Gökteki Bilimi Hesaplayan Ataların Öyküsü -1-

Paylaşın:

Gökteki Bilimi Hesaplayan Ataların Öyküsü -1-

Unutturulmuş zamanın gösterdiği rakamlar 1437…

Kültür, sanat ve bilimin yaşadığı Türk İslam coğrafyası Türkistan’ın Çoban Ata tepesinden Gözlemevine doğru hafif bir kum fırtınası esmekteydi.

Dünyaya bilim ışığının yayıldığı Semerkant Uluğ beğ gözlemevinde;  dairenin altıda biri büyüklüğünde olan taştan yay şeklinde  Südüs-i fahri sekstant ölçüm aletinin etrafında matematik ile geometrik hesaplar yapan üç Türk gökbilimcisi geride bıraktıkları dünya atmosferini unutup, göğün sınırlarını ölçmekteydiler.

Gıyâseddin Cemşid ;

  • Gökyüzünün Güneyin de kalan 48 takımyıldızını tespit ettik

Ali Kuşçuya dönerek Uluğ beğ şöyle sordu :

  • Ölçümlerim sonucu hesapladığım yıldız sayısı bire bir tutuyor mu?

Ali Kuşçu :

  • Güney takımyıldızındaki koordinatları tekrar tekrar gözlemleme sonucu sizin tespit ettiğiniz 1018 yıldız sayısı ile  teyit ettim , Uluğ Beğimiz.

Uluğ beğ :

Kesin doğruluk için araştırma azmi , kusursuz ölçüm hesaplama, gözleme dayalı çalışma ilimin baş kuralıdır. Güneş ve gezegenlerin hareket yönünü hesapladığımdan bu zamana aldığım en güzel gelişme teyiti.

O esnada elinde Rub’ı Dairesi (*) ile trigonometrik hesaplamalar yapan Bursalı Kadizâde-i Rumi yanlarına geldi. Uluğ Bey’in gözlerinin içine sevinç içinde bakarak :

“ Yol bulmada yararlanacağınız daha birçok alâmetler, işâretler koydu. Yıldızlarla da bir kısım insanlar yol bulurlar.”

Kuran’dan Nahl Suresi 16. Ayeti okudu. Bu ayetin sonradan değilde, öncelikle anlatmak istediğini  bulmak düşünsel çalışmanın gücüdür. İlimsel düşünce çok mühim bir olgunluk, şüphesiz diyerek cümlelerini heyecanla amamladı.

Başını sallayarak Ali Kuşçu  :

  • “Şüphesiz ki ; şüphe ederek düşünebiliyor, ölçebiliyor , yanılgı paylarında bile ders çıkartarak doğru bir hesaplama arayışında akıl yürütüyoruz “ dedi.

 Uluğ Beğ :

  • Güney takımyıldızının olduğu alanın tamamının göğün ne kadarını kapsadığını ölçümlediğimde derin bir şüphe ile yola çıktım. Gökyüzü bilimini çalışarak ayetteki gibi yıldızlarla yol buldum. Gelecek nesillerde Türk İslam coğrafyasında gökyüzü çocuklarımız için karanlık bir boşluktan ibaret sanarak, bakar körlerden olmamaları için Gözlemevine kurdum.

Ali Kuşçu Uluğ beğe minnattar bir şekilde bakarak şunları söyledi:

  • Gözlem araçları, cetveller, gök cisimlerinin konumları, gök cisimlerinin tutulma düzlemindeki  eğimi, yılların, ayların , günlerin zaman ve mekan dediğimiz bütünlük ile gök cisimlerinin  bağlantısı hakkında düşünmek, araştırmak, gözlemlemek, hesaplamak bizden sonraki insanlığın bilinmeyenleri keşfetmeye devam etmeleri  için tüm çalışmalarımız. Sizin sayenizde Efendimiz.

Uluğ beğ ise :

  • Benim değil! Bilinmeyen ne varsa peşinden giderek bilgi sahibi olma arzusu   Uzun zamandır rüyalarımda 1923 tane hesapladığım güneş gibi yıldızlar görüyorum . Bu güneşler içinden sarı saçlı mavi gözlü at üzerinde bir asker , benim defterlerime yazdığım bir cümleyi bana tekrarlayıp tekrarlayıp duruyordu:

            “Gök biliminde ilerlemeyen milletler¸ büyük millet olamaz.”

Söylediğini ifade etti  Uluğ beğ.

 Sarı saçlı , mavi gözlü askerin rüyada neden göründüğü ise o zaman için bilinmemekteydi.

Zeynep Han DİKMEN

Not : Kişiler gerçek olup, olay şekli, konuşmalar kurgu öyküsü olmaktadır.

(*)   Rub’i Daire : Namaz vakitlerinin hesaplanmasında, yükseklik ölçülmesinde ve bazı trigonometrik hesapların yapılmasında kullanılan el aleti. Bazı geometrik şekillerden ibaret olup , dörtte bir daire şeklinde tahta üzerine şekiller işlendiği için buna Rub’ı daire tahtası da denilmiştir. Kaynak / Dini Sözlük Sevde de.

Bursalı Kadızâde-i Rumi kimdir?

Matematik, astronomi ve hânefi mezhebi fıkıh âlimidir. 1337’de Bursa’da doğdu. Âilenin büyük oğlu olduğu için Paşa, dedesi ve babası kadı olduğu için Kadızâde, Semerkand’a Anadoludan geldiği için de Rûmî denmiştir. Molla Fenâri’den fıkıh, matematik ve astronomi okudu.

Timur Hân’ın oğlu Şahruh onu Uluğ Beğ’in hocalığına tayin etti. Uluğ Beğ sultan olunca onu yaptırdığı medreseye başmüderris yaptı. Uluğ Beğ’in kurduğu rasathânenin başında bulunan Gıyaseddin Cemşid vefât edince Kadızâde-i Rumi bu rasathâneye nezâret etti.

Kaynak/ Turktakvim.com sitesindeki Türk İslam tarihi bölümünde araştırılmış biyografi bilgisidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir