Devletçiyiz Yerli Üretimde Destekçiyiz

DEVLETÇİYİZ, YERLİ ÜRETİMDE DESTEKÇİYİZ

Devletimizin temeli; Türk milleti, Türk yurdu, Türk egemenliği, Türk bayrağımız ile milli marştır. Bunlardan biri özgürlüktü, demokratik hak ile değişilmez yasaları değiştirme talebi, açılım süreçleri gibi tavizkar askeri ve politik düzenlemelerle devletimizin bu temel öğeleri ile oynanırsa, yedi düvel düşmanın başımıza üşüşerek, bizi kıstırmak için en zayıf zamanı bekleyip, üzerimize atılmaları için fırsat verilmiş olur. Kısaca bugünlerdeki ihanetleri anlamak için, Türk tarihindeki ihanete götürücü süreçlerde verilen tavizleri de anlamak gerekir. Devletimiz şu an içte ve dışta her türlü ajanlarla çevrilmiş, düşmanlıklar artık aşikar yapılır olmuştur. Bize düşen nedir? Türk devlet töresi gereği, Devletimizin yönetimi ve milletiyle bir bütünlükte hareket etmektir.

Devletçilik anlayışımız da, ülkemizin sosyal düzeninin de izlenecek yol ve yöntemlerin belirlenmesi, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın devletimiz eliyle gerçekleştirilmesidir. Devletçilik milli Birliği ekonomide, toplumsal hayatta, devlet kademesinde sağlayarak devlet yetkilerini Türk milletinin refahına yönelterek hareket etmeye denir. Geçmişten gelen Türk töremiz ve günümüz sistemiyle de devlete bağlıyız, çünkü Türküz, Türk devletimizin her koşulda yanında, devletçiyiz.

Dün devlet başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında şöyle analiz ve taleplerde bulundu. Erdoğan :

“Türkiye’ye yönelik açık bir ekonomik saldırı var. Eskiden bu işler daha örtülü dolaylı yollardan yapılırdı. Şimdi bodoslama şekilde üzerimize geliyorlar. Yapabileceğimiz iki şey var. Bunlardan biri ekonomik, diğeri siyasi tavırdır. Yapabileceğimiz ve bana göre asıl önemli olan husus siyasi duruşumuzu sağlam tutmaktır. Madem maruz kaldığımız saldırının ekonominin gerçek durumuyla ilgisi yoktur, işin arkasında başka niyetler vardır. öyleyse bizim de kendimizi buna göre konumlandırmamız gerekiyor. Başbakan Erdoğanın haklı beklentilerini sıralarsak;

-Daha çok üreteceğiz, daha çok ihraç edeceğiz. Depoları kilitlemenin anlamı yok. İhraç, ihraç, ihraç.

-Dışarıdan dövizle aldığımız ürünün daha iyisini, daha kalitelisini üretip biz dışarıya satacağız. Sen Türksün, sen Türk Lirası’yla beraber yoluna yürüyeceksin..

-Amerika’nın elektronik ürünlerine biz boykot uygulayacağız.

-Ham maddede, yarı mamule, mamulden yüksek teknolojiye, yüksek teknolojiden tasarıma doğru işlerimizi geliştireceğiz. Fabrikalarımızı fazla çalıştıracağız, yatırımlarımıza ara vermeyeceğiz. Dünya kazan biz kepçe daha çok dolaşacağız.

Konuşmasının devamında ; ‘’ ülkesini karalamayı tercih edenlere biz mankurt diyoruz. Bizim mankurtlara ihtiyacımız yok. Bize bu ülkenin kalbi iman dolu, kafası zehir gibi çalışan, kendilerini eğitimden spora her türlü imkanı sağladığımız gençler yeter. Ne yaptığımızı ne yapacağımızı anlasınlar. Dolayısıyla biz kendimize yeteceğiz. Olmayanı da üreteceğiz. Dışarıya para verip yaptırdığımız her işin daha güzelini yapıp, biz dışarıya servis edeceğiz. Bu

millet bunları yapmaya muktedirdir. “ diyen Başkan Sayın R. T. Erdoğan’ın tüm bu vatan bekası ve çözüm içeren konuşmalarını maddi ve manevi desteklemek milli görevimizdir.

Peki düşmanlar bu zamana kadar para sektörünü, ticaretini elde tutarak bize ne yapmak istedi? Kısaca hatırlayalım;

1930’larda Siyonizm’in kurucularının fink attığı İsviçre’nin Basel şehrinde dünyayı tek merkezden yürütmek isteyen materyalist ruh hastası baronlar, BIS adıyla ‘Bank for International Settlements’ İngilizce açılımı Türkçesi ise

” Uluslararası yerleşmeler’’’ olan – ki çok yerinde bir tanım, sömürü yapacakları ülkelere yerleşip para kullanım sistemlerine köle ederek bağımsızlıklarına yerleşirler) bu Ecnebiler uluslararası dokunulmazlığı olan bir banka kurarlar.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası da olmak üzere yerleştikleri ülkelerin ekonomilerini, merkez bankaları kur ve faiz politikalarını, bu ‘Uluslararası Ödemeler Bankası’na sormadan kimse yapamaz. Ha! İşte amaçları da bu kimseye sormadan yapılamayanlarla ülkeleri kendilerine parasal olarak köle etmeleridir. İşin başı ve özeti budur para ticaretlerinde.

Ne demişti, bize ekonomik savaş açtığını ilan eden evanjelik sapkın Abd başkanı Trump Twitter mesajında;

“Türk lirası, çok güçlü dolarımız karşısında hızla düşerken Türkiye’den gelen çelik ve alüminyum üzerindeki gümrük vergilerinin ikiye katlanmasına onay verdim! Alüminyumda bu oran artık yüzde 20, çelikte de yüzde 50. Türkiye ile ilişkilerimiz bu dönemde iyi değil!” ifadelerini kullandı. Bu ifadeler vatan toprağımıza yönelik yürütülen bölücü saldırının en üst düzeyde itirafı olarak kayıtlara geçti.

Biz soğan yeriz, ağaç kabuğu yeriz, aç yatarız ama namerde Eyvallah etmeyiz!

Ama bizi üzen, elimizi kolumuzu esir eden döngüdür

Arabadan, telefona, yiyecekten giyeceğe herşeyde Batı’ya özenmek, Batıdan almak, ama kendimiz üretmemiz.

İşte elimizi kolumuzu kaptırdığımız Batıdan aldığımız ne varsa, Batıdan daha iyisini yerli olarak yapalım. Yani Türk için, Türke göre. Dışarı 1 Liramız dahi asla çıkartılmasın. Bilimde, sanayi de, teknolojide yenilikçi üretim üretim üretim, hayallerimizin sınırlarını zorlayarak vatanımızı el birliği ile yabancının asla tehdit etmeye cüret edemeyeceği gelişmişlikte devlet olalım, devletçi anlayışta olalım. Bu irade milli ve dini mukaddesatlarımızda fazlasıyla olmaktadır. Yeter ki yabancıdan gelenleri reddetmesini bilelim.

Son diyeceğim odur ki;

İstiklal marşı ruhu ve İstikbal harbi şuuruyla direneceğiz. EvvelAllah. Trump ve Trump gibi doların yükselişe geçmesine sevinen içte ve dışta düşmanlarımıza boyun eğmeyeceğiz yılmayacağız. Yıkılmayacağız, diz çökmeyecek, Türk vatanımızı böldürtmeyeceğiz.

Türk vatanı varolsun, Türk ırkı sağolsun.

Zeynep Han DİKMEN

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

One Comment on “Devletçiyiz Yerli Üretimde Destekçiyiz”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir