Bu Dershanecilik Neden Bitmez ?

Paylaşın:

Bu Dershanecilik Neden Bitmez ?

Kapsamı, katma değeri ve sorunları bakımından hakkında çok şey söyleyebileceğimiz bir alandan, özel eğitimin -bence- gayrimeşru bir alanından konu açmak isterim.  Dershaneler, temel liseler, etüt merkezleri, test merkezleri… Yıllar içinde adı değişse de eğitimin genel çerçevesinde yeri hep olmuş ve olacak bir alan. Toplumların devamlılığı ve ilerlemesi hedefleriyle yöneticiler, eğitim alanında ihtiyaca ve imkânlara göre sistemler kurar, denetler ve sırası geldiğinde bunu kullanır. İşte bu alanlardaki aksaklıklar veya boşluklar, devlet dışında çözümleri veya eğilimleri ortaya çıkarır.

Yazının başında kendimizce gayrimeşru olarak tanımladığımız bu alan aslında Milli Eğitimimizin taşra teşkilatlarınca teftiş ve idare edilmektedir. Kâğıt üzerinde idareci ve personellerinin ataması yapılmakta, gelir ve giderleriyle ilgili denetimleri de Maliye tarafından yapılmaktadır. Bu doğru. Buraya kadar sıkıntı yok. Belgeleri, defterleri, makbuzları ve tabi ki vergileri düzenli olduğu sürece sıkıntı olmadığı düşünülmektedir.

Yıllar önce aynı konuda yazarken bu günkü kadar rahat ve kendinden emin değildik. Temel yayılma stratejisini özel öğretim üzerine kurmuş, dershaneleriyle, özel okullarıyla, bunları yöneten dernek ve vakıflarıyla maddi gücüne ulaşmış, eline geçen gençleri kendi emelleri ve kutsalları doğrultusunda eğitmiş bir yapının ne olduğunu, amacını ve hizmetini milletçe idrak ettik. Çok şükür emellerine ulaşamadan gerçek yüzleri görülmüş ve bertaraf edilmiş bu organizasyon, neden eğitim alanını seçmiştir? Nasıl bu kadar büyük bir servet berkitebilmiş, kadrolaşabilmiş, sinir uçlarımıza kadar girmiştir? Sorular çoğaltılabilir. Cevapları ise günlük siyasetten, kısa vadeli politikalardan çok ötede bir yerdedir.

Dershanecilik ve özel eğitimcilik yapmış biri olarak bu alanın ihtiyaçlardan ve eğitimdeki eksikliklerden doğduğunu, tabiat boşluk kabul etmeyeceği için de bir şekilde doldurulduğunu söyleyebilirim. Diploma vermeyen, hap bilgi diyebileceğimiz sınav odaklı öğretimin verildiği, çocuğu hayata hazırlayan eğitimlerin verilmediği bu “paralel” kurumlar neden var? YÖK’e bağlı üniversitelere girmek için çoktan seçmeli sınav ve buna uygun soru mantığı ile MEB’e bağlı ortaöğretim okullarının müfredatınca alınan eğitim birbiriyle tam uyuşmadığı için bu ara öğretim ihtiyacı ortaya çıkmış; bu ihtiyacı karşılayan sektör zamanla kurumsallaşmış ve yaygınlaşmıştır. Günümüzde de genel tabiriyle dershaneye uğramadan sınav kazanılamaz hale gelmiştir. Eskiden özel ders, özel hoca bir ayrıcalıkken bugün ilçelerimizde bile talep görür hale gelmiştir. Dershaneciliği kurumsallaştıran başka etkenler de var tabi. Sınava girecek kişi sayısıyla üniversitelerin kontenjanları, ortaöğretim kurumlarındaki eğitim yaşantılarının aynı olmayışı, kimi öğrencilerin imkânları doğrultusunda daha yüksek hedeflere ulaşma arzusu ve sair boşluklar… Dikkat ederseniz, tüm bu boşluklar merkez yapılanmanın sistem eksikliklerinden kaynaklanıyor. Bunlarla ilgili tedbirler alınmadan çözülecek boşluklar değil. Daha yaygın olanaklar, donanımlı öğretmenler, bilinçli velilerin tesisi; merkezin ele alacağı ve uzun vadede çözeceği işler. Neresinden bakarsak bakalım bu öğretim alanının kurumsallaşırken ilgili bakanlığımızın öngörü ve planlamasından yoksun olduğunu, kendi mecrasında yeşerip büyüdüğünü ve ne kadar uğraşılsa da istenilen düzeyde sevk ve idare edilemeyeceğini söyleyebiliriz. Başka bir ifadeyle; kendin kurmadığın sistemi yönetemezsin, kapatamazsın da.

Peki, nasıl bir yol izlemek gerekiyor? Bu kurumları düzenlemek için fiziki yaptırımlar sadece sektörün maliyetini yükseltiyor. Bu maliyet de “müşteriye” yani öğrenciye yansıtılacağından çözüm olmuyor. Yapılması gereken; ÖSYM sınavlarını tam anlamıyla MEB müfredatına entegre etmektir. İkisi de devlet kurumu ama çoğu zaman birbirlerinden haberleri bile yok. 80’lerde, 90’larda bir uçurum gibiydi, şimdilerde biraz daha birbirini takip ediyorlar. Bu boşluk dolarsa araya aracı kurum giremez. İhtiyaç ortadan kalkarsa arz da kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Tıpkı adalet veya ayrıcalık arayışının mafyayı doğurduğu gibi… Adaleti tesis edersen mafyaya ihtiyaç kalmayacağı gibi kurumlar arası boşluğu kapatırsan dershanelere ihtiyaç kalmaz. Başka ülkelerde neden dershane yok? Eğitime bizim kadar önem vermedikleri için mi? Hayır. Gelişmişinde de az gelişmişinde de bu kurumlar arası boşluk yok. İşleyen bir sistem var ve devlet kurumları birbirini tanıyor, takip ediyor. Ortaöğretim; potansiyele ve sayıya göre öğrenciyi motive ediyor, hayal satmadan aldığı ölçüde eğitimini öğretimini vererek üst öğretime gönderiyor. Yükseköğretim de ihtiyaca, potansiyele göre bölümlerini tanzim ederek gelen öğrenciyi karşılıyor. Yoksa bizim dershaneciler, diğer ülkelerdeki dershanecilik açığını görüp boşluğu doldurur dünyaya yetecek dershaneci ve özel eğitimci sayımızla sektörde bir yıldız olurduk.

Yazar: Hamza KARAKOÇ

One Reply to “Bu Dershanecilik Neden Bitmez ?”

  1. Kaleminize sağlık. Tesbitleriniz çok doğru ve manidardır. Dershane kurumları, öğretmeni ve öğrencisi ile toplumumuzun kanayan yaralarından bir tanesidir. Milli eğitim de millileşmek gerektiği kanaatindeyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir