KARANLIKTA GÜN YÜZÜNÜZ

Paylaşın:

KARANLIKTA GÜN YÜZÜNÜZ

Cemal Sayan

Ebabil Yayınları, 3. Baskı 2018, 64 s. ISBN: 6059814294

Semanur ULU

“Dolayısı ile Cemal Sayan, benim için hep yalnız ve kıymeti anlaşılamamış önemli bir isimdir. Tıpkı Nevzat Kösoğlu gibi. Ürettikleri metinler ne yazık ki direkt muhatap oldukları camianın çok üzerinde. Bu yüzden yalnızlar.”[1]

Cemal Sayan, 1958 Konya doğumlu, kavga yıllarını iliklerine kadar yaşamış, demir namlunun soğukluğunu her an ensesinde hissederek Ankara’nın yollarını, kaldırımlarını yıllar yılı aşındırmış bir şair. Karanlıkta Gün Yüzünüz, onun buram buram eylül kokan, bir kuşağın kendi penceresinden ağıdını yakan, gölgede kalmış, gün yüzü görememiş kitabı. Karanlıkta Gün Yüzünüz’ün genişletilmiş üçüncü baskısı bu yıl ocak ayında Ebabil Yayınlarından çıktı. İlk iki baskısı 1989’un ocak ve kasım aylarında Gelecek Yayınları ve Doğuş Yayınlarından çıkmış. Belki darbe yıllarının karanlığından belki camianın sanata duyarsızlığından pek bilinmiyor şiirleri. Bu yazı camianın okuma ve yazma ile daha haşır neşir olduğu şu zamanlarda bir vefa borcunun ödenmesi olarak da görülebilir.

Şiirlerin yazıldığı süreç göz önüne alındığında karanlık, çocuk, anne, yorgunluk, rüya, acı gibi kelimelere, imgelere sıkça rastlamak şaşırtıcı olmuyor. Bir kuşağın sancıları, acıları ve illa ki hayal kırıklığı Cemal Sayan’ın dizelerinde öyle zarif dilleniyor ki bu kitabı bitirdikten sonra yüreğin orta yerine çörekleniveren acıyı söküp atmak mümkün değil.

“Üstünde ol gözün

Karakaş var deyi

Karanlık yazdı tarihim

El kadar çocukları”

El kadar çocuklar ki hepsi gün yüzlüydüler karanlığa inat ve karanlığa rağmen. Baskı, zulüm ve acı ile yoğrulmuş zamanları anlatmak üzere “karanlık” sanatçıların çok sık başvurduğu bir kelimedir. Karanlık her şeyi kaplamakta, örtmekte ve insanları derin bir umutsuzluğa mahkum etmektedir. Şairin “unuttum esmerliğinizi” dediği bu çocuklar esmerliklerine aldırmaksızın gün yüzlüdür. Anadolunun güneş yanığı esmerliğini imza gibi yüzlerinde taşıyan bu çocuklar  darağacına yürürkenki gülümsemeleriyle gün yüzlüdür. Sorguda, işkencede, Mamak’ta, Ulucanlar’da gün yüzleri karanlığı aydınlatır onların. Şair der ki: “Gün yüzünüzle bulurum karanlıkta yönümü” Umutsuzluğun pençesinden ancak böyle kurtulur insan bir de zulüm yumru gibi boğazına takılmasa şairin belki daha neler diyecek hasrete dair:

“Düşen yağmurda hasret

Gül’de ezikliğimiz

Ne söyleyebilirim bu zulümde”

Şiirlerin her biri ömre bedel bir derya. Her iyi şiir gibi kanatlarına alıp havalandıran başka iklimleri dolaştıran dizelerle örülü Cemal sayan şiirleri. Yine de farklı mahallelerin ağıdını yakarak ünlenmiş Ahmet Arif kadar, Ahmet Erhan kadar bilinmez, ne yazık. Cemal Sayan’ı şahsen tanımayan herkesin onun şiirlerini keşfetmesi hep bir tevafukla mümkün olmuştur. Reklamları kimsenin gözüne sokulmamıştır, dizeleri sosyal medya gönderilerine iliştirilmemiştir. Adeta bir Tanrı yazgısı, bir mucize kesiştirir yolunuzu onunla. Vakti geldi artık okumalısın der gibi bir ses duyarsınız sanki ve okuyan herkesin hayatında bir iz, bir işaret bırakır. Ömür boyu onun dizeleriyle sürecek bir dostluğun başlangıcı olur. Cemal Sayan okudukça daha çok okunmak isteyen bir şair. Alışıldık hatta ezberlenmiş tariflerin dışına taşarak yazdığı şiirlerin her biri gerektiği gibi okunduğunda birer bıçak yarası olur yürekte. En üzücü yanı ise şiirlerin pek de hacimli olmayan bu tek basılı kitapla sınırlı olması. Oysa ne çok isterdim her ay elime aldığım dergilerden birinde bir şiirini göreyim, dergiyi o sayfadan başlayarak okuyayım. “kuşe-i uzlette çilesini doldurmaktan” vazgeçip yeniden üretmesini dileyerek sözlerimi noktalıyorum.

[1] Selçuk Küpçük, “Söyleyin Eylül Kadar Solgun Genç Adamlar”, https://www.dunyabizim.com/portre/soyleyin-eylul-kadar-solgun-genc-adamlar-h15626.html (28.09.2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir