Mektebe Gel Mektebe!

MEKTEBE GEL MEKTEBE!

Özel sektör macerasına, yayıncılığı da olan köklü bir dershanede başlamış biri olarak; okullaşmanın, şubeleşerek çoğalmanın, ulusal anlamda adını duyurabilmenin zorluklarını gördüğümü söyleyerek başlamak istiyorum.

Eğitim sektöründe para, hep dershanecilerde olmuş, vakıf okulları ve devlet destekli özel okullar haricinde okullaşmanın öncüsü her zaman onlar olmuştur. Çekirdekten yetişme dershanecilerin hayali, bir gün kendi dershanelerini kurmaktır. Dershane kuranlarınki ise okullaşmaktır. Okullaşanlarsa şube artışına yönelir. Bu, hep böyle olmuştur. 2005’te rekabet koşullarının haksız biçimde değişimini ve dershanecilikte bir grubun kayırıldığını açık açık söyleyerek elindeki tüm dershaneleri kapatan veya özel okula dönüştüren duayen bir isim bile, özel okulculukta geçen 13 yılın sonunda aynı sayı ve kontenjanda kalmış, belki birkaç kampüs artırmış, nicelikten çok niteliğe eğilmiştir. Özel Dershaneler birliğinin Kurucusu ve başkanı olmuş bu eğitimci, bence bir şeyleri yanlış yapmıyordu. Cemaat kartelleşmesi onu da güçsüz bırakıp özel okulculuğa yönlendirmişti.  Şimdi bahsedeceğimiz kolejler zincirimizin böyle bir geçmişi olmamasına rağmen nasıl bir anda 30 şube açtığı, 5 yılda 62 şubeye ulaşabildiği; çok dikkat çekici bir durumdur. Mektebim Kolejlerinden bahsediyoruz.

2014 yılında Yozgat’ta çalıştığım sıralar bir öğrencimle yollarımız kesişmiş, Yozgat’a açılan Mektebim’de çalışmaya başlayan bu kızım vesilesiyle adını duymuştum. Sonra radyo ve televizyon reklamlarıyla karşılaştım. “Çocuğunuzun milli değerlere sahip, geleneklerine bağlı bir eğitim almasını mı istiyorsunuz?” gibi afişlerle de dikkatimi iyiden iyiye çeken bu kurumların atılım yılı, gerçekten manidardır:2014. Özelde FETÖ kurumlarına olmak üzere dershanelere tazyikin başladığı yıl. Hatta aynı tarihlerde, Yozgat’ın tek koleji olan kurumun lise inşaatı başlayıp 17-25 Aralık sürtüşmesinden sonra durmuş, gönül bağı ile bir araya gelmiş bir avuç eğitimciden oluşan bölgesel derneğimizde, bu koleje maddi çıkar gözeterek ortak olmayı teklif etmemizin yerinde olacağını söylemiştim. Çok şükür arkadaşlarım beni ciddiye almayarak darbe girişimi sonrası ahvalimizi değiştirecek bu hareketi önlemiş oldular.

Eğitim ve öğretime yatırım yapma bilinci olarak diğer illerimizden geride olan bir ilde bile şube açabilen bu şirketin çok uluslu olduğunu, maarif mektepleriyle ilişkisini, yurt dışında el konulan FETÖ okullarına da tek tek sahip olduğunu öğrendikçe faraziyelerim komplo teorilerine dönüştü. Kaynağını öğretim kurumlarından alan Selçukiler Dönemi’nin Hasan Sabbah tipi yapılanmasının güncel versiyonu FETÖ’nün okulları, dershaneleri, kolejleri kapatılırken bunları ele alan, doğan ciddi boşluğu dolduran büyük bir sermaye, eğitim piyasasına bir anda girmiş ve 62 şubeye ulaşmıştı. Orta Anadolu kahvelerinde yaptığımız kaba hesaplar gibi bir hesapla her biri 10 milyon liraya mal olsa, 620 milyon para demektir bu. Eğitime bağlı ulaşım, yayın ve benzeri yan kalemleri de hesaba kattığımızda bu para artacaktır. Güzel bir düşünce, FETÖ’den oluşan boşluğu doldurma düşüncesi. Ama parası da güzel… Böyle bir servetle bula bula eğitim sektörü mü bulunmuştur, yatırım yapacak?

Bakıyoruz, daha önce bu çapta girişimler yapmamış genç bir CEO var başında.  Suudi bir şirket, bizim eğitim hayatımıza balıklama dalan bu kolejler zincirinin hissedarı olmuş. İlerleyen süreçte de hükümete yakınlığıyla bilinen, sayın başkanımızın eşi ve çocuklarıyla iştirakler kurmuş, medya ve inşaat sektöründe hızla büyümüş bir şirketler grubu da ortak olmuş. İş, sektör mecrasından çıkarak siyasileşiyor değil mi? Tıpkı Cemaat dershanelerinin orantısız gücünü kullanarak ülkenin alım gücü lan her yerinde önce dershane açıp sonra okullaşması gibi siyasi bir arka edinme durumu Mektebimlerde de var. Peki neden eğitim sektörü? Söyleyelim; insan kaynağı ve olumlu yaygın kanaat oluşturma, yeterli olacaktır. Niçin, ne zaman gibi sorulara girmeyeceğim.

Özetle; hormonlu bir büyüme ve yayılma sürecini ciddi paralarla yürüten bu büyük iştirakin yurt içi ve yurt dışında elde edeceği başarı, eğitim öğretim camiamız açısından üzerinde durulması gereken bir hal almıştır. Sosyal medyada ve şube şube kayıtlarında tatmin edici değerlendirmeler bugün yapılmasa da siyasi nüfuz ve imtiyazlar sayesinde ilerleyen zamanda karşımıza çıkacaktır. Geçen yazımızda belirttiğimiz Proje okul dumuru ve Nitelikli okul tasnifi, özel okulculuğa hizmet ettiği sürece bu iş sadece zaman meselesidir.

Suya sabuna dokunmayan yazılar yazmak isterdim ama eğitimin özel sektör cehdinde ileriye dönük kapıdaki özelleştirmeler ve devlet elindeki okulların içinin boşaltılmasını iliğine kadar hissettiğim üstün başarılı bir okulda çalışıyorum. Bundan sebep zülf-i yâre dokunmadan yazmam mümkün görünmüyor.

 

 Hamza KARAKOÇ

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir