HANGİ MİLLİYETÇİLİK

Paylaşın:

HANGİ MİLLİYETÇİLİK

          Kültürel ve tarihi bağlara, ortak bir hafızaya sahip, aynı dilli konuşan sosyolojik yapıya millet denilmektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk millet kavramını “Dil, kültür ve mefkûre ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu bir siyasi içtimai heyet” sözleriyle tanımlamıştır. Milliyetçilik ise milletini sevmeyi ve milli çıkarları her şeyden üstün tutmayı öngören bir ilke ve ülküdür. Bu bağlamda düşünüldüğünde Türk milliyetçiliği Türk milletini sevmek, bu kadim ve kutlu milletin çıkarlarını daima gözeterek hareket etme ülküsüdür. Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’e göre Türk milliyetçiliğinin temel görüşü şudur: “Türk milletinden olmak, Türk milletini sevmek ve Türk devletine sadakatle hizmet aşkı taşımak, vatana bağlılık duygusu içinde bulunmak ve Türk milletinin yükselmesi için elinden gelen her fedakârlığı yapmak ve çalışmak duygusu ve şuurudur. Bu duygu ve şuuru taşıyan herkes Türk’tür. Kalbinde yabancı başka bir milletin özlemini, özentisini taşımayan, kendisini Türk hisseden, Türklüğü benimseyen ve Türk Milletine, Türk devletine hizmet aşkı taşıyan herkes Türk’tür.” Öyle ise Türk milliyetçileri sorumlu oldukları her vazifeyi hakkı ile yerine getirmeli, hülasa her adımını vatanının ve milletinin istikbali için atmalıdır. Bu mesele son derece elzem olup bizim meselemizin de omurgasını teşkil etmektedir. Başbuğ, bu önemli noktayı, “Bizim milliyetçiliğimiz, Türk milletine karşı duyulan derin ve köklü bir sevgi ve Türk milletinin içinde bulunduğu müşkül durumdan bir an önce en modern, en ilmi metotlarla çıkarılarak en kısa yoldan modern uygarlığın en ön safına geçirilmesini sağlama duygusundan kuvvet alır.” şeklinde açıklamıştır.  Öyle ise Türk milliyetçileri çalışmalı ve başarma ülküsü ile meşalelerini tutuşturmalıdır. Bu arzu her türlü ihtiras ve kinden arındırılmalı, makam ve mevki hırsı ile katiyen temas etmemelidir. Türk milliyetçiliğin orijini “başaracağız” olmalıdır. Peki biz bu orijinle hangi noktada kesişiyoruz?

          Bugünün milliyetçileri okuyor mu? Üretiyor mu? Hangi alanlarda başarı sağlayabildik? Bu meseleler üzerine fikir yürütmek, kafa yormak gerek. Milliyetçi olduğunu iddia edenlerin meşgul oldukları her işte başarılı olma gayesini taşımanın yanında milletini muasır medeniyet çizgisine ulaştırma gailesine içinde olması elzemdir. Milliyetçilik, milletini çok sevmekse milliyetçilerin fikri ile zikri bir olmalıdır. Her şeyden evvel dostunu da düşmanını da okumak, fikir üretebilmek ve eleştirel düşünebilmek milliyetçinin vazifesi olmaktan öte boynuna farzdır. Bu düsturda hareket eden milliyetçiler, fen bilimleri ve sosyal bilimlerde başarılı olmanın yolunu açacak, düşmanlarının doldurduğu her sahada varlığını gösterebilecektir. Nobel ödülüne sahip bilim adamımız Aziz Sançar bizimdir. Ancak aynı ödülü edebiyat sahasında alan Orhan Pamuk bizim değildir. Öyle ise bizim olmayanların var olduğu mevkilerde söz sahibi olana dek çalışmak bizim için varlık yokluk mücadelesidir denebilir. Çünkü devir hızla değişmekte ve yeni devrin gençleri farklı alanlara yönelmektedir. Bu gençleri kazanmanın yolu kendi sahamızda başarılı olarak adımızı duyurmaktan geçer. Bir de tüm bu bahsin tersini düşünelim. Hiçbir alanda başarı gösteremeyenlerin -bırakın milliyetçileri sıradan insanların bile- toplumda saygı görmediği aşikardır. Toplumun saygısını kazanamayan toplumdan silinir gider. Milliyetçiler için var olmak muhakkak gerekliliktir nitekim davamızda devamlılık esastır. Bu minvalde bakılınca toplumdan silinenin gençliğe de hitap edemeyeceği ve yaşlılığın ölümü getirdiğini hepimiz biliyoruz. Ardında genç nesil bırakmayan davanın devamlılığından söz edilebilir mi? Başbuğ’un ve Atatürk’ün sözlerini havada bırakan bir milliyetçilik için söylenecek tek söz şudur: İçi boş… Gerçek milliyetçiler, okuyan, fikir sahibi, üretken bireylerdir. Hülasa Türk milliyetçilerinin birinci ve en önemli vazifesi vatanı ve milleti için çalışmak, başarmaktır.

Ayfer GÜLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir