LİBYA BİZİM NEYİMİZ OLUR?

Paylaşın:

                        LİBYA BİZİM NEYİMİZ OLUR?

            Libya ya da bizim söyleşimizle Trablusgarp veyahut nam-ı diğer Garp Ocakları. Ülkemizde son bir- bir buçuk aydır Libya gündemin ağırlık noktasını teşkil ediyor. Biz de meselenin dünü ve bugününü sorgulayacağız. Dünü anlatıp Libya’nın neyimiz olduğunu, bugün ise neler olabileceğine dair de kafa yormaya çalışacağız.

       Libya ile ilgili Trablusgarp deyimini işin tarihi boyutunu anlatırken kullanacağım. Trablusgarp bölgesi Dört Halife döneminde İslam hâkimiyetine girmiştir. Emeviler döneminde tamamen İslamlaşmıştır. Ahalisi Kıpti ve Berberilerden oluşmuştur. Sonradan pek çok Arap göçü almış dini etki ile de bu coğrafya da Arapça güç kazanmıştır. 16. Yüzyıla kadar Müslüman Arap- Berberi vb. hanedanları tarafından yönetilen Trablusgarp 1551 tarihinde Turgut Reis tarafından Osmanlı hakimiyetine katılmıştır. Buradaki hakimiyet bir fetih ya da işgal değil o dönemki İspanyol ve Portekiz hücumlarına karşı hilafet sıfatıyla bu coğrafyanın koruyuculuğunun üstlenilmesidir. Osmanlı döneminde Trablusgarp’ı Batı Anadolu kökenli Müslüman Türk aileler yönetmiştir. Bu ailelerin yerli halk ile karışmasından oluşan nesle “Kuloğulları” adı verilmiştir. Libya’nın ilk başbakanı Sadullah Koloğlu ve oğlu gazeteci yazar Orhan Koloğlu bu nesildendir. Trablusgarp Osmanlı döneminde tımar sisteminin uygulanmadığı merkezden uzak yıllık vergi ödeyen bir eyalettir.

           19. yüzyılda Batılı ülkelerin emperyalist politikaları 1830’ da Cezayir’in, 1881’de Tunus’un, 1882’de- Mısır’ın elimizden çıkmasına neden olmuştur. Bu tarihten sonra Osmanlı’nın Kuzey Afrika’daki son toprağı olarak Trablusgarp elimizde kalmıştır. İtalyanlar siyasi birliklerini sağladıktan sonra Osmanlı’nın bu son toprağına göz dikmişlerdir. Buradaki asıl sebep Trablusgarp’ın Akdeniz’deki stratejik konumu ve yer altı kaynaklarıdır. Bu coğrafyayı kara ve denizden savunmak mümkün olmamış ve gönüllü subaylar Trablusgarp halkını İtalyanlara karşı örgütlemiştir. Bu korkusuz subaylardan birisi de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu savaş Atatürk’ün sömürgecilere karşı verdiği ve organize ettiği ilk mücadeledir. 1911’de Uşi anlaşması ile hilafetten kaynaklanan haklar saklı kalmak şartıyla Trablusgarp İtalyanlara bırakılmıştır.

            Bu dönemden sonra da iki coğrafya arasındaki manevi bağ kopmamıştır. Şeyh Ahmet Senüsi Milli Mücadele döneminde ülkemize gelerek Mustafa Kemal’i destekleyen simalardan birisi olmuştur. Ayrıca Türk halkı Libya’nın milli kahramanlarından biri olan Ömer Muhtar filmini beğeniyle izlemiştir.  Libya bağımsızlığını kazanınca başbakan olarak Sadullah Koloğlu ismini görürüz. Türk asıllı olan Koloğlu halkın gönlünü kazanan ve sevilen bir kişi olmuştur.

          Günümüzde ise Türkiye Sarraj yönetimindeki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile 27 Kasım 2019 tarihinde bir güvenlik ve işbirliği anlaşması yapmıştır. Bu anlaşmaya Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan başta olmak üzere, İsrail, Rusya, BAE gibi ülkeler sert tepki göstermişlerdir. Bu tepkilerin pek çok farklı gerekçesi olmakla beraber asıl hedef Türkiye’nin Akdeniz’deki egemenlik haklarına sahip çıkmasıdır. Bu karşı Rusya vb. ülkeler Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen Sarraj hükümetine karşı isyancı Hafteri desteklemektedirler. Eğer istediklerini yaparlar yani Hafter başarılı olursa Türkiye’nin elini güçlendiren anlaşma geçersiz olacaktır. Türkiye ise Ulusal Mutabakat Hükümetine destek vermektedir. TBMM’den Libya ile ilgili asker gönderme tezkeresi geçmiştir.

            Sözün kısası bu yazılanlardan sonra Libya bizim neyimiz olur veya Libya’da işimiz nedir sorularının cevabını siz değerli okuyucularıma bırakıyorum. Selam ve dua ile

Mustafa AK

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir