Hocalı’nın Düşündürdükleri

0
37
views

Bir hocamız anlatıyor:
“Bugün derste 12. sınıf öğrencilerine Türklere uygulanan Hocalı Soykırımı konusunda, Ermeni vahşetini belge ve tanıklarıyla gösteren bir video izlettim. Dersin son 2-3 dakikasında video bitince öğrencileri gözlemlemek için serbest bıraktım.
İzlediği videoda soydaşının yaşadığı soykırımdan etkilenen birkaç öğrenci dışında diğer öğrenciler videodan 10 saniye sonra günlük hayata dair gülmeye, kahkaha atmaya başladılar!

Hocalı Katliamı'nın 28. yılı - Son Dakika Haberleri
Acı!
Geçen gün aynı videoyu izlettiğim 11. sınıf öğrencisi ise çok üzgün bir şekilde tamamen iyi niyetle “hocam niye ölüyorlar ki, Türkler o topraklardan çıkıp gitsinler, böylece Ermeniler onları öldüremesin” dedi. Vatan kavramı verilememiş!
Bakın dikkat edin, 11. ve 12. sınıf öğrencilerinden bahsediyorum. Hani 100 yıl önce vatan savunmasında rol alan, elinde silah cepheye koşmak için çırpınan çocuklarımız nereye gitti? “

Hocamızın bu haklı sorusu milli vicdanlarımızda bir bomba etkisi yaratmıyorsa külahımızı önümüze koyup düşünmenin vakti çoktan gelmiş ve hatta geçiyor demektir. Slogan toplumu haline gelmemizin ve her şeyi salt materyalist gözle görmemizin acı meyvelerini topluyoruz, demektir.

Evet, Hocalı’da bir gecede Türk soyu vahşetlerin en büyüğünü yaşadı. Bir gece de 70’i yaşlı, 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere 613 Türk canice katledildi. Binlercesi esir düştü.

Ermenistan'ın Hocalı katliamı. Unutanın kalbi kurusun. Dünya döndükçe rüzgar estikçe insanoğlu nefes aldıkça unutmayacağız
613… Sayı olarak zikretmek ne kadar kolay! Hazangül Emirova 613 kişiden birinin kızı ve o meşum geceyi yaşayanlardan biri olarak anlatıyor: “Babamı bir ağaca bağladılar ve beni yanına götürdüler. Babama dediler ki; Bütün Azerbaycan toprakları Ermenilerindir, dersen seni ve kızını serbest bırakacağız.” O yiğit baba cevap veriyor:

“Beni öldürseniz de ben öz toprağımı bırakmayacağım.” Ermeniler bu defa kızıyla tehdit ederek, sorularına istedikleri cevabı vermezse kızının önünde diri diri yakacaklarını söylerler. O asil Türk baba, kanındaki cevherle Ermenilere der ki; “Onları da getirin benimle yakın. Ben yine de öz vatanımı satmayacağım.”

Ve 613 masum Türk’ten biri vatan toprağını (dille dahi) satmadığı için kızının gözü önünde yanarak can verdi. Onlar vatan toprağı Ermeni toprağıdır demediği için ölürken bugün bizim yetiştirdiğimiz nesiller “Türkler o topraklardan çıkıp gitsinler, böylece Ermeniler onları öldüremesin,” diyor.

613… Dile kolay fakat her birinin ayrı ayrı hikâyesi, her birinin ardında bıraktığı gözü yaşlı insanlar, ıstıraplar, işkenceler. Orada katledilenler sadece “613” ile sınırlandırılıp geçilemez. O gece bütün bir Türklüğe vurulan kahpece bir darbe idi.

Orada ırzına geçilen benim bacımdı. Karnı deşilen anamdı. Yerlerde sürüklenen atamdı. Dün Ermeniler Van’da ne yaptılarsa bugün Karabağ’da onu yaptılar. Biz Tanrı’nın bir bütün ve Türk olarak yarattığı bu milleti şu veya bu gerekçelerle(!) birbirinden ayrı görürken düşman hepimizi bir bütün olarak, yani Türk olarak gördü.

Hocalı katlimı nedir, ne zaman yaşandı? Hocalı'nın haritadaki yeri neresi? - Güncel Haberler Milliyet
Bütün bu yaşananlar yarın başka bir Türk İlinde olmaması için tek çare şuurlu nesiller yetiştirmekten geçiyor. Bunu milli bir eğitimle başarabiliriz. Eğitimle gelecekteki Türk nesillerine Türk’ü sevmeği, Türklük için hayatından vazgeçebilmeyi, babalarının yürüdüğü yolda yürümeyi ve onların şerefle taşıdığı medeniyet bayrağını taşımayı öğretebiliriz. Türk’ün acısını duymayı, kederiyle kederlenmeyi, uğradığı zulme en üst perdeden haykırmayı eğitimle başarabiliriz. Aksi halde uğradığımız her kırımın yıldönümlerini sayılarla anan bir toplum haline geliriz.

Ne zaman ki düşman namlusu şakağımıza dayanırsa o zamana dek sosyal medya paylaşımlarından öte de bir şey hissetmeyiz.

 

Enver Gerdancıoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here