HASAN BASRİ ÇANTAY, MEHMET AKİF ERSOY, TACEDDİN DERGAHI VE MUHSİN BAŞKAN’IN SIRRI…

0
25
views

HASAN BASRİ ÇANTAY, MEHMET AKİF ERSOY,

TACEDDİN DERGAHI VE MUHSİN BAŞKAN’IN SIRRI…

 

                                                                                              Yusuf AKGÜL  / Eğitimci – Yazar

 

   Giriş

 

      1997’nin Aralık ayı başı idi. Geçici süreli 3 yıldır görev yaptığım Türkmenistan’dan dönmüş, Ahmet Yesevi Üniversitesi Araştırma Merkezinde görevlendirilmek üzere resmi işlerimi tamamlamak için uğraşıyordum. Eşimi ve iki çocuğumu orada bırakarak gelmiştim. İşlerim biter bitmez ilk uçakla Aşkabat’a uçacaktım.

       O günlerde rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu il kongresine katılmak üzere Balıkesir’e gelmişti. Gece misafir edildiği evde sabah namazına kadar, kalabalık bir gönüldaş grubuyla birlikte sohbet ettik; bir yandan 1980 öncesini, Mamak günlerini yeniden yâd ederken, bir yandan da Türkiye’nin ve Türk – İslam Dünyasının geleceğini konuşuyorduk. Tabidir ki biz soruyorduk, o anlatıyordu.

    Bir ara konu Balıkesir’deki maneviyat büyüklerine geldi. Ve bize Hasan Basri Çantay’dan söz etti. Fikir ve mücadele yönüyle onu tanımamızı, araştırmamızı, gündeme getirmemizi istedi. Eğitimci ve araştırmacı yönüm itibariyle özellikle benden bu konuda çalışma yapmamı rica etti. Sohbetimiz bu çerçevede sürüp gitti. Sabah ışıklarıyla birlikte de Denizli’ye hareket ettiler.

    Kimdir Hasan Basri Çantay?

      Balıkesirli Hasan Basri Çantay, Muhsin Yazıcıoğlu için neden bu kadar önemli idi?

      Hasan Basri Çantay her şeyden önce büyük bir fikir ve aksiyon adamıdır.

      Din âlimi, Türk- İslam düşünürü, yazar, şair, tercümeci, araştırmacı, gazeteci, Türk dili ve edebiyatı sevdalısı, Millî Mücâdele kahramanı, Kuvâ-yi Milliyeci, teşkilatçı, halk önderi, cemiyet adamı, 1.Dönem milletvekili, gözü pek bilge, M. Akif Ersoy’un gönül dostu, çağımızın isim bırakan erlerinden, alperen insan, Üstat Hasan Basri Çantay; Balıkesir toprağı ve kültürünün yetiştirdiği örnek şahsiyetlerden birisi ve hattâ en önemlisidir.

      18 Kasım 1887’de Balıkesir’de doğan ve 3 Aralık 1964’te İstanbul’da vefât eden Hasan Basri Çantay’ın 77 yıllık hayat mâcerası, tâ gençlik yıllarından itibâren millet, memleket ve inanç davası yolunda çilelerle, mücadelelerle geçmiştir.

        M.AKİF ERSOY – H. BASR ÇANTAY GÖNÜLDAŞLIĞI

 

             İstiklal Marşımızın yazarı, istiklal şairi Mehmet Akif Ersoy ile Balıkesir’in övünç kaynağı Hasan Basri Çantay arasında çok derin ve köklü, o derece de anlamlı bir gönüldaşlık ilişkisi bulunmaktadır.
Mehmet Akif ile Hasan Basri’nin ilk görüşmeleri l909 yılında Sırat-ı Müstakim mecmuasının idare merkezinde olmuştur.

             Hasan Basri 21, Mehmet Akif 35 yaşındadır. Mehmet Akif, o zaman bu mecmuanın başyazarı idi. Hasan Basri, Balıkesir’de yayınladığı gazete için kendisiyle tanışmak ve bir mülakat yapmak üzere ta Balıkesir’den gelmişti.

             Bu tanışmayla başlayan dostluk ve samimiyet, uzun yıllar, her geçen dem artan bir şevk ve karşılıklı hayranlıkla sürüp gitmiştir.

     

    SES GAZETESİNDE MEHMET AKİF’İN ŞİİRİ

     H. Basri Çantay’ın Mondros’tan önce, l8 Ekim l9l8’de başlayıp,  l3 Mart l9l9’a kadar devam

eden, yazılarıyla Türk milletinin hak, hürriyet ve adalet isteyen gür sesini yansıttığı “Ses” adlı

gazetesinde, başlığın hemen yanında 22 sayı parlayan şu dizeler M. Akif Ersoy’a ait idi:

 

    “Düşman sesi duymak istemezsen
Kardeş sesidir uyan bu SES’ten.
Kalkınca görür ki akşam olmuş
Vaktiyle uyanmayan bu sesten…”

 

            Ses Gazetesi, o zamanki karamsarlığa taze ümitler ve sarsılmaz heyecanlar yüklüyordu.  

            Bu gazetede çıkan yazılar nedeniyle H. Basri Çantay hakkında tutuklama kararı çıkmış, başına 600 liralık ödül konulmuş, 9 ay kaçaklık dönemi yaşamış, Balıkesir’in ilçelerinde dağlarında, köylerinde halkı milli mücadeleye katılmaya çağırmış, yabancı unsurlara ve gayr-i Müslimlere karşı birlik olmaya, işbirlikçilerin tuzaklarını bozmaya çalışmıştır.

 

      M.AKİF’İN BALIKESİR HİTABESİ

        M. Akif Ersoy, 23 Ocak l92O’de Milli Mücadele’ye destek vermek amacıyla, H. Basri Çantay’ın daveti üzerine İstanbul’dan gelmiş ve Zağanos Paşa Camisindeki meşhur vaazını vermişti.

      M. Akif’in bu vaazla birlikte milli mücadeleye verdiği destek, memlekette büyük tesir uyandırmıştı. Hitabenin İzmir’e Doğru gazetesinde aynen yayınlanması yüzünden M. Akif, İstanbul Hükümetince memuriyetten azledilmiştir.

            Mehmet Akif’in bu vaazda söyledikleri özetle:

       “Ey Balıkesirliler! Güzel yurdunuzu çiğnetmeyin. Müdafaanız meşrudur. Sebat edin, yürüyün. Sımsıkı Allah’ın ipine sarılın!” şeklindeydi:


        M.AKİF VE H. BASRİ MİLLETİN MECLİSİNDE…

             23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisine seçilen 1. Dönem milletvekilleri arasında, Burdur mebusu olarak M. Akif Ersoy, Karesi mebusları arasında da H. Basri Çantay bulunmaktadır

             M. Akif  – H. Basri…  Bu iki fikir ve kader arkadaşı artık halkın vekilidirler ve Türk milletinin iradesini temsil edeceklerdir..

             1909 yılında Sırat-ı Müstakim dergisinde başlayan ve 1920 Şubat’ında Balıkesir Zağanos Paşa Camisindeki hitabe ile “Millet Cephesi”nde somutlaşan bu dostluk ve gönüldaşlık, daha anlamlı bir şekilde Milletin Meclisinde de devam etmektedir.

 
      TÂCEDDİN DERGAHI VE İSTİKLAL MARŞI


         3 yıl Ankara’da aynı evde, Taceddin Dergâhında birlikte misafir kalan, İstiklal Marşının yazılmasında M. Akif’i ikna ve teşvik eden, ısrarları sonucunda bunu gerçekleştiren ve Millet Meclisi Başkanlığına, onun yazdığı şiirin milli marş olması için verilen önergede imzası bulunan kişi H. Basri Çantay’dır.

         H. Basri Çantay, Âkifname adlı eserinde İstiklal Marşımızın yazılış öyküsünü “Milli İstiklal Marşı Nasıl Yazıldı? Nasıl Kabul Edildi?” başlığı altında tarihe tanıklık edercesine, bütün ayrıntılarıyla ve Meclis tutanaklarını kayıt düşerek anlatmaktadır.


        M.AKİF’İN “BÜLBÜL” ŞİİRİ

           M. Akif Ersoy, l922’de Bursa’nın Yunanlılar tarafından işgal edildiği duyumu üzerine feryadını ve milli isyanını dile getirdiği ve Altındağ sırtlarında başlayıp Taceddin Dergahında tamamladığı;

      “ Eşin var, âşiyânın var, bahârın var ki beklerdin

         Kıyametler koparmak.. Neydi ey bülbül, nedir derdin?” mısralarıyla ünlü “Bülbül” şiirini, “Basri oğlumuza…” notuyla Hasan Basri Çantay’a ithaf etmiştir. Bülbül şiiri gerçekte bir sanat ve edebiyat harikası olduğu kadar, bir milli heyecan ve kahramanlık abidesidir.

 

        AYNI KABRİSTAN’DA YAN YANA YATIYORLAR…

 

          1923 sonrası II. Meclis döneminde H. Basri Çantay Balıkesir’e, M. Akif Ersoy İstanbul’a döner.    M. Akif Ersoy, zihin yorgunluğu hastalığı nedeniyle İstanbul’da tedavi gören H. Basri Çantay’ı, 1926 yılında Karesi otelinde ziyaret etmiş, ona yeni şiirlerini okumuştur.

         M. Akif ve H. Basri’nin gönüldaşlığı hiç bitmedi, hiç eksilmedi. M. Akif, yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak vefat etti ama H. Basri Çantay gönül dostunu hiç ama hiç unutmadı. “Âkifnâme” adlı bir eser hazırlamakla birlikte, vefat yıldönümlerinde Balıkesir veya İstanbul’da düzenlenen anma programlarına katıldı, konuşmalar yaptı.

             M. Akif Ersoy 27 Aralık 1936’da İstanbul’da vefat etti. H. Basri Çantay da ondan 28 yıl sonra, yine bir Aralık ayının 3. günü da vefat etti.

            M.Akif Ersoy ve H. Basri Çantay, bu iki gönüldaş, İstanbul Edirnekapı Mezarlığında yan yana yatmaktadırlar.  Ruhları şad, mekanları Cennet olsun..

 

                MUHSİN BAŞKAN NEDEN TACEDDİN DERGAHINDA?…

               M. Akif Ersoy ile H. Basri Çantay’ın Ankara’da milletin vekili olarak görev yaptıkları 3 yıl boyunca birlikte kaldıkları, milli istiklalimizin ve manevi dünyamızın sembolü haline gelen İstiklal Marşımızı bugünlere emanet bıraktıkları Taceddin Dergâhı neden bu kadar önemlidir?

             27 Aralık’ta Mehmet Akif’in vefat yıldönümü, 12 Mart’ta ise İstiklal Marşımızın kabul ediliş günleri münasebetiyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen törenlerin öncüsü ve baş misafiri rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu olmuştur.

            Öncelikle belirtmek gerekir ki Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatında Mehmet Akif Ersoy’un yeri başkaydı. Bu başkalık sadece İstiklal Marşı’nın yazarı olmasından ibaret değildi,  İslami düşüncesini de kendine yakın buluyordu. Üstelik her ikisi de veterinerlik okulunda okumuşlardı.

            Ama onları aynı dergâhta buluşturan sebep sadece bu değildi.

          M.Akif Ersoy ile H. Basri Çantay’ın misafir edildikleri, bugün ise M. Akif Kültür Evi olarak hizmet gören mekanın hemen yanında yer alan Sultan Taceddin Dergahı, “halk içinde hakla birlikte” prensibini esas alan Celvetiyye tarikatının mekanıydı ve bu dergah, adını Hacı Bayram Veli’den alan Bayramiyye tarikatının bir koludur.

            Bayramiyye ise Nakşibendlik ve Halvetiliğin birleşimi olarak kabul edilir. Yani Nakşibendlik ve Celvetilik birbiri içine geçmiş bir haldedir.

       SONUÇ

              Muhsin Yazıcıoğlu, hayattayken ölümü halinde Taceddin Dergahı’na gömülmesini, eğer orası olmazsa Hacı Bayram Camii haziresine, orası da olmazsa Yazıcıoğlu Camii’ne defnedilmesini istemişti.                                                                                                                               

             İşte rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun ay-yıldız dalgalanan o güzel kabri, vasiyeti üzerine İstiklal Marşımızın yazıldığı Taceddin Dergahının haziresinde bulunmaktadır.

             Geçen yüzyılın alperenlerinden, iki gönüldaş Mehmet Akif Ersoy ile Hasan Basri Çantay, İstanbul Edirnekapı Kabristanında yan yana iki mezarda dünyadaki dostluklarını ebedi alemde de pekiştirirlerken, 21. Yüzyılın Alpereni Muhsin Yazıcıoğlu, onların birlikte İstikbal ve İstiklal Marşımızı yazdıkları Taceddin Dergahında, omuzlarındaki emanete sahip çıkmanın ve gelecek kuşaklara emanet etmenin saadetini yaşamaktadır.

             Bu satırların yazarı ben aciz ise, Muhsin Başkan’dan aldığım talimatla,son 20 yıldır Balıkesir’de Hasan Basri Çantay hazretlerini anma ve hatırasını yaşatma gayretiyle kıvranmaktayım.

              “Kur’an-ı Hâkim ve Meâl-i Kerim” adlı müthiş eseriyle tanıdığımız Hasan Basri Çantay için her 3 Aralık’ta Alperen Ocaklı gençlerle birlikte bir anma programı veya bir hayır cemiyeti mutlaka düzenliyoruz.

            2004 yılında, vefatının 40. Yılında Hasan Basri Çantay Panelinin düzenlenmesini sağladım.

             Onun milli mücadele yılları hatırlarını “Kara Günler ve İbret Vesikaları” adıyla, şiirlerini de “Şiir Dünyası ve Ülkü Edebiyatı” adıyla yayına hazırlayarak basımını ve ücretsiz dağıtımını gerçekleştirdim.

       Böylece rahmetli Muhsin Başkan’a verdiğim sözü yerine getirmiş oldum.

       Ne mutlu Allah rızası ve memleket sevdası uğruna ömür harcayanlara..                                                              

       Ne mutlu Sonsuzluğun Sahibi’ne teslim olanlara..

       Ne mutlu Âkiflere, Hasan Basrilere, Muhsinler…

       Ne mutlu “Ben bu yüzyılın Alperenlerindenim!” diyerek onların yolundan gidenler..

       Biz onlardan razıyız. Allah da onlardan razı olsun. Emanetleri başımız gözümüz üzerine…

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here