Eğitim Veya Ahlâki Çözülme

Paylaşın:

EĞİTİM VEYA AHLÂKİ ÇÖZÜLME

Son dönemlerde medya çocuklara –dilimiz varmıyor ama- taciz ve tecavüz, hırsızlık, arsızlık, kadına şiddet, cinayet haberleriyle çalkalanmaktadır. Hemen her akşam karşısına geçip “vah vah,tüh tüh” diyerek izlediğimiz bu haberlerin kaynağını hiç sorguladık mı? Toplumumuz neden ve nasıl bu hale geldi? Esasen bu meselenin temeline ahlaki çöküş ve yozlaşma kavramlarını koyabiliriz. Evet, yozlaştık, kültürsüzleştik, birbirimize yabancılaştık. Şehir kültürü ve yoğun iş hayatlarımız bizleri birbirimizden kopardı, saadeti televizyonlarda, sinema salonlarında,  sosyal medyada arar hale geldik. Bu süreç hepimizi değiştirdi. Şöyle bir örnek açıklayıcı olacaktır; geçtiğimiz günlerde bir gönderi gözümüze çarptı “Eskiden otobüste bir çocuk görünce yanağını sıkar, güldürmeye çalışırdık, şimdi çocuğa biraz bakmaya kalksak annesinin tepkisiyle karşılaşıyoruz.” Bunu bir sitem olarak değerlendirelim ve hem olayı hem de anneyi anlamaya çalışalım.

Haber programlarında Leylalarımızın –onlara bunu reva görenleri Allah’ın adaletine havale ediyoruz- başına gelenleri gören anne korkmasın da ne yapsın? Olaya gelince; biz çocukken akşam dokuz, on olmadan eve girmezdik. Sokaklarda oynardık, bisikletlerimizle mahalleyi turlardık. Başımıza da bir şey gelmezdi. Biz bu kültürün içinde yetiştik. Büyüdük, karşılaştığımız o ufak ve tatlı çocukları sevmek istedik. Ancak devrin çoktan değiştiğini göz ardı ettik. Toplumun ahlak algısı biz fark etmeden değişti. Bu değişime dur diyemedik ve hepimiz bir parçası olduk.

Şimdi durum değerlendirmesinin odak noktası olan ahlaki çöküş ve yozlaşma kavramlarına değinelim: Yozlaşmak, özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zaman içinde yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, tereddi etmektir. Ahlaki çöküş ise toplumu, bireyden topluma eviren harcın yozlaşmaya bağlı olarak değişime uğraması, zarar görmesi ve dökülmesidir. Bu iki kavram bugün yaşanan elim hadiselerin biricik kaynak noktasıdır. Ve fakat bizim bir gece de ahlakımız bozulmadı ve bir günde yozlaşmadık. Peki bize ne oldu? Televizyon ve internet hayatımıza hızlı bir giriş yaptı. Önce televizyonu bize gönderenler, kendi kültürlerini de gönderdi kutunun içinde. Sürpriiiz! “Biz ne dersek onu izlersin, onu dinlersin birader!” sonra bu adamlar evlerimize sabit hat üzerinden ADSL kutusu verdi. Faturaya ek ayda 59.99 TL’den başlayan fiyatlarla evimize misafir aldık. Gelin görün ki bu misafir biraz kalıcı ve zarar verici oldu. Burada demek istediğimiz evlerinizdeki televizyonları camdan atın, internet aboneliğinizi iptal ettirin bir de üstüne ceza ödeyin değil. Bunlara hepimizin ihtiyacı var. Bunlar ihtiyaç ve sayelerinde bilgiye hızlı bir biçimde ulaşabiliyoruz. Ama nasıl bilgilere? Faydalı mı zararlı mı? Ayırt etmek için biraz çaba… Lütfen! Google amca reklamlarıyla olsun tavsiye ettikleriyle olsun bizi yönlendiriyor. Televizyonda zaten kanal değiştirmekten başka çare yok ki nereyi açarsanız açın akşam saat 7 ile 8 arası aynı haberleri görürsünüz, dizilerse cabası. Biz de az değiliz. Kendimizi onların büyülü dünyasına kapattık, hapsettik. Ve onların dediklerini gördük, dedikleri gibi yaşamaya çalıştık, yaşayamayanlarımız buhrana sürüklendi. Gençlerimiz fuzuli işlerin peşinde koşmaya, kızlarımız teşhircilikle kolay yoldan para kazanmaya kalktı. Zamanla ahlakımız çözüldü, algılarımız değişti. Ahlak anlayışımızı sil baştan yazdık ve ne yazıktır ki Türk töresini unuttuk. Töreyi unutanlara ne olacağını kestiremedik ve hüsran dolu tablolar, bahsettiğimiz cinayetler, tacizler, arsızlıklar peyda oldu. Fakat durun! Bütün bunlara medya ve yandaşları mı sebep oldu? Elbette onlara bu kadar haksızlık edemeyiz. Bizim de suçumuz büyük ahali. Eğitim kurumlarımız ve sistemimiz uzay çöplüğüne döndü. Uzay çöplüğünü bilmeyenler için miyadını dolduran uydu ve benzeri uzay cihazlarının yörüngeden çıkarılıp boşluğa salınmasıyla oluşan çöplüğe verilen isimdir açıklamasını yapmakta fayda var. Evet, bizim eğitim sistemimiz de böyle bir çöplük oldu. İşe yarar diye kurduğumuz sistemler teker teker yörüngeden çıkarıldı. Ağaçlarımızı yaşken eğemedik. Dayatma ve ceza temelli yapılan eğitim ya ters tepti ya da işe yaramadı. Neden? Eğitim bireyde istendik davranış değişikliği oluşturamadığında yani Türkçesi ile amacına ulaşamadığında psikoloji ilminde boş levha benzetmesi yapılan zihinlerimiz medyanın amacına ulaşması için biçilmiş kaftan olmaktadır. Amacına ulaşamadığına göre…  Levhamız milli ve manevi her türlü değerimize zarar verecek olan algı operasyonlarının hedefi haline geldi. Çocuk ve hatta bebeklikten itibaren harekete geçen “yıkım ekipleri” yetişkinliğimize dek yansıyacak zararlar vermeye başladı ve ahlaki çözülmeye varan büyük bir kopuş yaşadık.

Ne yapmalıyız? Eğitim sistemini yerli ve milli bir çizgiye taşımalı, medyayı kontrol altında tutmalı, çağın ihtiyacı haline gelmiş teknolojiyi verimli kullanmanın eğitimini hem çocuklara hem de yetişkinlere vermeliyiz. Hülasa bu zarar ve ziyandan kurtulmanın tek yolu eğitimdir. Doğru eğitim, hedefleri ve amaçları hakiki olan ve yol gösteren eğitimdir. Aksi halde benliğini kaybeden ve emperyalizmin hedefi olan toplum büyük buhranlar yaşayacaktır. Öğretmenler! Eğitimciler! Yetkililer! Anne ve babalara sesleniyoruz; Çocuklarımızı ve ruhumuzu kaybetmemek için doğru olandan şaşmamalı, uzun vadeli hedeflerle sökülen kazağı dikmeliyiz.

Ayfer GÜLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir