şu gerçeği fark etmeli: Bugün dünyanın en geniş coğrafyasında farklı devletler halinde de olsa varlığını sürdüren millet, Türk milletidir; dünyanın en geniş coğrafyasında konuşulan dil, farklı lehçe ve şivelerle de olsa, Türkçe’dir ve Türklerin büyük çoğunluğu aynı dine inanmaktadır, müslümandır. Türk milletinin yaşadığı sınırlar, bugünkü resmi sınırlarımızın çok ötesindedir; Türk milletinin kültürel sınırları, resmi – siyasi sınırlarının çok ötesindedir. Türk ve İslam coğrafyasında yaşayan farklı topluluklarla, ortak paydalarımız çoktur. Şunu düşünüyor ve hayal ediyorum, geçmişte gerek Selçuklu öncesinde gerek Osmanlı öncesinde Anadolu’da, hacimce,  nisbeten küçük beylikler vardı; nasıl ki bu beylikler zamanla birleşti, büyüdü, tek devlet oldu; ki, zaten tek milletti. Günümüzdeki Türk devletleri de, inşallah, geçmişteki beylikler gibi zamanı gelince birlik olacaklardır. 60 senedir Avrupa Birliği’ne üye olmak ideali peşinde harcadığımız emek, çaba ve zamanı, Türk İslam birliği uğruna sarf etse idik bugün dünya haritası daha farklı olabilirdi; bugün Türk İslam coğrafyası her yönden daha iyi bir konumda bulunabilirdi.

Bugün yine ve yeniden büyük millet ve büyük devlet olmak için tarihte, kültürümüzde yeri olan milli ülkülerimizi (kültürel mirasımızı) yeniden gündeme getirmek, canlandırmak, hayatın her alanında (eğitim, kültür, ekonomi, siyaset…) bu ideallere uygun fikirler ve eylemler oluşturmak temennisiyle!..  Ümitsiz hastalar bile inançla iyi edilirken bazı çevrelerce “hasta” sayılan toplumumuz, böyle bir inanç ve ideal sahibi kılınırsa neleri başaramaz ki? Söyleyecek sözümüz, yapacak işlerimiz var!

                                                                                                         

Feridun ESER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir