Bir Destansı Dik Duruş: Ozan Arif

Paylaşın:

Bir Destansı Dik Duruş

Ozan Arif

Arif Şirin, 10.06.1949 yılında Samsun Terme’de dünyaya geldi. Ailesi Giresun, Alucura, Yükselen köyündendir. Ailesi yazları ekmek parası için Alucura’da köylerinde rençberlik yaparken kışları da Samsun Terme’de çalışır. Ozan Arif’in çocukluğu yazları ve kışları ailesi ile birlikte çalışmasıyla zorluklar içinde geçer. Ozan Arif eğitimini Gaziosmanpaşa İlkokulu, ve Namık Kemal Ortaokulu’nda Samsun’da, Perşembe Öğretmen Okulu’nda Ordu’da tamamlar. Samsun’da öğretmenliğe başlayan Ozan Arif, Süheyla Hanımla tanışır ve evlenir.
Ozan Arif 1964’te dar aile bütçesinden biriktirdiği 15 lirayla Şemsi Yansıtman Saz Evi’nden aldığı bağlamayla ilk kez türküler söyler ve ömrünü tavizsiz haykırışlarıyla geçirir. 
Ozan Arif dokuz yıl sürdürdüğü öğretmenlik mesleğini söylediği türkülerin de etkisiyle dönemin iktidarı tarafından gelen siyasi baskılar nedeniyle bırakır. 12 Eylül 1980 darbesinin getirdiği baskı ortamı nedeniyle Almanya’ya taşınır. 24 Eylül 1980-5 Kasım 1991 tarihleri arasında Almanya’da yaşar ve sonra yurda döner. Ozan Arif 69 yaşında 13 Şubat 2019 04:50’de ardında nice şiirler, besteler ve türküler bırakarak, onurluca yaşayarak hayata gözlerini yumdu.
Ozan Arif giderken vefasızları da ardı sıra gömdü. İçinden yetişip büyüdüğü ülkücü camianın sanatçıları o vefat ettiğinde onu anamadı ve dahası konser verdiler. Sanki kalplerini yitirmişlerdi. Vicdanları kararmıştı, ahlakları bir anda yok olmuştu. Yazık onlara ki beyleri yaşadı da ya vefaları?
Ozan, halk şairi demektir. Ozan Arif’te Türk milletinin şairiydi. O Türk milletinin sesiydi. Söylediği türkülerinde Türk milletinin bizatihi kendisi vardı. O Türk milletine ve Turana sevdalıydı. O türkülerinde Türk milliyetçiliğini açıkça ortaya koyan ülkücü bir ozandı. Ozan Arif Türk milleti ve davası için tavizsizce, dik duruşla doğru bildiklerini söyledi. Kendine yapılan teklifleri kabul etseydi belki çok para ve yüksek makamlara sahip olabilirdi. Ama o zorluklara göğüs gerdi ve doğru bildiklerini türkülerinde haykırdı. Böylece gönüllülere taht kurdu.
Makam, mevki, menfaat için susup, güzelleme yapıp hareketini, davasını değil beyini, liderini düşünen bir dönemin “adamı” olurdu ama vicdanıyla, bilgisiyle doğruyu ve hakkı haykıran her devrin adamı olup unutulmazdı. O lider sultasına, eğri liderlere tepkisini kalemiyle ve sazıyla verdi. Rahmet olsun Ozan Arif’e, Muhsin Yazıcıoğlu’na ve nice yiğitlere…
Ozan Arif’in 
“Tam altmış beş sene önce,  
Bu ev benim doğduğum ev…  
Maziye bir köprü bence!  
Bu ev benim doğduğum ev… 
Bu ev nerde, yer neresi?  
Kim sorarsa, şu adresi:  
Terme, Hamam Mahallesi…  
Bu ev benim doğduğum ev…” 
“Bu Ev Benim Doğduğum Ev” diye yazdığı şiirleri de olan evi çürümeye terk edilmiş ve 2014’te Terme belediyesi tarafından yıkılmıştır. Ozan Arif’e bir vefa borcu olarak doğduğu yere Ozan Arif Müzesi kurulsun. Beklentimiz odur ki Terme Belediyesi ve icra makamları gereğini yapacaktır.
Başbuğlar, liderler, ozanlar, dava adamları bir bir giderken her dem yeniden doğarak davamız yaşayacak sonsuza kadar.
Ozan Arif’in de dediği gibi;
“Ölmez bu hareket ölmez bu dava!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir