İSLAMİ DÜŞÜNCESİ-MODERNİTE VE YANSIMALARI

Paylaşın:

İSLAMİ DÜŞÜNCESİ-MODERNİTE VE YANSIMALARI

Es-Selam Değerli Dostlar…
Yazar Abdurrahman Arslan’ı.yeni keşfettim. Maalesef pek ön olanda olan biri değil ama kanaatime göre en büyük eksikliğimiz olan eleştirel düşünceyle ve bakışla günümüzü en güzel yorumlayan yazarlardan diyebilirim.
Moderniteyi ve İslam Düşüncesini salt fikirleri ile güzel bir şekilde izah etmeye çalışmış akıcı bir dil ile…
Kendisini çağın yıkıcı bir o kadar yorucu unsurlarından soyutlamaya çalışıp dingin bir hayat sürmeye çalışan idealimdeki yazar portresini çizen bir düşünür diyebilirim.
Kalbin Akletmesi Kitabında  islâm düşüncesi ve modern dönemlerdeki tartışmaları  düşünsel eksende ele almış.
Yazarımız Düşünce nedir sorusuyla başlıyor ve cevaben; tezekkür, tefekkür ve bir de teamül..ifadeleri ile zenginlik katıyor .
Demek oluyor ki düşünce bir kavram ile değil bir çok kavram ile açıklanabilir.
Ve batı kültürüne baktığımızda da düşüncenin bizim kadar geniş tanımları yok, örneğin tezekkür kavramını da diğer 3 kavrama ekleyebiliriz.
Ayrıca düşünce bir faaliyettir yani aklın faaliyeti…
Peki bu düşüncenin kaynağı ne?
Düşünceyi önce hikmet kavramı ile ele aldıktan sonra akli faaliyetle bilgiye ulaşıyor.
Neticede taraflı tarafsız bilgi ortaya çıkıyor.
Bu bağlamda asıl sorumuz geliyor, peki İslam Düşüncesi nedir?
Bir düşüncenin İslami olması için ki yazarımıza kesinlikle katılıyorum o kimsenin Müslüman olması gerekiyor.
Yani İslami düşünce dediğimiz düşünce biçiminin bütün bu unsurları içerirken, aynı zamanda da imandan bağımsız bir faaliyet olmadığı meselesi ortaya çıkıyor.
Yoksa bir oryantalist;
İslamı belki bizlerden çok çok daha iyi bilebilir, islami usulü de kullanabilir, bir Müslüman toplumunun sorunlarını da çözüm üretebilir ama Müslüman olmadığından islami bir bilgi üretti diyemeyiz.
Kanaatime göre ise islami bir bilginin düşüncenin özünde nübüvvete dayalı bir düşünce yok ise o islami düşünce değildir.
Ve bu doğrultuda dünyayı,varlık dünyasını,eşyayı ,insanı,sorunlarını yorumlaması elzemdir derim.

Diğer bir sorumuz ise;
Bir Müslümanı nasıl düşünür ve düşünmeli?
Hepimizin hayatında bir bulanıklık var , netlik giderek kayboluyor ve biz bunu nasıl aşacağız?
Mesela ibadetlerimizi yerine getirsek de niçin insani ilişkilerimizde gelgitler yaşanıyor?
Bunun en büyük sebeplerinden biri yakın zamana kadar Kur’an’dan ,sünnetten referans alarak hayatımızı ikame etmeye çalışırken ;
Bizler ne yapıyoruz bu noktada…
Hayattan yola çıkarak Kur’an ve Sünnete soru soruyoruz.
Bunun sonucunda zihni dönüşümlerin, ideallerin farklı bir istikamete yöneldiğini görüyoruz.
Neticede doğruyla hakikat arasındaki bağı bir türlü kuramıyoruz…
Fazla uzatmadan derim ki;
Yaşadığımız hayatı sorguladığımızda Kur’ana sorar ve sünnette bunun karşılığını ararsak hakikatin elimden tutacağımıza inanıyorum.
Ve İngiliz tarihçi J.Arnold Toynbee öyle bir cümle kurmuş ki modernitenin toplumumuza  yansıması ibretlik…
‘’Özellikle Anadolu halkını öyle bir hale getirdik ki , ne Müslümanlıklarını yaşayabiliyorlar ne de Hristiyan olabiliyorlar…’’
Rabbim cümlemize feraset ihsan eylesin…
Sağlıcakla kalın.

KAYNAK:

Kalbin Akletmesi ( Abdurrahman Arslan )

                                              

SALİH TURHAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir