ÇİN DİAYDINLIKPORASI

Paylaşın:

ÇİN DİAYDINLIKPORASI

26.07.2019 Tunç Akkoç imzalı “Aydınlık Gazetesi gitti, gördü, gerçeği Uygurlardan dinledi” başlıklı yazıyı okudum. Tam manasıyla Çin hükümetini temize çıkarma yazısı. Olduğu gibi ekleme çıkarma yapmadan Tuna Beyin yazısından aktarıyorum:

Okul Müdüresi Rabiagül Rentula: “Eğitim programı 4 ana dersten oluşuyor. 1. Ulusal dil, 2. Hukuk ve vatandaşlık bilgisi, 3. Meslek eğitimi, 4. Aşırı dincilikten arınma.

Ömercan: Bölücülükle ilgili yasadışı görüntüler izledim internetten. Yaşadığım köyde Hanlara küfür ediyordum ve onlara karşı nefret yayıyordum. Şimdi bir buçuk yıldır eğitim merkezindeyim. Köklü bir değişime uğradım. Sinciang tarihi ve hukuk dersleri aldıktan sonra yaptıklarımın yanlış olduğunu anladım. Çin mutfağı derslerini bitirip memlekette lokanta açacağım. Bozidun nahiyesinden geliyorum, 30 yaşındayım.

İbrahim Eşan: Yeraltı medresesine gittim. Eşimi o zamanlar ibadet etmeye zorladım. Çocuğum hastalandığında korsan bir imamı davet ettim. Çağdaş tedavi yöntemlerine inanmıyordum. Bir yıldır bu okuldayım. Bilime inanmalıyız. Doğru dürüst hastaneye gidilmeli. Ulusal dili ilerlettikçe diğer insanlarla daha kolay irtibat kurabiliyorum. Tarımda da bilimsel yöntemlerle çalışmak gerektiğini anladım. Daha önce yaptıklarım çok yanlıştı. Hukukun üstünlüğüne inanıyorum. Gelirimi artırmak için meyve yetiştiriciliği yapacağım. Karım evde, altı yaşında çocuğum var. Haftada iki gün görüşüyoruz, eve gidiyorum. Eşim de okulu ziyaret ediyor. Dün telefon etti.

Tuna Akkoç  toplama kamplarını Çin tarzı Köy Enstitüsü olarak adlandırıyor. Ben Dünyada ilk ve tek Türkiye patentli diyebileceğimiz Köy Enstitülerinin bir etnik grubu kimliğinden dininden etmek için yapıldığını bilmiyordum. Şahsım Polatlı Anadolu Öğretmen Lisesi mezunu  ve lisenin ilk iki yılını ise Cumhuriyet Döneminde köy enstitüsü olan Eskişehir’de bir Anadolu Öğretmen Lisesinde okudum bu yüzden köy enstitüleri ve bu okulların işleyişi hakkında detaylı bilgiye sahibim fakat o başlı başına bir yazı konusu olur. Benim tepkim Aydınlık gazetesinin Çin’in kültür katliamı yaptığı uygulamayı Cumhuriyet’in, memleketin kalkınması amacıyla yaptığı uygulamaya benzeterek Çin hükümetini temize çıkarmaya çalışmasıdır. Her şey dört dörtlük güllük gülistanlık ve Uygurlara yapıldığı söylenen zulümden hiçbir şeyden eser yok algısı oluşturmak maksadıyla yazılmış bir yazı fakat bu yazıları bile ortaklarını ele veriyor.

Yazıdan edindiğimiz bilgilere göre evine imam çağırdığı için internetten video paylaştığı için dindar olduğu için insanlar toplama kamplarına alınmış fakat bunlar çok normal  hadiseler gibi aktarmaya çalıştıkları nasıl bir amaç güttüklerini açık olarak ele veriyor. Evli barklı çocukları olan 30 yaşlarında insanlar sudan sebeplerle bu kamplara getirilmiş , hayatlarına el konulmuş, adeta kimlik değişimine zorlanmış ; bizim araştırmacı gazetecimizse bu durumun üstünü çiçek böcek edebiyatıyla örtmeye çalışıyor.

Tüm haberler yalanmış Sinciang’da Uygurlar huzur içinde yaşayıp gidiyormuş. Toplama kampı diye söylenen yerler eğitim yuvasıymış,  yazısı kendini ele vermeye devam ediyor. Okulda verilen dersleri de kendileri paylaşmış.

1 – Çince

2- Çin Hukuku ve Vatandaşlık Bilgisi

3 – Mesleki Eğitim

4- Aşırı dincilikten arınma (Meali: Çinin istediği ölçüde Müslümanlık , Doğu Türkistanlı kardeşlerimizden ne olduğunu biliyoruz)

Gerçekler o kadar insanlık dışı uygulamalardan oluşunca ne kadar temize çıkarmaya çalışsan da en hafif şekliyle yazıp Çin’i tüm günahlardan arındırma çabası içinde olsan bile kendi yazın kendini ele veriyor. Burada bahsi dahi geçmeyen uygulamaları bir tarafa bırakıp evet Aydınlık haklı evet Tuna Bey haklı deyip yazısından aktardığım kısımdaki olayların Türkiye’de herhangi bir etnik ve yahut dini bir gruba yapıldığını düşünelim. Dünya ayağa kalkar Türkiye 3. Sınıf antidemokratik  bir ülke olarak lanse edilirdi. Yazının tamamında kamplar modern çağdaş bilim yuvaları ve buraya terörist faaliyetlerden dolayı getirilen Uygurlar burada ıslah ediliyor imajı çizilmiş. Zaten Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin kendi dinini milli yaşantısını ve kendilerine yapılan zulmü duyurmaya çalışmalarını Aydınlık “Terör Faaliyeti “ olarak kabul ediyor. Diğer dikkat çeken ayrıntı ise Doğu Türkistan kelimesinin bir cümlede dahi geçmemesi  , sürekli kullanılan ifade Sinciang Bölgesi ; bu da bu haberi yapanların da yazanlarında derdinin gerçekler yada soydaşlarımız olmadığı tam aksine Çin Propagandası yapmak olduğunu gösteriyor.

Türkiye’de ulusal medyanın Doğu Türkistan meselesine sessiz kalması öyle bir dertlerinin olmaması maalesef alıştığımız bir gerçek. Başka toplumlara gelince büyük tepkiler veren büyük kitlelerinde söz konusu Doğu Türkistan olunca kılını kıpırdatmamalarına da alıştık. Fakat biz oraya gittik deyip Doğu Türkistan kelimesini ağzına almayıp birde bunun üstüne soydaşlarımızı terörist olarak lanse edeceksin. İşten ben buna susamam biz buna susamayız. Başından sonuna Çin Diasporasının sözcülüğünü yapan bu yazının maksadını da yaratmaya çalıştıkları toz pembe algısını da çökerttik. Her zaman Doğu Türkistan’ın , soydaşlarımızın , dindaşlarımızın yanındayız ve elimizden geldiğince onlar için mücadeleye devam edeceğiz.

Fatih DEMİREL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir