İKİ VATANSEVER TÜRK’ÜN ÖYKÜSÜ ATATÜRKÇÜ KEMAL VE OSMANLICI HAMİD  

Zeynep Han DİKMEN
Paylaşın:

İKİ VATANSEVER TÜRK’ÜN ÖYKÜSÜ ATATÜRKÇÜ KEMAL VE OSMANLICI HAMİD

 

İzmirʼde Kemâl ve Hamîd adlarını taşıyan birbirleriyle çok iyi anlaşan iki Türk çocuğu vardı. Yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi. Bir gün etraflarında milliyeti belli olmayan art niyetli kimseler bu iki Türk gencinin birlik olmasından rahatsız olup bunları birbirine düşürmek istediler.

Ne idüğü belirsiz art niyetli kişiler bir gün Kemâl’e şöyle diyerek onu kışkırtmağa çalışarak şöyle fitne verdiler:

— Kemâl biliyor musun? Bu ülkenin geri kalmasının, ilimde ve fende geri kalmasının ve Batı gibi medenî olamamasının sebebi Osmanlıʼdır. Bu hânedân zevk ve sefâya düştü. Seni beni düşünmedi, yânî Türk milletini düşünmedi.  Araplaştırmış. Seni câhil gördü ve dışladı.

Sana bir siyâsî parti tavsiye edeceğim. Bak o partiye katılırsan her şeyi anlarsın. Ayrıca o Hamîd denen çocuktan uzak dur o Osmanlıcıdır. Sana düşmandır.

Başka bir gün de milliyeti belli olmıyan kimselerden birileri Hamîdʼi bir köşeye çekmişler ve onu da  kışkırtmağa başlamışlar:

– Hamid, Kemâl var ya işte o senin ecdâdını yok sayıyor. Senin bir gece de cahil kalmanı sağladı, inkılaplar ile  Senin değerlerine hakaret ediyor. İslam’a düşman. Müslümân gibi yaşamanı istemiyor. Lozan bir zaferdir, diyor. Ortak bir noktanız yok.

Milliyeti belli olmayan kişiler Hamid’e de fitne verdikten sonra, Kemâl’e tavsiye ettikleri siyasi  partinin karşıtı olan başka  siyâsî partiye katılmasını istemiş. Böylece iki Türk soylu olan Kemâl ve Hamîdʼi birbirine düşman ettiler.

Kimlere hizmet ettiği belli  olmayan milliyeti meçhul kişiler amaçlarına ulaşarak bu iki vatansever Türk gencini birbirine düşman etmişler.

Kemâl artık Atatürkçü olarak anılıyor ve milliyeti belli olmayanların tavsiye ettiği siyâsî partinin gençlik kollarında partizan fanatikliği  yapıyordu. Hamîd de Osmanlıcı olarak anılıyor. Milliyeti belli olmayanların yönlendirdiği başka bir siyasi  partinin gençlik kollarında ateşli bir şekilde particilik yapıyordu.

Bir zaman sonra birbirine düşman edilen Kemâl ve Hamîd aynı üniversiteyi ve aynı bölümü kazandılar.  İstanbul Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne kayıt oldular. Kantininde, yerleşkesinde, kütüphanesinde ve diğer ortak alanlarında karşılaşacakları yetmezmiş gibi aynı derslikte sınıf arkadaşı  oldular.

İstanbul Üniversitesinde Tarih Bölümü Prof. Dr. Korkut Aksakallı  Türk târihi, kültürü ve dünyası mes’elelerinde ihtisas yapmış çok iyi bir tarih bilimciydi. Türk töresine sımsıkı bağlı olan  Prof. Aksakallı bir gün derste Osmanlı topraklarının işgâle uğrayıp dağılması, Osmanlı saltanatına son verilmesi ve cumhûriyet rejiminin i’lân edilmesi mes’elelerini anlattığı esnada,  Kemâl el kaldırarak hocası Prof. Aksakallıʼya şunları söyledi :

– Efendim benim atalarım Osmanlı değildir. Ben Osmanlılık diye bir şeyi kabûl etmiyorum. Hunlar ve Göktürkler bizim atamızdır. Osmanlı Türk olmayan Slav kadınlarla evlenerek  Türk’lüğünü kaybetmiştir. Biz Türklüğümüzü cumhûriyet sâyesinde hatırladık.

 

Hamîd el kaldırmadan sözünü kesmiş ve şöyle demiş:

– Hocam bu arkadaş siyâsî partisinin görüşü ile fanatiklik yapmaktadır. Asıl cumhûriyet bizim kimliğimiz değildir. Milletin dinini ve harsını (kültür) yok etmeğe çalışmışlardır. Bunların Türklüğü sadece lâftadır, slogandadır, Türk töresinin ceza yasalarını değil, batı Avrupa’nın yasalarını getirerek Türk’ü ahlaksızlaştırmışlardır.

Prof. Aksakallı:

– Hamîd Evladım size bir soru sorabilir miyim?

Hamid:

 

– Buyrun hocam, elbette sorabilirsiniz.

Prof. Aksakallı:

– Kemâlʼi siyâsî partisinin görüşünü söylediğini ifâde ettin. Bu da demek oluyor ki Kemâl bir siyâsî parti ile Türk varlığını açıklıyor. Peki senin Kemâl’in fikirlerinin aksini savunan bir siyâsî parti  ile alâkan var mı? Sende o siyasi partinin Türk’lüğü Osmanlı ‘ dan ibaret görerek Kemal’in düştüğü hataya düşmüyor musun? Güvenilir Türk sözü ile dürüst bir şekilde cevâp vereceğine emînim.

Hamîd:

  • Haklısınız ! Evet efendim bir siyâsî partiye mensûbum…

Prof. Aksakallı:

– İkinizde İzmirli Türk gençlerisiniz. O hâlde size Türk varlığının ne demek olduğunu, ve Türk varlığına düşman olanların sizi nasıl birbirinize düşman etmek istediklerini  ibretlik bir vaka ile anlatayım.

Kemâl ve Hamid oturdukları sıralardan pür dikkat hocalarını dinlemeğe koyuldular. Prof. Dr. Korkut Aksakallı anlatmaya başladı :

Göğün çadır, güneşin bayrak olması gereken Afrika topraklarında , rüzgarın savurduğu otların arasında bir kaplan iki geyiğin dallı boynuzları ile kavgasını sinsi bir şekilde izliyordu. Kaplanın gözüne kestirdiği birbiri ile dövüşen  bu iki geyiğin her hareketini gözlemliyor, gözünü bir an olsun ayırmadan daha da zayıf duruma düşmelerini bekliyordu. Pusuya yatmış kaplanın varlığından habersiz olan ve bencillik eden aynı soydan iki geyik tüm hiddeti ile birbirlerine boynuz geçirerek dövüşmeye devam ediyorlardı.

Birbirine düşmanlık ile otlak kültürü aynı olan iki geyik artık bitap düşmüş, ve iki geyiğin gücü birbirleri ile didişmekten zayıflamıştı. Bunu fırsat bilen pusudaki sinsi kaplan otların arasından çıkarak kaplanlardan birinin boğazına dişlerini geçirerek yakaladı ve öldürdü. İkinci geyik ise dövüşmekten yorgun düştüğü için kaplanın saldırı yaptığı  olay yerinden uzaklaşırken ,bir başka fırsat kollayan sırtlanlar ile karşılarak boynuzları ile birlikte sırtlanların dişleri arasinda  parçalanmıştı.

Hamid el kaldırıp izin istedi :

 

  • Bu anlattığınız ibretlik ders;

Birbirinizle çekişip durmayın, gücünüz ( devletiniz ) elden gider ve düşmanlarınız üzerinize çöküverir.

Kur’an’ı Kerim de Enfal suresi 46. Ayetine benzemekte.

 

Osmanlı Sultanı 5. Mehmet Reşat

  “Ben Osmanlı Padişahı, İslâm Halifesi, fakat her şeyden evvel Türk Hakanıyım.” diyerek Osmanlı Hanedanımızın Türklüğünü vurgulamıştır.

Hamid’in sözünün bitmesinin ardından Kemal de şöyle söyledi ;

Gazi Mustafa Kemal Atatürk der ki;

 

“Vαtαnın bαhtsız gününde yαpılmαktα olαn kurtulmα çαbαlαrındα en önemli bαşαrı millet fertlerinin tümünün vαrlık ve ruhuylα bütün kuvvetlerinin birleştirilmesidir

Bütün dünyα bilmelidir ki, Türk milleti hαkkını, sαygınlığını şerefini, tαnıtmαyα kudreti vαrdır. Türk vαtαnının bir kαrış toprαğı için bütün millet bir vücut olαrαk αyαğa kαlkαr.

Haklısınız Hocam ! Bir Osmanlı Türk subayı olan Musatafa Kemal Atatürk de;  birlik olmamızı isterdi diyerek sözlerini bitirdi.

 

Kemalve Hamid ‘in özünde muhafaza ettikleri Türklüğü birlik ve beraberlik sözleri ile ifade etmeleri Prof. Dr Aksallı’yı duygulandırdı. Kemal’in, Hamid ‘in gözlerinin içine derin derin  bakarak atalarımızın uyarı ve tedbir alsınlar diyerek Türk milletine miras bırakılan Orhun Yazıtlarında taşa kazınılan Bilge Kağan ‘dan şu sözleri tekrar etti .

Çinlilerin tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk halkından bir çoğunuz öldünüz. Türk halkı, mutlaka öleceksin! Güneye Çugay dağlarına, Tögültün ovasına yerleşeyim dersen, Türk halkı, mutlaka öleceksin. Kötü insanlar şöylece akıl verirlermiş: “Uzakta isen Çinliler ipeklinin kötüsünü verirler, yakındaysan ipeklinin iyisini verirler” diye öğretirlermiş.

Cahil insanlar, bu sözleri ciddiye alıp yakınlaştığınızda çoğunuz öldünüz. Oralara gidersen, Türk halkı mutlaka öleceksin. Ötüken topraklarında yaşayıp sağa-sola kervanlar gönderirsen hiç sıkıntıya düşmeyeceksin. Ötüken dağlarında yaşarsan kurduğun ülke sonsuza değin ayakta kalacaktır. Türk halkı, toksun. Acıkacağını ya da doyacağını düşünmezsin. Bir doyarsan, tekrar acıkacağını düşünmezsin. Böyle olduğun için seni beslemiş olan hakanının

 sözlerini dikkate almayıp her yöne gittin. Oralarda tamamen yok oldun, tükendin. Geride kalanlarınız yarı ölü yarı diri her yere gidiyordunuz. Tanrı lütfettiği için, benim de talihim olduğu için kağan olarak tahta çıktım. Tahta çıktıktan sonra yoksul ve fakir olan halkı tümüyle bir araya getirdim. Yoksul halkı zengin ettim, az olan halkı çoğalttım. Acaba bu

 sözümde yalan var mı? Türk beyleri, halkı bunu dinleyin: Türk halkını derleyip ülke kuracağınızı buraya kazıdım, hata edip öleceğinizi de buraya kazıdım. Söyleyecek ne sözüm varsa bengi taşa kazıdım. Buna bakarak anlayın. Şu anki Türk halkı, beyleri, halihazırdaki beyler, sizler mi yanılacaksınız? 

 

Prof Dr Aksakallı Orhun yazıtlarındaki son cümleyi yüksek sesle tekrar etti !

Şu anki Türk halkı, beyleri, halihazırdaki beyler, sizler mi yanılacaksınız? 

Pusu da ellerini ovuşturup bekleyen sinsi düşmanlar tarafından ayrıştırılmaya devam mı edeceksiniz Türk gençleri !

Tarih hocalarının anlattıkları karşısında   Atatürkçü Kemal ve Osmanlıcı Hamid , milliyeti belli olmayanların Türk milletini birbirlerine düşman ettirici oyunların farkına vardı.

 Kemal ve Hamid birlikte aynı milli şuur ile şöyle söylediler ;

“Atatürk de bizim, Osmanlı da bizim , hürmet eder, hakaret ettirmeyiz. Milli meselelerimizi milliyeti belli olmayanların önünde dile düşürmeyiz.”

diyerek göğe bakarak diz kırdılar. Türk vatanının ilelebet varolması için , Oğuz hanedanlıklarına, putlar yapmamış  Türk atalarına  düşmanlık eden çakallarla birlikte mücadele etmek için ant içerek Bozkurt’ laştılar.

Zeynep Han DİKMEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir