KADININ ÇALIŞMASI ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER

Paylaşın:

KADININ ÇALIŞMASI ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER

                                     *Feridun Eser

Bazı yanlışları, bizlere yıllardır, doğru diye anlattılar ve kabul ettirdiler. Bizler de pek düşünmeden, sorgulamadan bize söylenenleri, doğru kabul ettik. Oysa üzerinde biraz düşünebilseydik gerçeklerin hiç de bize söylendiği gibi olmadığını kavrayabilecektik; ancak buna da fırsat verilmedi. Çünkü bir şekilde, sürekli meşgul edildik ve sürekli propagandaya maruz kaldık. Bize doğru diye öğretilen yanlışlardan biri, kadının, Avrupa’da başlayan sanayileşme ile iş hayatına girmiş olduğudur. Bu çerçevede, bizim toplumumuzda da, kadının iş hayatına girmesinin Batılılaşma/ modernleşme sürecinde ancak 20.yy.da gerçekleştiği söylendi. Oysa durum/ gerçek, böyle değildi.

Tarihsel – ekonomik bakımdan avcılık – toplayıcılık, tarım ve sanayileşme süreçlerinden geçilerek günümüze ulaşılmıştır. Bu süreçte kadının sanayileşme ile iş hayatına girdiği söylemi yanlıştır. Kadın, tarihin başlangıcından beri, avcılık – toplayıcılık sürecinden itibaren iş hayatının ve ekonomik faaliyetlerin içindedir; evine, ailesine, eşine geçim mücadelesinde yardımcıdır. Tarım toplumlarında, ki büyük kısmı, hem doğuda hem batıda dini değerlerin belirleyici olduğu toplumlarda kadın yine iş hayatının içindedir. Tarlalarda, bahçelerde, bağlarda tarımsal üretimin her aşamasında ve her alanında kadın iş hayatında aktiftir. Hele hele İslam’ın kadınları dört duvar arasına hapsettiği, çalışmasına izin verilmediği iddiaları geçersiz söylentilerden ibarettir. İslam, kadınlara başından itibaren çalışma hakkı tanımıştır; tabi ki meşru ve helal şartlarda!

Kadının sanayileşme sürecinde çalışmaya başladığı iddiaları yanlıştır; gerçeğin çarpıtılmasıdır. Bu tür iddiaların amacı, sanayileşmeyi övmek ve yüceltmek, dini değerleri ve tarımsal faaliyetleri küçümsemek, değersizleştirmek, kadının çalışmasının özgürleşme/ özgürleştirme aracı olduğu fikrini yaymaktır. Yeni bir dünya ve yeni bir toplum oluşturmaya çalışanlar, sanayileşmeyi, modernleşmeyi övüp kabul ettirmeye çalışırken doğal olarak eskiye ait olanları değersizleştirmelidirler.  Propaganda edilen bu iddialar ve söylentiler neye ve kime yarar sağlamış, neye ve kime zarar vermiştir; üzerinde iki yönlü olarak etraflıca düşünülmesi ve değerlendirme yapılması gerekir. Öncelikle şu gerçek unutulmamalıdır: Kadın, tarihin başlangıcından beri iş hayatının içindedir ve din (Hem Hıristiyanlık hem İslam), kadının çalışmasını yasaklamamıştır.

Avcılı – toplayıcılık, tarım ve sanayi toplumlarında kadının çalışma koşullarının değerlendirilmesi ve bilinmesi gereklidir; bu husus, konumuz açısından faydalı olacaktır. Avcılık – toplayıcılık ve tarım toplumlarında kadın iş hayatının içinde iken evinden ve ailesinden kopuk değildi, çalıştığı mekan evinden ve ailesinden uzak ve ayrı değildi ve birlikte çalıştığı kişiler de genelde aile yakınlarıydı, yabancı değildi. Oysa günümüz koşullarında daha doğrusu sanayileşme sürecinde çeşitli işyerlerinde çalışan kadınlar, bütün bu açılardan olumsuz, dezavantajlı koşullarda çalışma hayatı içinde bulunmaktadırlar. Sanayi toplumlarında çalışan kadınların çoğu ailesinden, evinden ve yakınlarından uzakta, mekansal olarak ayrı yerlerde ve çoğunlukla yabancılarla beraber çalışmaktadır; yani sanayi toplumlarında çalışan kadınlar evlerinden, ailelerinden, yakınlarından uzaklaşmışlardır/ uzaklaştırılmışlardır. Bu da beraberinde birçok olumsuzluğa yol açmıştır, açmaktadır.

Kadının sanayileşme/ modernleşme sürecinde çalışması aile yaşamını, aile birliğini ve özellikle çocukları, çocukların yetişmesini olumsuz etkilemiş ve etkilemektedir. Aile yaşamı, aile birliği ve çocukların beslenmesi, bakımı, yetiştirilmesi, çocukların gelişimi bakımından bazı sorunlara yol açmıştır, açmaktadır. Hal böyle iken ülkemizde ve dünyada kadının çalışması ve iş hayatı, bu gerçeklere (olumsuzluklara) göre yeniden düzenlenmelidir. Aile birliğinin devamı, aile yaşantısının gereği ve çocukların eğitimi, gelişimi açısından kadının çalışma koşullarında yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Bu düzenlemeler, aile birliği, aile hayatı ve çocukların yetiştirilmesi, bakımıyla ilgili olumsuzlukları ortadan kaldırabilecek nitelikte ve yönde olmalıdır. Hızlı hareket edilmesi gerekir çünkü sorun aileyle ilgilidir.

Çocuk, ilk eğitimini ailesinden, özellikle annesinden alır. Çocuğun ilk eğitim yeri, ilk okulu, ailedir; ilk öğretmenleri de anne ve babasıdır. Çocuk dili, terbiyeyi, temel kuralları ve diğer insanları, kültür kodlarını ailesinden, özellikle annesinden öğrenir. Şimdilerde çocukların çoğu ailenin, özellikle annenin vermesi gereken temel değerleri/ terbiyeyi öğrenemiyor; öğrenemeden ailesinden alınıyor ve kreşlere, yuvalara, okullara veriliyor; eğitimlerini oralarda alıyor. ‘Çağın çalışma koşulları bunu gerektiriyor’ demek, bir ucuz bir bahanedir ancak pahalı ve olumsuz sonuçlar doğuracaktır, doğurmaktadır. Ailesinin,  annesinin ve babasının yetiştirmediği/ yetiştirmesine imkan verilmediği çocukları, kendilerine profesyonel denilen eğitimciler yani yabancılar yetiştiriyor. Çocuk, anne ve babasının elinde değil eğitimci denilen yabancının elinde büyüyor, büyütülüyor. Sorum şu: Bu çocuk, kimin istediği gibi yetişir acaba?

Günümüz şartları, yukarıda kısaca bahsettiğimiz sebeplerle, kadının çalışması açısından olumsuzluklarla doludur. Kadının bu şartlarda çalışması/ çalıştırılması, ona ve aile bireylerine ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor; bu konu üzerinde iki yönlü ve etraflıca düşünülmeli ve değerlendirilmelidir. Kadının sadece ekonomik kazanç için yukarıda sıraladığımız olumsuz koşullarda çalışması/ çalıştırılması, aslında, aile, çocuk ve toplum açısından elde edilen kazançtan ve sanıldığından daha fazla zararlara yol açmaktadır.

Mevzuyu şimdilik çok uzatmak istemiyorum; nasipse bir sonraki yazımız bu yazımızın devamı niteliğinde neticelenecektir.

                                                                                                                                                                *Feridun ESER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir