Hayat Yaşamaya Değer

Paylaşın:

HAYAT YAŞAMAYA DEĞER

             Gözlerimdeki yaşlar yetmiyormuş gibi bir de usul usul yağan yağmur bulandırıyor hayatı. Zaten bulanık bir hayatım oldu ama… Somut olarak insanları görememem bir şey ifade etmiyor benim için. Evet, sanırım gözyaşlarımı silersem biraz daha netleşecek. Etrafımdaki herkesi tanıyorum: hayırsız amcalarım, bize hayatı zindan eden ev sahibimiz, gelinlerine gün yüzü göstermeyen komşumuz, uzaktaki teyzelerim, dayılarım, hocalarım, yanımda beni sakinleştirmeye çalışan arkadaş görünümlü yılanlar. Kim bilir akıllarından ne geçiyor, hayatımın nasıl mahvolduğunu kimlere, ne şekilde anlatacaklarını düşünüyorlardır herhalde.  Annem başını sallayarak yerdeki cenazeye bakıyor. Ablalarımın her biri bir yerde… Gelemediler cenazeye. Yerde yatan ise babam, şu cenaze dediğim varlık. Et ve kemik yığınından oluşan şey.

            Sabah Rabia’yla buluşmuştuk oysaki, beni yine her şeyin güzel olacağına inandırmıştı. O kafeden çıktığım zaman kendimden emin adımlarla tutmuştum evin yolunu. Derin ve rahat bir nefes alıp sımsıkı sarılmıştım en yakın dostuma. Çünkü sadece o bir şeyleri yerine oturtuyordu kafamda. Beni eve yaklaştıran her adımda tozpembe şeyler düşündüm. Her adımda geçmişimi silip tekrar yazdım. Fakat kilidi çevirip içeri girdiğim zaman gördüğüm manzarayı hiçbir zaman silemem hafızamdan. Kimse unutturamaz o anı.

            İşin garibi çarşıdan bana zorla aldırmıştı o ipi. Kalın ve sağlam bir urgan… O urganın bir ucu duvarda asılı bir ucu ise babamın boynunda. Annem aşağıda babama bakıyor delirmiş gibi. Hani umutlu bakacaktık yarınlara Rabia? Nereye gitti o lafların? Ben en çok, babam öldükten sonra resmini bile öpemem diye korkuyordum biliyor musun Rabia? Onun resmine bile öfkeyle bakmaktan korkuyordum ve bunu başardı sevgili babam. İntihar etti! Yanımdayken bile hasrettim ben ona, istemez miydim sanki her derdimi paylaşayım, neyi sevip neyi sevmediğimi bilsin?  Fakat o hiç bizimle olmadı, hep kahvedeki sigara dumanlarına hapsetti kendini. Cılız bedeniyle evin girişinde asılı vücudu hiç gitmeyecek gözlerimin önünden.

            İnsan ne yapacağını şaşıyor biliyor musun Rabia? O an ne tepki vereceğini, ne diyeceğini şaşırıyor. Ve anlıyor ki, ciğerimizi yakan bu dünya bize soğuk su vermeyecek. Gelip geçecek her şey, mevsimler değişecek.  İlkbahar… Yaz… Sonbahar… Kış… Ve her gün hiç olmayan yokluğunu hissetmek zorunda bırakacaksın beni. Seni soranlara gurur verici bir şekilde intihar etti diyeceğim. O hayatla anlaşamadı ve erken bilet aldı ahirete. Göğsümü kabartıp bu lafları dedikten sonra ağlayacağım.  Kendime mi sana mı bilmiyorum ama ağlayacağım işte. Mutlu ol baba, arkandan seni güzel ve umutlu anacağım. Böyle bir evlat bıraktığın için teşekkür et Allah’a.

          Yaş O karnındaki bıçak o kadar çekici geliyor ki şuan bana, hiçbir anlamı kalmayan bu hayatta en değerli varlık o sanki. Evet, baba ben senin kızınım, gurur duy benimle kendimi bıçaklayacağım şimdi. Hani bir kere yarışmada derece yaptığımda sarılmıştın ya bana, işte onun gibi içten ve mutlu ol. Yanına geliyorum baba, senin kızın olmayı öğreniyorum.

            Neden ayaklandı herkes, korkmayın size bir şey yapmayacak bu yeşil bıçak o benim boğazımı kesecek sadece. Ev sahibimizin gözündeki korkuyu anlayamıyorum, sanki üzerimize saldığı kedileri kaçtı. Ya akrabalarım? Onlar neden ürkek bakıyor bana? Yoksa şehir dışındaki mükemmel hayatlarına bir zararım mı dokundu? Lise hocalarımın yüzü neden kasvetli? Aaah merak etmeyin bu sefer sınavıma çok iyi çalıştım, kulaklarımı tıkayıp boynumda hissedeceğim bıçağın soğuğunu. Bir tek sendeki samimiyete inanıyorum Rabia, bana öyle bakma çok çaresizim. Yalvarırım bana o bıçağı bırak deme, kurtuluş sandığım tek yol bu çünkü. Seni seviyorum can arkadaşım bana umut bahşettiğin için seviyorum seni. Anne! Kızın öldürüyor kendini, son beşiğin altın eşiğin de intihar ediyor. Kes artık başını sallayarak o cenazeye bakmayı, senin gözlerindeki çaresizliği de merak ediyorum.

            Üzerim neden kan oldu böyle? Neden bağırıyor bu insanlar? Yoksa bıçakladım mı kendimi? Nefes almakta zorlanıyorum artık. Nefes alamı….

            Kan ter içinde sabahı etti Zeliha. Bu ne iğrenç bir kabustu öyle, nefesini düzene sokmadan anne ve babasının yanına gitti. Koskoca kız olmasına rağmen ikisinin ortasına yatıp kapattı gözlerini. Önce Rabia’yı sonra da ailesini düşündü.

                                                                                                                      Nisa ESER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir