KONYANIN ORTASINDA PARE PARE ÇALINAN BİR MİHRABIN HİKÂYESİ: BEYHEKİM MESCİDİ

Paylaşın:

KONYANIN ORTASINDA PARE PARE ÇALINAN BİR MİHRABIN HİKÂYESİ: BEYHEKİM MESCİDİ

 Konya’nın Selçuklu ilçesinde Konyalıların şato form diye tabir ettikleri mekânda bir küçük mescit var. Şimdi anlatacağımız hikâye bu mescidin daha açık söyleyeyim mihrabının hikâyesidir. Konya deyince akla Mevlana Celalettin Türbesi, Alâeddin Camii gibi Selçuklu eserleri akla gelir. Daha niceleri var ama ben ilk akla gelebilecek olanları yazdım. Sakın Osmanlı Konya’yı ihmal etti sanılmasın Kapı Camii ve Aziziye Camii gibi Osmanlı eserleri de arz-ı endam eder şehr-i Konya’da. Bunların yanında pek çok Konyalının bilmediği bilse de adından ve hikayesinden haberdar olmadığı bir küçük mescit var meşhur Zafer’in arka tarafında. Yeni neslin akıllı telefonlarda navigasyon yardımıyla bulacağımız şirin ve zarif bir mescit. Lafı çok uzatmadan mevzuya geçelim. Mescidin banisi Selçuklu devletinde hükümdarlara ve Mevlana Celalettin gibi önemli isimlere de hekimlik yapan “Hekimlerin Beyi” Ekmelüttin efendidir. Bu zatın türbesi de mescidin yanında bulunmaktadır. Beyhekim namı ile şöhret bulmuştur. Eseri olmayanın yerinde yeller eser misali- biz ne kadar ismini hastanelerimize versek te adı mütevazı eserinde yaşamaya devam edecektir. Dışarıdan bu kadar sade görünen eserin içinde bir o kadar tezyinatlı bir mihrabı mevcuttu. Mevcuttu ifadesine dikkat aşağı yukarı 100 yıl öncesine kadar. Eskiler yaptıklarını belli bir hikmete mebni yaparlardı. Zahire aldanma yani dışının sadeliğine bakıp öyle geçme içine de bir bak ne güzellikler var misali bir anlayışla yapılmıştır sanki. Tabi biz merak edip bakmayınca elin Almanı bakıyor. Turkuaz renkli çinileri görenleri mest ediyor. Hikâyenin dikkat çekici ve üzücü tarafı bundan sonrası. 19. Yüzyılda Almanların Konya Konsolosluk görevini yürüten Selçuklu uzmanı Loyvted çinili mihrabın resmini çekip ülkesine gönderiyor. Bu  arada bilmeyeler için yazalım mihrap: Cemaatle kılınan namazda imamın bulunup namaz kıldırdığı yer anlamına gelmektedir. Bundan sonraki süreçte mihrap yerli halktan iş birliği yapanlarla beraber gözümüzün önünde parça parça edilip sökülerek Almanya’ya götürülmüştür. Sonrasında tahkikat başlatılmış yakalanabilen suçlular ceza almışlarsa da giden gitmiştir artık. 

Günümüzde ise mihrabın yerine ahşap bir kopyası monte edilmiştir ama aslını yansıtmaktan maalesef uzaktır. Mihrabın aslı ise Almanya’da Berlin Bergama müzesinde Konya ile ilgili eserlerin olduğu bölümde sergilenmektedir. Türkiye’nin mihrabın iadesi ile ilgili çalışmaları devam etmektedir.

SONUÇ: Milli servet niteliği taşıyan kadim eserlerimiz bizlerin sahipsizliği nedeniyle artık “biz”im olmaktan çıkmıştır. Ellere yar olmuş yad ellerde garip kalmıştır. Bizlere düşen ise yenilerini yapamadığımız bu eserlerin bari eskilerine sahip çıkmak onları hatırlamak onları koruyabilmektir. Rabbim ecdadımıza rahmet eylesin bizlere de onların eserlerini bilme, tanıma ve koruma şuuru versin. Selam ve dua ile

1-Hüseyin MUŞMAL , https://www.pusulahaber.com.tr/beyhekimin-cigligi-6712yy.htm

2-https://www.haberler.com/konya-buyuksehir-belediye-baskani-akyurek-2-3604294-haberi/

 

Mustafa AK

 

 

CAMİİ, TÜRBE VE MİHRAPTAN GÖRSELLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir