MEHMET AZİMLİ’NİN BENİM GÖZÜMLE COĞRAFYALAR KİTABINA DAİR

Paylaşın:

MEHMET AZİMLİ’NİN BENİM GÖZÜMLE COĞRAFYALAR KİTABINA DAİR

Seyahatnameler her dönemde okuyucunun gözdesi olan eserlerdir. Prof. Dr. Mehmet Azimli de bu anlamda hoş bir seda bırakmak kaygısıyla olsa gerek seyahat notlarını kitaplaştırmıştır. Öncelikle hocamızı tanıyalım. Medrese kökenli bir ailenin evladıydı. Belki de bu yüzden kariyerini İslami ilimler olarak planlamıştı. Ama asıl dikkat çekici olan nokta hocanın sosyal bilimci ve tarihçi gözüyle gezdiği coğrafyalara dair notlarıdır. Bir de bu noktadaki tartışmalara ehli olmadığım için girmek istemem ama hocanın “Siyeri Farklı Okumak” isimli bir eseri de vardır. Bu açıdan bakıldığında gezilen coğrafya kadar gezen kişinin bakış açısının da notlara yansıması doğaldır. Eserde Endülüs, Fas , Balkanlar, Özbekistan, Azerbaycan, Kıbrıs, Amerika,  Batı Avrupa ülkeleri, Suriye, Irak, Ürdün ve Suudi Arabistan bulunmaktadır.  Bu cihetten hareketle geçmişten günümüze dünyanın en önemli merkezleri gezilip aktarılmıştır. Âcizane hocanın Kudüs’le ilgili notlarını da merak ediyorum doğrusu.

Bu yazımızda bir kitabı ancak kendi içinden doğru anlatabiliriz düşüncesiyle dikkatimizi çeken önemli noktaları aktaracağım. Endülüs’e dair kısımlarda anlatılan şu bilgiler İslam medeniyetinin bu coğrafyadan atılamayacağını ispatlar niteliktedir. Bir İspanyol rahatlamak için içki içtiğini ama küçükken dedesinin öğrettiği  bir şarkının onu daha çok rahatlattığını söylemektedir. Olayı anlatan kişi İspanyol’a şarkıyı sorduğunda İspanyol şarkı olarak bildiği Fatiha suresini okur. Ve işin aslını olayı anlatan rehberden öğrenince bu defa şaşırma sırası İspanyol’dadır. ( Mehmet, Azimli, Benim Gözümle Coğrafyalar,2015 s: 17)

Buradan şu yorumu yapabiliriz ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın bir toplum dinini, kültürünü Unutmuyor. Bir şekilde sahip çıkıyor ve yaşatıyor. Endülüs’te bugün Müslümanlar sayıca azınlıkta ama buraya 700 yıl hakim olan bir medeniyet hala ayaktayım diyor. Fas’a dair notlarda dikkatimizi çeken kısımlar: Fas’ta herkes Fransızca bilirken bazı Faslılar Arapça bilmiyorlar bir kısmı ise özellikle konuşmak istemiyorlardı. Hatta Berberi ırkçılığından dolayı Araplara ve Arapçaya kin duyuyorlar ama sömürgeci Fransız’ın dilini çok güzel konuşuyorlardı. ( Mehmet, Azimli, Benim Gözümle Coğrafyalar,2015 s: 34)

Aslında burada İslam dünyasının içler acısı bir hali de gözümüzün önüne gelmektedir. Hatta buna benzer örnekler nadir de olsa bizim ülkemizde de yaşanmaktadır. Sömürgeci sadece malları sömürmemiş  zihinlere ve gönüllere de girmiştir. Bir halkı kendi diline ve dinine karşı düşman etmiştir.

Yukarıda yazılan satırlar bile bizim sömürgecilere karşı verdiğimiz Milli Mücadelemizin kıymetini göstermesi bakımından çok önemlidir. Balkanlarla ilgili dikkatimizi çeken hususlar: Hocanın, Üsküple ile ilgili tuttuğu notları yurt dışında Türkiye imajını göstermesi bakımından buraya aktarıyorum. “ Balkanlardaki Müslümanların bize söyledikleri şu söz hala aklımızdaydı, siz Türkiye güçlüsünüz ama gücünüzü bilmiyorsunuz. Aman güçlü olun , siz aksırırsanız biz hasta oluruz. Siz hasta olursanız biz ölürüz.” ( Mehmet, Azimli, Benim Gözümle Coğrafyalar,2015 s: 45)

İşte Osmanlı bakiyesi bir devlete eski tebaasının bakış açısı. Balkanlar için umut olan Türkiye. Ya da Tufan Gündüz hocanın da Çırpınırdı Karadeniz marşına da atıfta bulunduğu gibi “Türk beklenilendir,  vefalıdır. Dünyanın dört bir tarafında zalime karşı mazlumun umududur. Sırf bu yüzden bizler için dualar eden milyonlar varken bizlerin gönlümüzü onlara kapatmamız düşünülemez. Son olarak bugün Balkanlar dediğimiz coğrafya İstanbul’a pek çok Anadolu şehriyle aynı mesafededir. Sormak lazım Üsküp ve Filibe bize ne kadar uzak. Benim okurken dikkatimi çeken en önemli hususlardan birisi bizim buradaki tarihi eserlerin  Özbekistan’daki emsallerinin yanında küçücük kaldığına dair hususlardı. ( Mehmet,  Azimli, Benim Gözümle Coğrafyalar,2015 s: 51) Yani Özbekistan coğrafyasında ipek yoluyla zenginleşen insanlar hayra hizmet noktasında gerçekten devasa eserler bırakmışlardır. Tabi bu coğrafyanın daha sonra yaşadığı süreçler İslam dünyası açısından ibretliktir. Biz bu noktada tarihimizin iyi ve kötü tüm boyutlarına temasın bizler için daha yararlı olacağını düşünüyoruz.

Bana göre kitabın finali aklımdan çıkmayacak hatta bir ara sınıfta da anlattığım olaya  sıra geldi. Durumu yeten her Müslüman hac farzından sorumludur. İnşallah hepimize nasip olur. Burada zıt gelen husus şu oldu. Suudi Arabistan yönetimi Hz . Peygamber’den kalan tüm eserleri tevhide aykırılık bahanesiyle yok ederken Hayber’i –yani Hz. Peygamber döneminde Yahudilerin yurtlarından birisi- neden orijinal şekilde koruma altına almıştı?  Üstelik kimsenin girmemesi için uyaran levhalar asılmıştı. Hayber’de oturan halkı boşaltmış ve oranın orijinalliğinin korunmasını sağlamaya çalışıyordu. . ( Mehmet, Azimli, Benim Gözümle Coğrafyalar,2015 s: 121) Bu soruların doğru cevaplarını belki biliyoruz belki de öğrenmek işimize gelmiyor. Ayrıca yazarın Amerika’daki aile yapısı ile kendi ailesini kıyasladığı bölümler okunup üzerinde  düşünmek gereklidir. Ayrıca Müslüman algısının analizinin yapıldığı bölümlerde okunmaya değer.

Bu eser hacmi küçük olsa da muhtevası itibariyle ufuk açıcı bir eser. İçindeki notlar yazarın gözlemlerine dayandığı için ilk elden kaynak niteliği taşıyor. Ayrıca eserin bazı bölümlerinin mimarlar, sosyologlar, kültür bilimciler ve tarihçiler tarafından da altı çizilerek okunması gerektiği taraftarıyım. Ülkemizdeki diğer bilim adamlarının özellikle tarihçilerin sağken hatıra ve gezi notlarını kitaplaştırmaları belge niteliğinde olacaktır. Bu tip eserler gelecek nesillere de örnek oluşturacaktır.

 

Mustafa AK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir