GELECEĞİN TÜRK DEVLETİNE ZAMANDA YOLCULUK -1-

Paylaşın:

GELECEĞİN TÜRK DEVLETİNE ZAMANDA YOLCULUK  -1-

Zaman kod 2023

‘Türk Devleti’nin her yanı ihanetle kavruluyorken, atalarımızın “İstikbal göklerdedir “ öğüdünü dinleyerek bilimsel çalışmalar yapmaktan vazgeçmeyen iki Türk genci görelilik ( izafiyet ) teorisi üzerine düşünce deneylerinin neticesine ulaşmışlardı. Zamanda yolculuğu sağlayacak solucan deliği açıcı manyetik çekime duyarlı bir kol saati icad etmişlerdi.

 Türk devletinin varlığını muhafaza etmek milli bekaamız  ‘dedi Hüseyin Aşkıntuğ!

Onur Talayhan :

  • Dün akşam İstanbul’un her ilçesinde Kürdistan, lazistan , ekümenik bölücü sloganlarla kamusal binalara  saldırararak olay çıkarmışlar.

Ha bir de Suriye’nin kuzeyindeki sırtlanlar, Amerika ve İsrail’in desteği ile Hatay ve Kilis ‘teki Suriyeli Arap nufus çokluğunu kullanarak kendi topraklarına katabilmek için insan hakları, ifade özgürlüğü gibi insani duyguları da kullanarak Türkiye Devletimizden toprak alabilmek için hukuki ve fiili zeminleri hazırlıyorlar her geçen zaman…

Hüseyin Aşkıntuğ :

  • Biz burada zamanda yolculuk için Türk devletimizi ilelebet yaşatmak için bilimsel çalışmalarla uğraşıyoruz.

Türk devletimizi parçalamak isteyen bilime de düşman bu teröristlerin yurdumuzun her bir köşesinde yaptıkları bölücü eylemler için çaba sarf etmeleri tam kendilerine yakışan bir hainlik !

Ama;  Dirilise geçtiğimiz günlerden bu güne bir çok Türkçü teşkilat yüz yıl önceki milli mücadele döneminde olduğu gibi vatanın birliği, bütünlüğü,  bekasi için gece gündüz çalıstı. Ve Türk milleti bir oldu. Aynı olaylar yüzyıl önceki gibi uzay zaman da devam ediyor . Bu yüzden uzay zaman da yolculuk yaparak, geçmiş ve gelecek arasında Türk milletinin bağını kuvvetlendirmeliyiz. Bu yüzden uzay zaman da  gidebilmek için solucan deliği açarak uzay zaman sürekliliğini sağlamalıyız.

Onur Talayhan kafasını onaylar

  • Zaman ortamında yolculuk etmek için; Zaman sekans ayarlaması yerinde Hüseyin Aşkıntuğ.

Bu saat proton solüsyonu ile dolduruldu. Normal kol saatlerinden daha büyük ve manyetik alan dalgalarını tespit ederek hareketleniyor.  Bu kol saatlerimiz protonları ışık hızına kadar hızlandıran bir döner devreyle bağladık. Sonucunda kuantum köpüğü yaratacak ve bu da manyetik dalgalara duyarlı hale getirip bir solucan deliği açacak.
Solucan deliği açıldıktan sonra protonlar ve manyetik alanın icinde kapsanan enerji  molüker yapımızı parçalayacak ve solucan deliğinden geçmemizi sağlayacak.

Hüseyin Aşkın tuğ, Talayhan’ın cümlesi biter bitmez ekledi :

  • Ve böylece Zamandaki varış noktamıza moleküler yapımız yeniden oluşmuş olarak varacağız.

Talayhan :

O zaman deneme ve gözlem ile zaman yolculuğumuza başlayalım .

Zaman ayarlaması proton solüsyonu aynı seviyede, seviyeyi hızlandır Hüseyin Aşkıntuğ  

Onur Talayhan :

Manyetik dalgalanmayi görüyor musun ?

Hüseyin Aşkıntuğ :

Evet , solucan deliği açılıyor. Birbirlerine bakan Hüseyin Alptuğ ve Talayhan

 “Öd Tengri aysar kişi oglı köp ölgeli törümiş”

Zaman Tengrisi emreder, bütün insanoğlu fani doğar

Göktürk yazıtlarında geçen bu öğüdü birlikte söyleyerek uzay zaman yolculuğuna başladılar.

Zaman Kod 2045’in Türk Devleti

Uygulayımcıerki (Teknokrasi) Oğuz töreli bir yönetim ;  işi ehline teslim edildiği için,  kişi kayırmanın ve torpilin eceli bir Türkçü yönetim sistemi otoriter olarak işlemekte. Hayal gücünü çalıştırıp , icad eden, üretici fikirlerle mesleğinde çalışmak şart, hayalgücü olmayan, üretemeyen sistem de barındırılmıyor. Türk devleti için üretemeyen meslek erbabı sahibi  tehlike demek, sistemli eğitime tabi tutularak ıslah ediliyor.. Hiç kimse, hakkı olmayan bir makamı işgal edemiyor. Bu da AlınanAlınan her karar, bilimsel temellidir.

Devletin ekonomik büyümesi icatlar ve patentler üzerinden direk üretim geliri sağlamaktadır. Dünyaya teknoloji ihraç ederek hem büyük gelir elde edilmiş,  hem de dünya milletlerini ekonomik olarak biz Türklere bağlı hale gelmiş. Büyük Ekonomi ağını;  füzyon reaktörleri, nanomotor reaktörleri, bor rasathaneleri, kaynak üretimli enerji yöntemleri Türk topraklarının her bir ilinde kuruldu. Üretim maliyetini düsürücü tek bir füzyon reaktörünün bile Türkiye gibi 10 tane ülkenin enerjisine bedel ve tüm ülkeler Türk devleti ile enerji anlaşmaları için mutabakat sağlama yarışındalar. Türk devletinin bu füzyon reaktörlerinden sağladığı gelir Türk milletinin her bir bireyinin refah içinde yasayabilmesini sağlıyor. Türk topraklarında fakir bir aile bile bulunmuyor. İcat yapıp patent alanlar ve askerler ise, Türk devletin en çok el üstünde tuttuğu, en çok lüks içinde yaşatıp imkan verdiği kişiler. Yabancı paralı ekonomi yerine; kaynak varedici ekonomi ile devlet iç ve dış güvenliğini sağladığı için özgüven, kişilik, duruş, onur, ahlaki tutum topluma hakimdi. Füzyon reaktörleri, nanomotor Reaktörleri, bor rasathaneleri, Gözlemevlerinin kapısına Göktürkçe Ulu Bilge Hüseyin Nihal Atsız’ın sözleri tekrar tekrar yazılmıştı.

  • Geçmişi anmak insanlara mahsus bir iştir. Hayvanlar geçmişi düşünmez. Onlar yalnız içinde bulundukları ânın kaygısındadır. “Geçmiş” ne kadar kusurlu olursa olsun bugün ve yarın için vereceği derslerle, göstereceği ibretlerle ihmaline imkân olmayan bir kitap, insanlara milletlerin güç kaynaklarından biridir. Bundan dolayıdır ki bir millete geçmişini unutturmak onu yok etmenin ilk şartıdır.

Türk devletinin akıl ve bilim ile varolduğunu zaman yolculuğunda deneyimlemek

Hüseyin Aşkıntuğ ve Onur Talayhan’ı gururlandırmıştı. Bir sonraki geleceğe doğru zamanda yolculuk için zaman sekans ayarlaması ile zamanı ilerlemeye başladılar.

———— GELECEĞİN TÜRK DEVLETİNE ZAMANDA YOLCULUK ————  1. Bölümün Sonu

Atsız Ata Şiirlerinden

Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.

       Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın.

Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et;

Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.

Ezilmekten çekinme … Gerilemekten sakın!

İradenle olmalı bütün uzaklar yakın,

Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın,

Ateşe atılmalı, denize dalmalısın.

Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!

Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?

Mefkuresinden başka her varlığı unutan,

Kahramanlar gibi sen ebedi kalmalısın…

Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,

Ne de sıska bir göğse takılan bir çiçeksin;

Seninde bu dünyada nasibin var savaşmak!…

Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin.

KIZIL ELMA uğruna kılıç çekince kından,

Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından.

Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.

Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.

Yüz paralık kurşunla gider “HAYAT” dediğin;

“ Tanrı yolu” uzaktır; erken kalk sıkı giyin.

Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin

Güzel Kızıl Elma’na varmadan öleceksin.

Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,

Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.

Işıksız kulübende boranın esişini

Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.

Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;

Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;

Bir gün sabrın tükenir… Silahını kapınca

Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına…

Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar,

Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?

Vicdanını “Paris”e, “Moskova”ya satanlar,

Küfür diye bakarlar senin dualarına.

Hey arkadaş!.. Bu yolda bende coşkun bir selim,

Beraberiz seninle, işte elinde elim.

Seninle bu hayatın gel beraber gülelim,

Ölümüne , gamına, tipisine, karına…

Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile,

Onu bütün gücünle vuracaksın çağında.

Savaş… Bunu tadını ey Türk sen bulamazsın,

Ne sevgili yanında, ne baba ocağında…

Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara,

Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara…

Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara

“Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında.

Siyasette muhabbet… Hepsi yalan, palavra…

Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara…

Lenin’den bahsederse karşında bir maskara,

Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.

Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!

Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar…

Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?

Ruhlarımız buluşur elbet “Tanıdığında…

Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin ,

Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da,

Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın,

Yorgunluğu gidermek serin bir su başında

Iztırabı kanına kat da göz kırpmadan iç!

Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç…

Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç,

Bir şeyin olmayacak hatta mezar taşında…

  • Hüseyin Nihal Atsız

Zeynep Han DİKMEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir