Dünya’da Türk İmajı

Paylaşın:

Dünya’da Türk İmajı

 

     Tanıtacağımız eser 2019 yılında Pegem yayınları arasından çıkmıştır. Kitabın editörlüğünü İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞEK yapmıştır. Öncelikle yayınevi ve editör hakkında kısa bir değerlendirme de bulunmak istiyorum. Ahmet Şimşek ilim aleminde tarih metodu, tarih öğretimi, dünya ders kitaplarında tarih öğretimi alanlarında daha çok editörlük çalışmaları yapan bir akademisyendir. Yani bu konularla ilgili makaleler yazmakta ve yazılan makaleleri düzenleyip editörlük yaparak yayına hazırlamaktadır. Okuyucu yazarın kitaplarını incelediği zaman dünyanın farklı noktalarında aynı meselelere farklı yaklaşımları görecek ve irdeleyebilecektir. Bu anlamda takdire şayan bir çabadır.

     Pegem yayınları ise başta eğitim bilimleri olmak üzere sosyal bilimlerde akademik kitaplar yayınlamaktadır. Erbabının malumudur ki akademik kitaplar dil ve bilgi açısından dar bir çevreyi ilgilendirmektedir. Bu yüzden ya ilgilisi ya da öğrenciler bu tarz yayınları tercih edeceklerdir. Ekonominin her şeyden üstün tutulduğu günümüz dünyasında kar marjı düşük bu yayınları yapmak risk taşımaktadır. Bu nedenle fiyatları biraz pahalı olsa da sosyal bilimlerde akademik dünyaya girmek isteyenler için Pegem yayınları başucu kaynağı olacaktır. İnsanoğlunun öznel olarak çevresine karşı belli düşünceleri vardır. İnsanlar yer ve zamanı geldikçe bu düşüncelerini dillendirmektedirler. Ancak insanların aklında şu soruda her daim vardır. Acaba diğerleri benim hakkımda ne düşünüyor. Nasıl bir imaj bıraktım insanlar üzerinde. Devletlerin de bu anlamda benzeri bir yaklaşım göstermeleri normaldir. Benim dışımdakiler hakkımda neler düşünüyor, neler planlıyor bu durumu merak ederler. Bu durumu insanlar gidip sorabilir doğru veya yanlış belli bir izlenim edinebilirler. Devletler ise bu imkanı diğer devletlerin resmi yayınları olan ders kitaplarından yola çıkarak bulabilir. Çünkü ders kitapları doğrudan veya dolaylı olarak öğrencileri etkilemektedir. Öğrenciler ise geleceğin idarecileri olarak devletin siyasetine yön verecekleri için ders kitaplarının milletler arası ilişkileri etkisi büyük olacaktır.

     Şimdi kitaba dair örnekler verelim. Kitaptaki makaleleri alanında uzman o ülkenin dilini bilen, ya da o ülkede yaşamış Türk yazar veyahut o ülkeden birinin Türkçeye çevrilmiş makaleler oluşturmaktadır. Suudi Arabistan ile ilgili makaleyi yazan kişi bizzat o ders kitaplarından eğitim görmüştür. Ülkenin monarşik yapısı nedeniyle ders kitaplarının sürekli değişebildiği tespitinde bulunan yazar o dönem Türkiye Arabistan ilişkileri iyi olduğu için kitapta Türkler hakkında olumsuz bir imaj bulunmadığını tespit etmiştir. Hatta Osmanlı devleti yükselme dönemi fetihleri İslami bir açıdan ele alınmış ve takdir edilmiştir. Ancak İttihad ve Terakki yönetimi eleştirilmiştir. Daha sonraki Arap isyanlarının sebebi olarak ta İttihatçıların tutumları gösterilmiştir. Örneğin Bosna Hersek ders kitaplarında ülkenin parçalanmış yapısından dolayı Türklere karşı olumsuz bir bakış açısı vardı. Normal şartlarda bu ülkedeki Müslümanlarla İlişkilerimiz oldukça iyi olmasına rağmen bu durum ders kitaplarına yansımamaktadır. Bu durumda ülkede siyasi bölünmüşlüğün etkisi büyüktür.

     Balkan milletlerinde ise Türklere karşı olumsuz bir bakış açısı hissedilmektedir. Bu coğrafyaları 500 yıl elinde tutmuş olan Osmanlı devletinin devşirme politikası ve fetihler eleştirilmektedir. Osmanlıya karşı isyan eden kişiler bağımsızlık savaşı önderleri olarak nitelendirilmiştir. Nüfusunun büyük bir çoğunluğu Müslüman olan Arnavutluk ve Kosova da bile bu yaklaşım vardır. Bu durum kadim Arnavut milliyetçiliğinin de bir göstergesidir. Fatih’e karşı isyan eden İskender Bey Arnavutluk’ta halk kahramanı olarak nitelendirilmektedir.

     Romanya ders kitaplarında ise Osmanlı tarihinin Rumen tarihinin bir parçası olduğundan bahsedilmiştir. Görece tarafsız bir yaklaşım vardır. Ülkemizde sosyal medya’da Macarların Türk aidiyetleri özellikle vurgulanırken Macaristan’da Fin-Oğur kökeni üzerinde durulmakta ve Türklük tarafı çokta dillendirilmemektedir. Rusya’da ise 18. ve 19. Yüzyıllardaki Osmanlı – Rus savaşları anlatılmakta Türk- Rus ilişkilerinin genel bir savaşlar tarih olduğundan dem vurulmaktadır. Ruslar demişken SSCB’den ayrılan Türk devletlerinde Rus etkisiyle ders kitaplarında olumsuz bir Türk imajı gözlenmektedir. Azerbaycan ise Türkiye’ye yakınlığı ve kültürel benzerlikler nedeniyle ders kitaplarında olumsuz bir yaklaşıma yer vermemiştir. Osmanlı- İran ilişkilerinde ise Türk olup mezhep çatışmalarının olduğu yerde ise milli bir şuurla Türlük ve Müslümanlığın üstün tutulması gerektiği ifade edilmiştir. İran ders kitaplarında ise İran’daki Türk devletleri Şii oldukları için Türklükleri yok sayılma yoluna gidilmiştir. Malezya, Güney Kore vb coğrafi uzaklığımız olan ülkelerde ya dini bağlantı yoluyla Türkler hakkında olumlu bir imaj çizilmiş ya da Güney Kore gibi Kore savaşı gibi nedenlerle olumlu bir algılama oluşmuştur. Avusturalya ders kitapları ise Türklere Çanakkale savaşında yer vermişlerdir. Yani kendi ülkeleri ile ilişkisi kadar. Japonya, Arjantin ve Kolombiya ders kitaplarında coğrafi koşullar nedeniyle tarafsız bir yaklaşım ortaya konulmuş veya hiç yer verilmemiştir. 

     Özetle Dünya’nın genelinin aklında 6 asra varan ömrüyle Türk imajını Osmanlı oluşturmuştur. Osmanlı öncesi olaylar devletin konumuna ve siyasi ilişkilerine göre değerlendirilmiştir. Osmanlının ise fetihleri, vergi politikaları veya devşirme sistemi olumlu ve olumsuz bir şekilde değerlendirilmiştir. Fetih politikası hakimiyet kurulan devletlerin geçmişi kötüleme veya inkar sebebi ile olumsuz bir Osmanlı algılaması vardır. Osmanlı devleti içinde ise Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni ön plana çıkmaktadır. Osmanlı duraklama dönemi sebepleri ile ele alınmıştır. Balkan ülkelerinde bu dönem Osmanlı devletindeki otorite boşluğu nedeniyle Balkan milletlerinin zarar gördüğü anlatılmıştır. Diğer bir deyişle aslında biz isyan etmezdik ama sizin sisteminiz bozulduğu için isyan ettik denilerek isyanların zemini hazırlanmaya çalışılmıştır. Batı Avrupa ülkelerinde Milli mücadele Türk- Yunan savaşı olarak algılanmaktadır. Daha sonra Mustafa Kemal’in Yunan ordusunu yendiği ve ülkeyi Batı tarzında reformlarla değiştirdiği ele alınmıştır. Mustafa Kemal Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi, Afganistan Kralı Amanullah Han mukayese edilmiştir.  Atatürk’ün inkılapları ve dış politikası övülerek ülkeyi kalkındırdığı tespitinde bulunulmuştur.

Mustafa AK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir