BOZKURTUN ANADOLU’DA BEKA İLE MÜCADELESİ

Paylaşın:

BOZKURTUN ANADOLU’DA BEKA İLE MÜCADELESİ

Anadolu tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İnsanoğlu bu toprakları yurt tutabilmek için sonu gelmez mücadelelere girmiş ve sonunda büyük bedeller ödeyebilenler bu mücadelelerin kazananı olmuştur. Bu kazanç hiç kolay ojlmadığı gibi sürekli olması içinde her seferinde daha büyük bedeller ödemeyi gerektirmiştir.

Anadolu’nun, ilk çağlardan bu yana insanlığın çekim merkezi olduğunu kanıtlayan hatta insanlık tarihinin baştan yazılmasına dahi sebep olabileceği konuşulan Şanlıurfa Göbeklitepe yi duymuşsunuzdur. Kısa bir bilgi vermek gerekirse:

‘Neolitik döneme ait Göbeklitepe, ilk tapınağın dolayısıyla yeryüzündeki ilk inancın merkezi olabilmesi açısından önemli. Bu bölgede yaklaşık 20 tapınak tespit edilmiş ve şu ana kadar yalnızca 6 tapınak gün ışığına çıkartılmıştır. Göbeklitepe bu zamana kadar bilinen en eski yapıt ve tapınaktan 7500 yıl daha eskiye ait.’ (sabah.com.tr)

Göbeklitepe halen daha gizemini korumakta çünkü araştırmalar sürdükçe daha geriye ve bambaşka gelişmelere sahne olacak gibi gözüküyor. Anadolu sadece bu son gelişme ile ilklere imza atan bir coğrafya değil. İnsanoğlunun beka sorunun başlamasına sebep olan, şeytandan daha çok tesiri altında kaldığımız hatta ömrümüzü onu elde etmekle geçirdiğimiz  ‘para’ da Lidyalılar tarafından Anadolu’da bulunmuştur.

Anadolu ‘beka sorunları’ doğurduğu gibi kendisi de başlı başına bir beka meselesidir. Yukarıda da değinmeye çalıştığım gibi milattan önce 10 bin yıllardan bugüne kadar topluluklar, devletler birbirleriyle bu coğrafyaya hakim olabilme mücadelesine girişmiş fakat Anadolu’nun tabiatına ve şartlarına en uygun olan Orta Asya’nın bozkırlarından gelen Bozkurtlar bu mücadelelerin galibi olmuştur.

1071’de Sultan Alparslan Anadolu’nun kapılarını Türklere açarken aynı zamanda hiç bitmeyecek bir ‘beka mücadelesi’nin de içine girmişti. Anadolu Selçuklu ile devam eden Türk hâkimiyeti en büyük beka bedelini Moğol istilasıyla ödemişti. Kösedağ’ dan sonra Anadoluda Türk siyasi birliği dağılmış ve uzun uğraşlar sonucunda Osmanlı tekrar bu birliği tesis edene kadar beka sorunu  tehdit olarak varlığını sürdürmüştü.

Bayezid dönemine kadar verilen uğraşlar meyvesini vermiş onunda çabalarıyla Anadolu Türk Siyasi Birliği sağlanmışken yeni bir beka sorunu yine bedel istemişti. 1402 Ankara Savaşı ile Osmanlı Fetret Devrine girmişti. Yukarda değindiğimiz gibi Anadolu her milletin hayallerini süsler fakat Bozkurtlardan başka onun kahrını kimse çekemez. Ve Bozkurtlar tarihin her döneminde fetretlerden milletini çıkaracak ‘Kürşatlar ‘ yetiştirir. Çelebi Mehmet te devletin 2. Kuruculuğunu üstlenerek bekayı sağlamıştı.

Biz Türkler fetretlerden çıkmamızı sağlayan Kürşatlar yetiştirmekte mahir olduğumuz gibi aynı zamanda bu topraklarda devamlılığımızı sağlamak için ne gerekiyorsa onu yapabilen Fatihler yetiştirmekte de mahiriz. Beka neyi gerektiriyorsa onu yapabildiğimiz için Anadolu bizim. 1100 lü yıllarda iyi ata binip kılıç kuşanmak bekayı sağlarken, 1400 lü yıllarda tüm Müslümanların hayalini gerçekleştiren padişah mühendis olup proje çiziyor. Çağ açıp çağ kapatmanın sadece Fetihle olmadığını dönemin icadını yapıp bir bilim adamı gibi literatüre ‘Şahi Topları’ nı kazandırarak gösteriyor.

Ne zaman ki Anadolu’nun nazının yeni gelinden daha beter olduğunu, herkesin gözünü onun üstüne diktiğini unutarak hareket ediyoruz işte o zaman tekrar beka sorunu ile karşı karşıya kalıyoruz.

Ve yine tarihte görülmemiş savaşlar bu topraklarda sahne alıyor ve bu millet başka hiçbir milletin aklından dahi geçiremeyeceği bedelleri ödeyerek bekayı tahsis ediyor. Analar evlatlarına kına sürerek cepheye yolluyor. 14-15 yaşlarında çocuklar destanlaşacak vatan müdafaasına koşa koşa gidiyor, liseler mezun veremiyor. Sarıkamış’ta donan bedenler milli mücadelede şahlanıyor. Varlık ve yokluk mücadelesine giriştiğimiz her dönemde olduğu gibi aziz Türk milleti bu sefer de Samsuna Mustafa Kemal adında bir ‘Kürşat’ çıkarıyor

Düşmanı yurttan attıktan sonrada 1000 yıldır olduğu gibi her daim ‘BEKA ‘ meselesinin devam edeceğini bildiği için yeni mücadelenin kılıçla değil sabanla yapılacağını söylüyordu Atatürk. Aynı Fatih’in Ali Kuşçu ve Molla Hüsrev gibi bilim adamlarını el üstünde tuttuğu gibi Mustafa Kemal’de yaklaşan çağın bilim çağı olduğunu görüyor ve onca yokluğa rağmen en çok eğitime ve bilime kaynak aktarıyordu.

74’te Kıbrıs, ondan sonra Asala adlı örgüt, 80’lerden bugüne kadar uzanan birçok vatan evladımızın katili olan pkk ve 15 Temmuz vahşeti bize yaşatan Fetö de Cumhuriyet tarihinin en şiddetli ‘Beka sorunları’ olarak göze çarpıyor.

Sonuç:

Beka Sorunu ve bunun mücadelesi bu topraklara sahip olmanın bir bedelidir. Bu bedel öde öde bitmez çünkü bir an vazgeçersen, yoruldum diye durursan, bu toprakların alıcısı da bu alıcılara piyonluk eden hainlerde çok o yüzden ben güncel siyasi tartışmalardan uzak kalarak şu cümlelerle bitirmek istiyorum. Gelecekte beka sorunu ile mücadele edecek olan nesil dünyanın en kötü ve en çok değişen eğitim sistemiyle yetişiyor. Bunun yanı sıra yeni nesil internete hakim fakat yaratıcı işler üretmekten öte popülist uygulamaların etkisi altında; yapay zeka gibi geleceği şekillendireceği söylenen teknoloji ve bu teknolojinin bilimine hakim bir nesil yetiştirmeye çalışmak en başlıca beka meselemiz olduğunu düşünüyorum.

 

Fatih DEMİREL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir