Çocukta Mahremiyet Eğitimi

ÇOCUKTA MAHREMİYET EĞİTİMİ

Son dönemde gündemde sağlam bir yer edinmiş konulardan ‘çocuk istismarı’ ve ‘çocukta mahremiyet eğitimi’ her yaş grubundan bireyi önemli ölçüde etkilemektedir. Çocuk istismarı maalesef son zamanlarda oldukça artmış durumda, veriler ise korkunç. Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de çocuk istismarı ile ilgili açılan dava sayısı son 10 yılda yaklaşık 3 kat artmış. Adli sicil kayıtlarına göre son 5 yılda çocuk istismarı dava sayısında yüzde 50 oranında artış var. Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sırada. Her 6 erkek çocuktan 1’i cinsel istismara uğruyor. Uğrayanların yüzde 70’i 18 yaş altı. 11 yaşından küçüklerin oranı yüzde 70. TÜİK verilerine göre, 2015 yılında Türkiye’de işlenen suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işlenirken çocuğa şiddet ve cinsel istismar önde. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verileri suç mağduru çocuk sayısının yılda 122 bini geçtiği, bunların yüzde 10 oranında cinsel suçlar olduğunu gösteriyor. Adalet verileri, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de kadınların yüzde 45’i, erkeklerin yüzde 10’u çocukluklarında en az bir kez cinsel istismara maruz kalmış. Saldırganların yüzde 60’ı ise çocukların tanıdıkları biri.

             Toplumdaki ahlak yapısının ne derece çürüdüğü gerçeği de bu verilerle gözler önüne serilmiş oluyor. Peki nerede hata yapıyoruz, ne eksiğimiz var? Bana sorarsanız başlıca eksiğimiz eğitim ve gelenek diye adlandırdığımız doğru bildiğimiz yanlışlar. Başlangıç olarak eğitimden bahsedecek olursak, bir çocuğun eğitimi anne karnından itibaren başlar. Söylenen sözler, her türlü davranış çocuğu her açıdan etkiler. Bir çocuğun gelişim dönemlerini dörde ayırırsak:

-Bebeklik dönemi (0-2 yaş)

-İlk çocukluk (oyun) dönemi (3-6 yaş)

-İkinci çocukluk (ilkokul) dönemi (7-11 yaş)

-Ergenlik dönemi (12-18 yaş)

Konumuzla alakalı olarak kritik dönemlerden birisi 3-6 yaş arasıdır. Bu dönemde cinsiyet farklılıkları keşfedilir. Bu konuda sorular sormaya başlar. Çocuğu sorduğu sorular yüzünden azarlamak ve araştırma girişimlerine engel olmak, çocukta suçluluk duygusunun gelişmesine neden olur. Erkekler/Kızlar şöyle yapar ifadeleriyle başlayan cümleler kullanır. Çocukta vicdan gelişiminin ve ahlakın, yargıların temelleri bu dönemde atılır.

            Maalesef toplumumuzda doğru olarak bilinen bazı davranış yanlışlıkları çocuğun eğitiminde ciddi hasarlar bırakır. Hem kız hem de erkek çocuğu için aslında saygı olarak nitelendirilen ama çocukta yalnızca özgüven eksikliğine sebep olan ‘sen sus’ emri ise en büyük yanlışlardan bir tanesidir.  Çocuğa konulara yorum yapma, fikrini söyleme hakkı tanınmaz. ‘Sen küçüksün, konuşma’ diyerek ileriki yaşlarında konuşmasının da önünün kesilmesine sebep olunur. Bunun yanında erkek çocuklarını kız çocuklarından üstün tutmak ve bu tür davranışlarda bulunmak erkek çocuğunda gereksiz özgüvene kız çocuğunda ise özgüven düşüklüğüne sebep olur. Bunlar size normal davranışlar olarak gelebilir ama gelecek için ciddi tehdit unsurlarıdır. Yemek yenir sofrayı kadınlar kaldırır ‘Aman oğlum sen dokunma erkeklerin işi değil bu’; erkek sevgili yapar ‘yakışır koçuma’; eve geç bir saatte döner ‘Erkek o, arkadaşları ile gezmiştir.’ Kız çocuğunun bu tür davranışları sergilemesi halinde ise birinde beceriksiz diğerlerinde utanmaz ilan edilir. Bu tür ayrımcı davranışlar ileride fazla özgüven ile kadına şiddet, çocuğa istismar şeklinde dönebilir. İşte bir çocuğun eğitimi bu kadar ince ve önemlidir çünkü ne ekerseniz onu biçersiniz

           Bu konuyla bağlantılı olarak asıl dikkat çekmek istediğim nokta çocukta mahremiyet eğitimidir. Çocuğu gelişim döneminde ‘ayıp, günah vb.’ sözlerle bastırmak yerine ona doğru bir biçimde bu eğitimi vermek gerekir. Çocuğun kendini tanıyabilmesi ve de koruyabilmesi açısından özellikle son dönemlerde çok önemlidir.

            Mahremiyet eğitimi, çocuğun kendisinin ve diğer insanların özelinin/özel alanının farkına varması, sosyal hayatın içinde kendi özel alanını koruması, diğer insanların özeline saygı duyması, kendisi ile çevresi arasında sağlıklı sınırlar koyması gibi bilgileri içerir. Bu eğitim çocuğa anne-baba tarafından verilir. Uzmanlara göre bu eğitimin ilk adımı özel alan tanımlamadır. Çocuğa vücudun kişiye özel olan bölgelerini tanımlamak ve bu bölgelerin gizlenmesi gerektiğini öğretmek 2-3 yaşından itibaren önemlidir. Bu alanın başkalarından gizlenmesi ve anne-baba ve doktorlar dışında bu bölgeye kimsenin dokunmaması gerektiği çocuğa anlatılmalıdır. Aynı zamanda çocuk bu soruları sormaya başladığında eğitim kendi cinsel organları üzerinden ya da kitap vasıtası ile anlatılmalıdır. Bu şekilde yapıldığında çocuk, kendi özel alanını korumayı, başkalarının da özel alanlarına dokunmamayı ve bakmamayı öğrenecektir. Bir diğer adım odaya izin alarak girmektir. Çocuk anne-babanın odasına izinsiz kapı çalmadan girmemelidir. Oranın özel bir alan olduğu öğretilmelidir. Aynı şekilde çocuk kaç yaşında olursa olsun onun odasına da ebeveynler kapıyı çalmadan izin almadan girmemelidir. Burada diğer adım devreye giriyor, çocuğun özel alanına saygılı olmak. Çocuğun kıyafetini değiştirirken başkalarının yanında iç çamaşırına varana dek soymak doğru değildir. Altını değiştirirken dahi bunu başka bir odada yalnız yapmak gereklidir. Özellikle 4-5 yaşından sonra iç çamaşırı ile yıkamak, iç çamaşırını çıkardıktan sonra kafayı yana çevirerek o alana saygılı olunduğu gösterilmeli. Bir diğer adım özellikle nine ve dedelerimizin yaptıkları bir yanlış, çocuğun cinsel organını sevgi objesi yapmak. Çocukları cinsel organları konu edilerek sevmek, onlara kötü niyetle yaklaşanlar karşısında onu etkisiz kılacaktır çünkü aradaki farkı anlamayıp ‘beni dedemde böyle seviyor’ diye düşünebilir.

             Mahremiyet eğitimi konusunda başta kendimizi daha sonra çevremizi bilinçlendirmemiz gerekmektedir. Ortada ahlak adına bir savaş varsa bunu ancak eğitim ile yenebiliriz. Çocuklar bizim geleceğimiz. Yenidünyaya mirasımız, onlara en iyi şekilde sahip çıkmalıyız.

 

KAYNAKÇA:

ekmekvegul.net

cocukgelisimi.gen.tr

pedagojidernegi.com

 

         Rümeysa Yağmur SAÇAN

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir