BEYŞEHİRE DAİR….

Paylaşın:

BEYŞEHİR’E DAİR….

Bugüne kadar 3 Tuğ Medya’ya farklı  alanlarda yazılarım yayımlandı. Bu yazımızda ise şehir tanıtımı yapmayı düşünüyorum. Bu yazımın konusu memleketim olan Beyşehir ile ilgili olacaktır. Bir sonraki yazım ise doyduğum yer olan Bozkır ile ilgili olacak nasipse. Her iki memleket ile ilgili de tarafsız olmam zor. Her iki ilçe de tarihi ve doğal güzellikler bakımından çok zengin. Tabi 3. sıraya Ermenek te eklenebilir. Şimdi sözü çok uzatmadan mevzuya girelim.

 Türk- İslam tarihinde şehirlerin pek çoğu ile ilgili mistik anlatılar had safhadadır. Hatta bazılarında şehrin kurucuları Müslüman olmasa bile sahiplenmek adına uydurulan hikayeler bile vardır. Beyşehrin hikayesi malum göl ile başlıyor. İlçenin asıl kuruluş yeri 10 km uzaklıktaki antik bir yerleşim yeri olan şimdi ise Gökçimen adını taşıyan Gurgurum’dur. Sonra Eşrefoğulları göl kenarına yerleşim kurmaya karar vermişlerdir. Bu kararın alınma süreci üzerine yazılı belge az olduğu için pek çok efsane üretilmiştir. Bu efsaneler için Hüseyin MUŞMAL ve Fatih BABAOĞLU tarafından derlenen Beyşehir efsaneleri kitabına bakılabilir. Kaderin cilvesi günümüzde aralarında hem rekabet hem de muhabbet bulunan Seydişehrin kuruluşu da hikayenin içine girer. Aslında Beyşehir hem başkent hem de Seydişehrin abisi oluyor. Ama Seydişehir’de Anadolunun  manevi mimarlarından biri olan Seyyit Harun veli kuruyor. Yani siyasi hakimiyet Beyşehir’de manevi hakimiyet Seydişehir de.Kainatın dengesi tabi ne diyelim. Seyyid Harun veli ve Eşrefoğlu Süleyman Bey’in karşılaşmaları Efsanelerle örülüdür. Biz gelelim Beyşehir’e. Bizimkiler geldikten sonra eseri olmayanın yerinde Yeller eser mantığıyla Eşrefoğlu camii namıyla maruf bir eser-i güzide kondurmuşlar göl kenarına. Gölün heybetli bekçisi misali. Tüm bunlar olurken tarihler 1299’u göstermektedir. Cami 1296 da Başlamış toplamda 3 yılda bitirilmiştir. Camiinin hikayesi için Muşmal ve Babaoğlu ikilisinin ortak Eseri olan Beğ romanına müracaat ediniz. Yanına hamam , sonra medrese , bedesten derken hem Şehir oluşmuş hem de göl kenarına.

Bir ara Alaaddin Keykubatta geçmiş buralardan . İbn-i Bibi’den rivayet olunur ki Beyşehir gölünü görünce Uluğ Keykubat “ Cennet ya burasıdır ya da buranın altındadır” demiştir. Bugün ilçe mer kezine 60 km mesafede olan Gölyaka kasabasına yazlık bir saray yaptırmıştır. Yazın 30 derece güneş altında bile püfür püfür esen bir yerdir. Sarayın adı Kubadabat’tır. Alanya’dan Beyşehir’e oradan Konya’ya geniş bir alanda Sultan Alaaddin’in ismi eserleriyle yaşamaktadır. Sarayın mimarı ise Sadeddin Köpek’tir. Dirilişteki meşhur vezir ihaneti kadar mahareti de vardır bu vezirin. Aynı zamanda av emiridir kendisi. Yani av hayvanlarını sağlık açısından denetlemekle görevlidir. Sarayına Sultan Alaaddin’i nasıl öldüreceğini resmettiğini Selçuk Üniversitesi Tarih bölümü hocalarından Zehra Odabaşından dinlemiştim. Tarihin derin dehlizleri karşımıza kimleri ne halde nasıl çıkarır. Mimarlık, emirlik ve sonrası ihanet…. Kubatabat kazıları devam etmektedir. Buraya kadar gelmişken Karşımıza iki güzergah çıkar. Birincisi Beyşehir üzerinden devam ederseniz sizi Yeşildağ ve leylekler Vadisi karşılayacaktır. Bu güzel vadi fotoğraf meraklıları için epeyce malzeme vermektedir. İkinci güzergah ise Kurucuova ve Yenişarbademli üzerinden devam eder. Bu yolda ise Türkiye’nin en uzun mağaralarından Pınargözü Mağarası karşılar bizleri. Sonrasında Melikler yaylası ve Dedegöl dağı… Kamp ve fotoğraf için ideal mekanlar olduğunu duymuştum. En kısa zamanda gitmeyi düşünüyorum.

 Bu yazıda güzelliklerin tamamını anlatmayacağım gelip görülmesi lazım gereken o kadar çok yer var Göl kenarında balık lokantaları ise damak zevkinize uygun ürünleri ile göze ve mideye hitap ediyor. Son olarak Konya yolu üzerindeki Şeyh Hasan Camiini, Miryokefalon savaşının yapıldığı yer olarak kabul görmeye başlayan Bağırsak boğazını , Selçuklu hanlarından biri olan Emir Kantemir hanını görmenizi tavsiye ederim. Şehir merkezinde Eşrefoğlu ile çağdaş Demirli mescide girdiğiniz vakit selatin camiine geliyorsunuz ama ben burada garip kaldım diyen kadim bir mekanda olduğunuzu hissedersiniz.

Kitab-ı tavsiye babında Beyşehir’e dair birkaç kaynak önerisi de yapmak istiyorum. Hüseyin MUŞMAL, Berna Korucu ÜÇÜNCÜ Beyşehir gölü ve adalarında hayat isimli eser göle dair bir çok soruyu cevaplandırabilir. Eşrefoğlu Camii ile Prof. Dr. Ahmet Çaycının Eşrefoğlu Beyliği ve Mimari eserleri  kitabı malumat verecektir. Eşrefoğulları, Seydişehir ve Beyşehir’in tarihini edebi bir dille okumak isteyenler için ise Hüseyin MUŞMAL ve Fatih Babaoğlu’nun Seyyid, Beg ve Sultan üçlemesine müracaat edilebilir….

Dahası mı hepsi Beyşehir’de . Bu gezilerin toplamı 3 gün civarında sürer belki de geçebilir. Bana Kalırsa bu kadim şehri görmeden gitmeyin derim. Sultan Alaaddin’in hatırı için. Rehberlik anlamında Yardımcı olmaya da hazırım… Seyahat edin sıhhat bulun. Selam ve dua ile…..

Mustafa AK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir