Çeçenistan’ı Unutmak

ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAK

Bilindiği gibi, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991’de diğer bazı ülkelerle birlikte Çeçenistan da bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlık bir bütün olarak Çecen milletinin arzusuydu. Çeçenler diğer milletler gibi en doğal haklarını kullanıp kendi ülkelerinde kendi bildikleri şekilde dinlerine ve milli özelliklerine uygun olarak yaşama iradelerini ortaya koyup bunun gerektirdiği devlet yapılanmasını oluşturdular. Bunu yaparken, Çeçenler kimseye saldırmadılar ve tamamen hakkaniyete uygun davrandılar. Ne var ki Çeçen devletinin Mart 1992’deki kuruluşunun tamamlanmasından daha sonra Aralık 1992’de kurulan bugünkü Rusya Federasyonu devleti hiçbir hakkı olmadığı halde Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına karşı cıkmıştır. Üstelik günümüzdeki RF’nun katılanlarca gönüllü olarak imzalanan bir anlaşmayla oluşturulduğu belirtildiği halde RF anlaşmasını imzalamayacağını çok net bir şekilde ortaya koyan Çeçenistan’ın RF’na dahil olduğu hukuk bir yana hiçbir mantıkla bağdaşmadığı halde iddia edilebilmiştir. Açıkçası Rusya emperyalist emelleri için gücüne güvenip zorbalık yapma yolunu seçmiş ve 1991’den 1994 yılına kadar fiilen bağımsız olan Çeçenistan’a Aralık 1994’te büyük bir askeri güçle saldırmıştır. Çeçenler direnmiş ve Ağustos 1996’da Rus saldırısını def etmişlerdir. Ruslar mecburen gitmiş, ancak Çeçenistan’la ilgili emellerinden vazgeçmemişlerdir. Daha önceden bu yana kullandıkları fitne-fesata yönelik

Yöntemlerini daha yoğun olarak kullanmaya başlamışlar ve bu süreçte kara demekten bir gün ak dediklerine bir sonraki gün çekinmemişlerdir. Nitekim 12 Mayıs 1997’de Kremlin’de tüm dünyanın izlediği görüntülerde Çeçen-Rus barışı için Çeçenistan Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov’la el sıkışırken “400 yıllık düşmanlık sona erdi, artık kesinlikle başvurulmayacak” diyen Yeltsin düşmanlık sona erdi, artık kesinlikle zora  başvurulmayacak” diyen Yeltsin Sadece iki buçuk yıl sonra 1999 sonbaharında tüm çeçenleri terörist ilan edip Aslan Mashadov’un tüm barışçı açıklamalarına rağmen yeni bir askeri saldırı başlatmış ve böylece entrikalara ilaveten yeniden zorbalık yolunu seçmiştir. İlk saldırıyı iki saatte sonuçlandırırız diyen Ruslar iyice hazırlandıkları bu ikinci saldırının iki ayda biteceğini söylüyorlardı. Ancak aradan altı yıl geçmiş olmasına rağmen hiç ara vermenden savaş bütün şiddetiyle bugün de sürmektedir fakat biz bunları yazılı yada sosyal medyadan bile göremez hale geldik.

 Rusya Çeçenistan’ı koloni yapma emeline ulaşamamıştır. Putin’in tek yapabildiği sivilleri katletmek olmuştur ve halen de bunu yapmaktadır. Çeçenler bugün Çeçenistan’ın her yerinde işgalcilere karşı direnmektedir ve bu direniş Ruslar Çeçenistan’dan gidinceye kadar sürecektir. Çeçenistan’da Ruslar inanılmaz bir vahşetle apaçık bir şekilde tüm dünyanın gözü önünde sivil katliamı yapmış ve yapmaktadırlar. Dünya bu aleni katliama karşı çıkmamış, tam tersine destek olmuştur. Bu, bugünkü dünyanın ayıbı ve ne denli ikiyüzlü olduğunun en önemli kanıtıdır. İnsanlık içi boş sözdür. Esas olan kısır çıkarlardır. Bugünkü dünya sistemi buna göre yapılanmıştır ve BM de bunun bir aletidir.

Ruslar bir yandan Çeçenleri katlederken bir yandan da Çeçenler teröristtir diye propoganda yapmaktadırlar. Bu elbette apaçık bir yalandır ve bunu kendileri çok iyi bildiği halde bilerek yalan söylemektedirler. Rus yalanları ne yazık ki Ülkemizde medyada çok yaygın bir şekilde doğruymuşçasına sürekli yazılmaktadır malum basın kuruluşlarını tahmin etmek zor değil . Çeçenistan’da süren savaş yerine insanlarımıza sürekli Rus yalanlarının anlatılması Ülkemiz açısından üzücüdür. Çeçenler kendilerinin en yakını olarak gördükleri Türk milletine çok büyük ölçüde yanlış tanıtılmaktadırlar. Evet Çeçenistan’da savaş sürüyor, Rusya tüm çabasına karşın amacına ulaşamıyor ve ulaşamayacaktır.

Bu savaşta çok kıymetli 500.000 evladına ilaveten Cahar  Dudayev, Aslan Mashadov, Şamil Basayev olmak üzere üç cumhurbaşkanını şehit veren Çeçenler önce Allah’a ve sonra kendilerine güveniyorlar ve zafer inşaallah onların olacaktır.

 Şeyh Şamil’den, Şamil Basayeve kadar ismini zikredemediğimiz sayısız şehidlerimizin peygamber makamında makamları cennet olsun.

 Bizlere o yiğit insanlara layık bir ömür sürebilmek nasip olsun.

Yazıma son verirken Şehid liderim Muhsin başkanın sözleriyle son veriyorum

“Başta Türkiye, Türk Dünyası ve İslam aleminin Çeçenistan’daki vahşete daha fazla göz yummayacağına inanıyorum.

Çeçenistan direnişinin şanlı komutanlarından, Türkiye’den giderek cihada katılan Abdullah’ın sözleri kulaklarımızda çınlıyor: “Bizleri unutmadığınıza inanmak istiyoruz.”

Dünya sizi unutmuş olsa da Türkiye’nin, Türkiye’deki Çeçen dostlarının, mazlum milletlerin mücadelesini vermekte olanların varlığına inanın.

Çeçenistan’ı unutmak, insanlıktan vazgeçmek, aynaya bakamamak demektir.

Yaşasın Bağımsız Çeçenistan… Yaşasın Birleşik Kafkasya”

 

                                                               Yasin Veli GÜRAKAR

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir