Kimliğimiz Varsa Varız

0
19
views

KİMLİĞİMİZ VARSA VARIZ

Kimlik nedir sorusunu kısaca; “İnsanın kim olduğunu ispatlayan belge” olarak cevaplayabiliriz. Türk milleti olarak kim olduğumuzu dost düşman herkese, her kıtada, bütün dünyaya ispat etmişiz. “Milliyet nedir öğretmişiz”. Gün oldu kolumuz kanadımız kırıldı, diz çökmedik yeniden doğrulduk, gün oldu ayağımıza çelme takıldı sendeledik düşmedik, yeniden doğrulduk. Fakat gün oldu kalbimizden vurulduk, tam yüreğimizden, yani içimizden vurulduk. İşte o zaman yeniden doğrulamadık. Harici ve dahili düşmanlarımız şunu öğrenmişti. Türk milleti ancak içeriden vurulursa yani kalbinden vurulursa parçalanır, bölünür ve kimliğinden uzaklaşırdı. Ve öyle de oldu. Savaşla yenemeyeceklerini anladıkları Türk milletini içeriden yıkacaklardı. Bunun yolu da milli kimliğini, milli kültürünü bozmak, tarih şuurundan yoksun bırakmak, uyduruk bazı dış toplumlara ait adetleri din adı altında yutturmakla gerçekleşecekti. Yüzyıllardır bu projeyi devreye soktular. Kimliğine yabancı, kimliğini beğenmeyen, kimliğini reddeden, kimliğini küçümseyen, kimliğiyle kavgalı, kimliksiz bir nesil ortaya çıktı. Nihayet başarmış oldular. Tam kalbimizden vurulmuştuk. Sendeledik, düştük, nefes alışlarımız azaldı. Fakat ölmedik. Asla diz çökmedik.  ‘Çıkmayan candan ümit kesilmez’ derlermiş. Her şeyden önce şunu bilmeliyiz. ‘Kalbimiz kimliğimizdir.’ Kalbimizi tamir edersek yeniden dizlerimiz üstüne doğrulur ve kaldığımız yerden devam ederiz.

Peki, bunun yolu nasıldır?, Ne yapmalıyız?, Başarabilecek miyiz? Bütün bu soruların cevabı Türk-İslam düşüncesine, Türk-İslam anlayışına yeniden sahip olmakta yatıyor. Hoca Ahmet Yesevi’nin sınırlarını çizdiği bu anlayış yeniden tesis edilmelidir. Bu düşünceyi kısaca “Yesevi Ahlakı, Yesevi Düşüncesi” olarak tanımlayabiliriz.

Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya ve oradan da bütün dünyaya yaymaya çalıştığımız bu anlayışı tekrar öğrenir ve hayatımıza tatbik edersek kimliğimize kavuşmuş oluruz. Hacı Bektaşi Veli, Sarı Saltık, Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bayram-ı Veli, Ahi Evran, Şeyh Edebali ve yüzlerce Yesevi Ereninin mayaladığı ‘Anadolu mayasını’ yeşertmemiz lazım.

Sevgi, merhamet, yardımlaşma, dayanışma, misafirperverlik, ahlak, vicdan, saygı, kahramanlık gibi hayati fonksiyonlarımızı öncelikle ele alıp ‘can suyu’ olarak toprağa etmeliyiz. Kalbimizde neşvü nema bulacak olan bu değerlere yenileri de eklenince kimliğimiz ihya olacaktır.

Tarih bize aldığımız nefes kadar yakındır. Tarihin kokusunu hisseden Türk milleti geleceğe daha güvenle bakacaktır. Milli kimliğimiz tarihin tozlu sayfalarında değil, pırlanta gibi günümüzü aydınlatan gönül erlerinin sayesinde bugünlere getirdiğimiz canlı bir organizmadır. Türk İslam ahlakı, bilimle, sanatla yeniden buluştuğunda “yarın elbet bizim elbet bizim olacaktır.”

Geçmişe hasret gelecekten ümit varız.

    Osman AZMAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here