İki Şerefli Türk

Paylaşın:

İKİ ŞEREFLİ TÜRK

Her şey aynı gitse idi ben de şu an şahsi bilgisayarımı açıp her zamanki iştahla yazımı yazmak üzere sandalyeme kurulmuş olacak ve huzurunuza çıktığım bundan önceki iki yazının devamını kaleme almaya başlayacaktım.
Fakat işler hiçte öyle alışılagelmiş düzen içinde gitmedi. Hoş, Türk’ün hiçbir zaman sıradan (daha doğru bir ifade ile durağan) bir yaşamı olmamıştır. Benimki de laf ü güzaf işte.
Size dilimizin üzerinde oynanan dehşetli oyunlardan bu yazıda da bahsedemememin, namusumuz bildiğimiz Türkçe davamızı anlatamamamın önüne iki mühim sebep geçti.
Bunlardan ilki; Türk Azerbaycan’ın Komünist Kanlı Rus’un pençesinden kurtuluşunda en ön safta yer alan Ebulfez Elçibey’in Tanrı katına gitmesinin yıl dönümünün gelip çatmasıdır. (Diğerini ise aşağıda yeri geldiğinde okuyacaksınız.)
İyi bir Türk kendi tarihini en mükemmel şekilde bilmelidir. Bu tarihin içerisinde yer alan şahsiyetleri de yeterince hazmetmelidir. İşte, özümseyeceğimiz, atamız bileceğimiz şahsiyetlerden biri de Ebulfez Elçibey’dir.
Elçibey bizim anlı şanlı tarihimizin yetiştirdiği, bu milletin şerefli bir evlâdıdır. Çünkü o henüz yaşarken Türk dünyasının sorunlarını görmüş ve hayatını büyük Türk birliğine adamıştır. O, “Azerbaycan ile Türkiye konfederasyon seklinde birleşmelidir,” diyen büyük bir Turancı idi. İktidarına mâl olacağını bile bile Azerbaycan petrollerinin %35’ini Türkiye’ye veren tam bir Türkiye sevdalısı idi. Türk Cumhuriyetleri içerisinde Komünist ekolden gelmeyen tek liderdi. Bütün baskılara rağmen Rus askerini Bakü’den sürüp çıkaran ve kendi milli parasını basan bir kahramandı. Gerçek adı Ebulfazl Kadir Güloğlu Aliyef olmasına rağmen sırf kelimenin sonunda –ef takısı bulunduğundan dolayı “Yabancının damgasını bir it tasması gibi boynumda taşıyamam,” diyerek Aliyef soyadına karşı çıkıp Elçibey’i benimseyecek kadar milli şuuru uyanık bir liderdi.
Elçibey 22 Ağustosta aramızdan ayrılalı 18 yıl olacak. Bundan 18 yıl önce Azerbaycan’da vefat etmesi mümkün iken “Ben bu ülkenin de vatandaşıyım. Ruhumu Türkiye’de teslim etmeli bedenim Azerbaycan toprağında uzanmalıdır,” diyerek bu topraklardan Tanrı huzuruna Türk’ün elçisi olarak gitti. Böyle büyük bir Türk’ü anmamak, ardından yas törenleri düzenlememek, hiç değilse sosyal medyadan hakkında birkaç kelam sarf etmemek bizim vicdansızlığımızın bir mahsulü olarak kalacaktır.
* * *
Elçibey’in Azerbaycan’ı yeryüzündeki bahtsız ülkeler sıralamasında üst sıralarda yer alan bir ülkedir. Topraklarının mühim bir kısmı Ermeni işgali altındadır. Vatandaşlarının ise %80’ni İran’ın tahakkümü altında bulunan Güney Azerbaycan topraklarında yaşamaktadır. Bu iki durumda da sömürü altında bulunan Türkler, defalarca soykırıma uğramışlardır. Hâlâ sistemli bir şekilde asimilasyon, sindirme, pusturma ve yok etme faaliyetleri bütün hızıyla sürüp gitmektedir. Bu mezalime en son Rahim Cavadbeyli olayı ile şahit olduk.
Bir Güney Azerbaycan Türk’ü olan Cavadbeyli, geçtiğimiz günlerde ülkemizde tutuklanarak İran’a teslim edilmek üzere Van’daki kampa götürüldü. İran Cavadbeyli’yi idam etmek için istiyor. Çünkü;
1) Bilinçli bir Türk olan Cavadbeyli bütün Türklerin tek bir alfabe ile konuşup yazmasını istiyor.
2) Cavadbeyli Türkiye’de basılan mühim eserleri Azerbaycan’da yeniden bastırarak milli bilincin uyanmasına çalışıyor.
3) Cavadbeyli, yazdığı eserle; “Kürtler Hint kökenlidir. Anadolu en eski dönemlerden beri Türk yurdudur. Bu coğrafyaya sonradan gelen Türkler değil Kürtlerdir,” diyor.
4) Cavadbeyli; Günümüzde İran olarak adlandırılan bölge, Fars rejiminin işgali altındaki Güney Azerbaycan toprağıdır, Türk toprağıdır, diyor.
5) Cavadbeyli, Tebriz ve Tahran üniversitelerinde tarihte ilk kez olarak Türkçe sınıfların açılmasını sağladı.
6) Cavadbeyli, kurnaz ve zalim Fars faşizmine, Türklerin Farslılaştırılmasına, dil ve kültür bağlarının kırılmasına karşı çıkarak Güney Azerbaycan Milli Uyanış Hareketini, İran’da Türklük bilincine dayalı milli hareketi, başlattı.

Bu kadar çok suçu(!) olan bir Türk’ü İran elbette asacaktır. Fakat biz Türk devleti olarak bize sığınmış bir Türk’ü düşmanlarına teslim edersek yarın tarih huzurunda nasıl hesap veririz? Büyük Turan’ın gelecekte kurulmasında köprübaşları olacak olan böyle kültür ve ilim ilmiklerini sökersek yarın torunlarımızın bizden utanacakları bir geçmişi onlara bırakmış oluruz.
Bu yüzden Rahim Cavadbeyli bizim milli davamızdır ve İran’a verilemez. Rahim Cavadbeyli’de bizim gibi bir Türk olduğu için ona sahip çıkmamız bir kan meselesidir, Türklük görevidir! Kanından şüphesi olmayan herkes bu kutlu görevi bir şeref bilmeli ve yetkililer sesimize kulak verinceye kadar bu mazlum ve şerefli Türk’ün sesini her mecliste haykırmalıdır ve biz haykıracağız da!

Enver GERDANCIOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir