Basmacılık Hareketi’nde Enver Paşa’nın Rolü

BASMACILIK HAREKETİ’NDE ENVER PAŞA’NIN ROLÜ

Basmacılık Hareketi 1916 Ayaklanması ve 1918 Hokand Muhtariyetine son verilmesiyle Türkistan’da başlamış bir milli mücadele hareketidir. Hareket üzerine Sovyet dönemi boyunca karalama propagandası yapılmıştır. Ruslar bu hareketi çeteci ve haydut hareketi olarak tanımlamış ve Uluslararası kamuoyu karşısında küçük düşürmeye çalışmıştır. Bu yüzden harekete “Basmacı” denilmiştir. Basan, baskın yapan ve eşkıyalık gibi anlamlar yüklemişlerdir. Sovyet dönemi boyunca nesiller Basmacı Hareketi’ni soyguncu ve çetecilerden ayırt edememiştir. Lâkin zamanla hareketin bir çete hareketi değil baskı ve işgal altındaki Türkistan’ın milli mücadelesi olduğu anlaşılmıştır.

Başlığımızda da belirttiğimiz üzere Basmacı Hareketi’nde Enver Paşa’nın rolünü ele alacağız. Enver Paşa’nın Buhara’ya gelip harekete katılmasını tetikleyen olay Bakü’de toplanan Doğu Milletleri Kongresi olmuştur. Enver Paşa’nın kongrede Ruslara karşı tavrı değişmiştir.

Tavır değişikliği sonrası Enver Paşa 2 Ekim 1921 tarihinde Hacı Sami (Kuşcuzade Selim Sami), Bartınlı Muhiddin Beylerle beraber Bakü, Aşkabat yolu üzerinden Buhara’ya geldi.[1] Enver Paşa derhal Cumhuriyet Hükümeti ile temasa geçti. Mirza Abdülkadir ve Mirza Rahim Beyler Paşa’ya itibar gösterdiler ve derhal Doğu Buhara da Basmacılık Hareketi’nin başına geçerek faaliyete başlamasını istediler. Hükümet reisi Feyzullah Hoca bu fikre karşı idi. Çünkü Bolşeviklerle arasının bozulmasının ve başlarına dert olmalarından çekiniyordu.[2] Enver Paşa, Buhara Hükümeti’nin misafiri olacak ve Milli Hareket hakkında bilgi edinecek ve gerektiğinde silahlı mücadeleye katılacaktı. Paşa burada bulunan Osmanlı subayları ile tanışıp istişarede bulundu. Basmacı önderleri ile de buluştu. Bu bağlamda Başkurdistan reisi ve Türkistan Milli Birliği başkanı olan Zeki Velidi Togan’la da görüştü.

Togan Enver Paşa’nın Basmacılık Hareketine katılmasına taraf değildi. Paşa’ya Afganistan’a gitmesini önermiş ve gerekirse Cemal Paşa ile birlikte hareketi oradan yönetmesi tavsiyesinde bulunmuştur.[3]

Togan Enver Paşa’nın Basmacılığa katılması ve Doğu Buhara’ya gitmesi sonucu oluşacak senaryoları nedenleriyle Enver Paşa’ya mektubunda belirtmiştir. Daha önce de dile getirdiği gibi Paşa’nın Afganistan’a gitmesini ve hareketi oradan yönetmesini önermiştir. Togan ve Aydemir[4], Enver Paşa ile beraber Buhara’ya gelen Hacı Sami’nin Paşa’yı bu harekete sürüklediğini belirtmektedir. Enver Paşa Basmacılara katılmak için av partisi bahanesiyle 8 Kasım 1921 tarihinde Buhara’nın Namazgâh kapısından çıkıyor.[5]  Karşı’ya bağlı Cilligöl’de Molla Nafiz tarafından karşılanır. 9 Kasım’da Enver Paşa evinde kaldığı Abdulhakim Toksaba’nın bahçesinde toplanan İstiklal mücadelecilerine bir konuşma yapar. Enver Paşa düşüncelerini şöyle ifade eder;

“Kardeşlerim! Ben buraya Türkistan tarafından başlatılan hürriyet mücadelesine katılmak için geldim. İçinizden birisi çocuklarının Ruslar’ın elinde olmasından dolayı korkuyorsa, açıkça söylesin. Emrediyorum! O kişi silahını teslim etmek şartıyla serbesttir.”[6] Enver Paşa’nın talepleri toplananlar tarafından kabul gördü. Enver Paşa şöyle devam etti: “Türkistan bağımsızlığı için birbirimize sadık olalım ve Allah’ın huzurunda namusumuz üzerine yemin edelim.”[7]

Burada kalınan günlerde hareket tarzı hususunda istişareler ve tartışmalar yapılıyordu. İki fikir üzerinde durulmakta idi;

 Bu fikirlerden birincisi, Paşa’nın Belcivan taraflarına geçip bu halkın kısmen emirci olan, son zamanlarda ise Milli hükümet ile iyi ilişkiler içine giren Basmacıların yanına gidip, onlarla Düşünbe’ye taarruz etmesi; ikinci fikir ise doğrudan Korgantepe üzerinden katı emirci ve büyük kuvvet olan Lakaylarla birleşerek, Düşenbe’ye saldırmak.[8] İbrahim Lakay bölgesine gidilmesi pek uygun görülmüyordu. Lakin Paşa ve Hacı Sami’nin bu bölgeye gitme istekleri ön plana çıkıyordu. Enver Paşa bu kabileyi ikna edebileceğini düşünüyordu. Enver Paşa ve maiyetindekiler üç gün sonra 160 kadar askerle Cilligöl’den hareket ederek Korgantepe ’ye Lakay İbrahim’in dostlarından 2500 kişilik Basmacı reisi Lakay Togay Sarı ile görüşüyor. Lakay aşireti mensubu olan Togay Sarı yine aşiretin başka bir mensubu Lakay İbrahim gibi emir taraftarı idi. Bu kişiler vahşi ve taassup kabileciler idi bu cahil kişileri ikna etmek oldukça zordu.

Enver Paşa’nın Buhara Emiri Âlim Han’ın Buhara’yı İngiliz boyunduruğuna sokacağını anlatması Emir taraftarı olan halkı gücendiriyor. Bu olay sonrası halk Enver Paşa’ya Ceditçi damgası vuruyor. II. Abdülhamit’in hallinde rolü olduğu bahsi burada halk arasında bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle Paşa, Emirci Lakay İbrahim’in itimadını kaybetmiştir.[9] Ve Paşa arkadaşları ile beraber Lakay Aşireti tarafından esir edilmiştir.

Eski Emir, İbrahim’e mektup yazarak Paşa’nın serbest bırakılmasını ister. İbrahim bu istek sonrası Paşa’nın diğer Milli Mücadele Liderleri ile Fergana Lideri Şir Muhammed Bek, Belcivan da Devletmend Bek, Darvaz’da İşan Sultan ve Harezm’de Cüneyt Han ile mektuplaşmasına izin vermiştir.[10] İşan Sultan, Enver Paşa ile Duşanbe yakınlarında buluşmak istemiştir. Lakin İbrahim oranın kendi bölgesi olmamasından dolayı teklifi reddeder. Kendi bölgesi olan Narin’de buluşmayı teklif eder. Paşa ve İşan Sultan Karakoy’da ilk kez karşılaşırlar. Enver Paşa burada yerel bir kıyafet giymektedir. Ruslara karşı beraber hareket etme konusunda anlaşılır. Ardından Paşa ve İbrahim Rahatı köyüne giderler. İbrahim, Paşa’ya veda etmeden köyden ayrılır. Paşa, İşan Sultan tarafından karşılanır. İşan Sultan askerleriyle birlikte Paşa’nın emrine girer.[11] Paşa üç aylık esaretten sonra, inatçı ve korkusuz olan İbrahim’in esaretinden kurtulmuş olur. Bu üç aylık uzun zaman dilimi Milli Mücadele’yi sekteye uğratmıştır.

Enver Paşa Savaş Meydanında

Enver Paşa üç ay süren esaret hayatından kurtulmasının ardından mücadele için hazırlıklara başladı. Bu üç aylık esaret döneminde Sovyet Ruslar, İbrahim’in cahilliğinden istifadeyle Paşa’nın yöneteceği muhtemel harekâtlar öncesi pozisyon almış ve gereken hazırlıklarını tamamlamıştır.

Enver Paşa’nın esarette bulunduğu dönemlerde Düşenbe’de mücadeleler yaşanmıştır. Düşenbe 1921 yılından beri Milli Mücadele’de, Sovyet Rusları ile yaşanan mücadelelerin merkezi durumunda idi.[12] Buhara Halk Cumhuriyeti’nin başkanı Osman Hoca, Düşenbe Sovyet konsolosu Nagornıy ile kumandanı Morozenko’yu davet ettiği bir ziyafette, Türkistan halkının eskiden beri barış içinde yaşamak istediğini söyler. Böylece Osman Hoca ve Rus temsilcileri arasında bir anlaşmazlık yaşanmaya başlar. Osman Hoca, Rusların Moskova’ya dönmelerini ister. Bu konuda onlara yardım edebileceğini ve “Türk milletinin kendi topraklarında hür ve bağımsız yaşamaya kabiliyetli” olduğunu söyler.[13] Osman Hoca, Rus Kızıl Ordusu’nun Düşenbe’den çıkmasını ister. Morozenko buna şiddetle karşı çıkar. Buhara Savunma Bakanı Yardımcısı Ali Rıza garnizonda bulunan askerleri silahsızlandırma kararı alır.

Türkistan’ın Milli Mücadelesinin kumandanlarında Halil ve Danyal Beyler garnizon bölgesini işgal ederler. Kaçan Rus askerleri, Buhara Kızıl Ordu Komutanlığına Osman Hoca önderliğinde Basmacıların Düşenbe garnizonunu işgal ettiklerini ve acil yardıma ihtiyaç duyduklarını bildirir. Düşenbe dışında bulunan Sovyet birlikleri garnizona saldırır ve tekrar ele geçirir. İşte bu sırada Basmacılar, Enver Paşa’nın Düşenbe’ye gelmesi ricasında bulunur lakin bu dönem Paşa’nın cahil Lakay İbrahim’in elinde esir bulunduğu dönem idi.[14] Milli Mücadeleciler 14 Aralık 1921 tarihinde Düşenbe’yi terk etmek zorunda kalır. Bunun üzerine Osman Hoca bir beyanname hazırlar. Ve halka şöyle seslenir; “Elinde silahı olan ve silah kullanmaya muktedir olan her Türkistanlıyı bu şerefli vazifeye davet ediyorum. Yaşasın hürriyet ve istiklal!”[15] Göktaş’ta İbrahim Lakay’ın esaretinden kurtulan Enver Paşa’nın maiyetindeki askerlerde Düşenbe’ye gelerek silahlanmış ve Osman Hoca’nın kumandasında mücadeleye iştirak etmişlerdir.

Düşenbe’de çatışmalar şiddetle devam etti. 10 Aralık 1921’de Sovyetlerin 3.Tugay Komutanı, Türkistan Cephesi Komutanına en fazla dayanma güçlerinin kaldığı haberini iletir. Türkistan Cephesi Komutanı 11 Aralık 1921’de Baysun ’da ki 7. Alayın Düşenbe’ye kaydırılmasını emreder. 13 Aralık’ta 3.Tugay ve 7. Alay Düşenbe istikametine doğru harekete geçmiştir. Osman Hoca ve Ali Rıza Düşenbe yenilgisinden sonra Afganistan’a geçmiştir.[16] Düşenbe de yaşanan olaylar Rusların tarafında büyük tedirginlikle karşılanıyordu. 15 Aralık’ta Sovyet Savaş İdaresi, 4 süvari alayı ve topçu taburunu Düşenbe’ye göndermeyi kararlaştırdı. Mücadeleler yoğun bir hal almıştı. Enver Paşa’nın Lakayların esaretinden kurtulmasıyla 11 Ocakta çevre mıntıkalardan birçok mücahit Enver Paşa’nın saflarına katıldı. Gelenler Fergana, Hive, Darvaz, Gölâb, Dihnev, Baysun ve Karategin bölgesinden idi.[17]

12 Ocak günü Bolşevik Hükümeti’nin Düşenbe elçisi olan Nagornıy Enver Paşa’ya bir adamıyla mektup gönderdi. Nagornıy, Paşa’ya hangi yetkiyle asker topladığını ve Bolşevik askerleri tutuklattığını soruyor ve Paşa’ya tehditkâr bir şekilde Düşenbe’nin işlerine karışmamasını yazıyordu. Paşa ise ona cevaben Kızıl Ordu’nun Türkistan’ın iç işlerine karışmamasını ve bu konu da Nagornıy’ı muhatap kabul etmediklerini önemli olanın kendilerinin bir an önce garnizonu boşaltmak olduğunu deklare ediyordu.[18]

Bunun üzerine Enver Paşa İran unsuru Taciklere dayanarak 16 Ocak 1922 tarihinde Düşenbe’de ki Rus garnizonunu kuşatmaya başlıyor. Enver Paşa’nın yanında yer alan 200 Tacik askeri ancak 13’ünde Rus tüfeği olup diğerlerinde eski çakmaklı ve av tüfekleri olup bazıları ise tamamen silahsız idi. Enver Paşa etraftaki Türk ve Tacik köylülerden birkaç adam toplayıp yaptığı ilk hücumda Ruslardan 50 asker ölüyor. Bunlardan 180 tüfek ve 2 mitralyöz Enver Paşa’nın eline geçiyor.[19]

Paşa 17 Ocak’ta Nagornıy’e bir ikaz mektubu göndererek işgal ettikleri topraklardan çekilmelerini ve Türkistanlıların kendi işlerini kendilerinin düzenlemeleri için fırsat verilmesini, aksi durumda kendi hükümetlerinin zarara uğrayacağını bildirdi.[20] 18 Ocak’ta başlayan mücadeleler devam ederken Bolşeviklerden şehri boşaltacaklarına dair haber geldi. Bolşevikler Karadağ istikametine çekilmelerinin uygun olacağını, ancak silahlarını teslim etmeyeceklerini bildirdiler. Bu teklif Paşa tarafından kabul edildi. Lakin Bolşevikler sözlerinde durmayarak tekrardan ateşe başladılar.

20-22 Ocak’ta gerçekleşen çatışmalarda Ruslar, büyük kayba maruz kalarak çekilmek zorunda kaldılar.[21] 23 Ocak tarihinden itibaren Düşenbe Milli Kuvvetlerin kontrolüne girdi. 28 Ocak Cuma gününden sonra Bolşevikler şehri tamamen terk ettiler.[22] Lakay İbrahim’in Paşa’yı esareti altına almasıyla geciken Düşenbe’nin alınması gerçekleşmiş oldu. 28 Ocak günü Düşenbe halkı kabileleri Lakay’ı, Tacik’i, Özbek’i, Türkmen’i ile adeta bir bayram havası yaşıyordu. Yüz yıldan beri ilk defa bir çatı altında toplanmışlardı. Enver Paşa ise maiyetiyle beraber Düşenbe Hükümet konağına yerleşti. Ve burada il emri Danyal Bey’i tekrar Korbaşı Cabbar Bek’in karargâhına göndererek Baysun üzerine gelmelerin istemiştir.[23]

Enver Paşa Düşenbe’de sağladığı başarılar ile harekete yeni bir soluk katmış ve saygınlığı artmıştır. Paşa harekâtı Türkistan’a yaymak için kafasındaki askeri planları gerçekleştirmeye yöneldi.[24] Lakaylar Paşa’ya katıldılar. Pul-i Hâkiyan köyüne karargâh kuruldu, Enver Paşa önce her bölgeye dağıttığı subaylarını toplayıp hepsine vazifeler verdi. Kendisine “Emir-i Leşker-i İslam ve Buhara” unvanını aldı.[25] Pul-i Hâkiyan’da Enver Paşa’yı mutlu eden gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler Emir Âlim Han’dan gelen vekâletname ve Amanullah Han’dan gelen mektup Enver Paşa’yı oldukça mutlu etti. Amanullah Han mektubunda Paşa’ya 300’den fazla gönüllü ve iyi silahlandırılmış Afgan askerini Enver Paşa’nın hizmetine sunduğunu bildiriyordu.[26] Emir Âlim Han’ın vekâletnamesi ise şöyle idi:

“Buhara emaretinin hükmünde bulunan yerlerden Bolşevik kuvvetlerini çıkarmak için muharebe etmekte bulunan, İslam mücahitlerinin mülkü ve askeriyesini uhdesinde yürütmek üzere Enver Paşa’yı naip ve nasip tayin ettim.”[27]

Enver Paşa hareketin artan gücü ve diğer liderlerle beraber 1922’ye kadar Doğu Buhara’nın tamamını kurtarmaya muvaffak oldu. Molla Abdulkahhar Buhara’yı ve Cüneyt Han Hive’yi çembere almıştır. Fergana da ki mücahitler ise Kızıl Ordu’yu acze düşürmüşlerdir.[28] Enver Paşa ve mücahitleri Türkistan’ın yegâne umudu haline gelmişti. Yapılacak Milli Misak kurultayı için Enver Paşa ve beraberindekiler 5 Nisan 1922’de Kâfirun’a karargâhlarını taşıdılar. Burada daimi olacak bir karargâh kuruldu.[29]

Kongre tarafından bir tedbir paketi hazırlanmıştır. Bu paket 16 maddeden oluşur. 16. Madde ise “bütün askeri ve siyasi hareketlerin yönetim oybirliği ile Enver Paşa’ya verilmiştir” şeklidedir. Enver Paşa’ya resmi bir mühür verilir ve mühürde Enver Paşa’ya şu sıfatlar atfedilmiştir: “Damad-ı Halifet’ül Müslimin, Emir-i Leşker-i Seyyid Enver.” Böylece Enver Paşa Milli Mücadele liderlerinin desteğini üzerinde toplamış olur.[30] Kâfirun’da ki kongreyle eş zamanlı olarak Semerkant’ta da bir kurultay toplanmıştı. Bu kurultayda “Türkistan Türk Müstakil İslam Devleti” ilan edilmiş ve başkanlığını ise Şir Muhammed Bek seçilmişti.[31]

Kâfirun Kongresi ile Enver Paşa hareketin planlarını yerine getirecek kişi olarak kabul edilmiştir. Günden güne Enver Paşa ve mücahitlerinin başarılar kazanması Sovyet Hükümetini harekete geçirdi. Sovyet Hükümeti Rus ve Kazanlı Türklerden oluşan 11 kişilik heyeti Baysun’a göndermiştir. Ruslar bu heyet vasıtasıyla bir barış planıyla Doğu Buhara’dan Darvaz, Karategin, Gölâb ve Düşenbe’yi Enver Paşa’ya bırakacaklarını şimdilik bu durumu Polonya ile savaş halinde bulundukları için kabul etmelerini savaş sona erdikten sonra müzakerelere girişeceklerini bildiren teklifi Buhara halkından Osman Ake ile Enver Paşa’ya gönderiyor.[32] Osman Ake teklifi sunmak için Kâfirun karargâhına gelmiştir lakin Enver Paşa huzuruna kabul etmedi. Yalnız gönderilen evrakı alarak incelemeye başladı.[33] Enver Paşa’ya bu teklifi kabul etmesine yönelik Baysun ’da bulunan heyet azalarından Abdullin teklifte bulunmuştur. Üç gün karargâhta tutulan Osman Ake’ya teklifi inceleyen Enver Paşa’nın Bolşevik Garnizonuna ulaştırması için verdiği cevap:

“Baysun’da Bolşevik Garnizonu Kumandanına, Sulh için yaptığınız nazik teklifinize teşekkür ederim. Bu, galeyana gelmiş halk hükümeti tasvip etmiyor. Sizin tarafınızdan teklif edilen sulh konuşmasının şâyân-ı kabul olabilmesi için, askeri kuvvetlerinizin Buhara emaretinin topraklarını tahliye ettikten sonra ancak mümkün olabileceğini bildiririm.

Türkistan, Buhara, Hıyve Milli Odaları Başkumandanı

Nâib-i Emîr-i Buhâra-yı Şerif Enver”[34]

Bu süreç içerisinde TMB Başkanı Ahmet Zeki Velidi Bey’in imzasıyla Enver Paşa’ya bir mektup gelir ve Paşa bu mektuba çok sinirlenir Ahmet Zeki Velidi Bey, Paşa’ya mücadeleden vazgeçerek şimdilik Afganistan’a geçmesini istiyordu.[35] Paşa’yı çok sinirlendiren bu mektuba Paşa’nın emri ile cevap yazılmamıştır.

Daha sonra Enver Paşa, Sovyetlerin sulh teklifini reddettiğine dair Baysun kuşatması kumandanlarına bir tamim göndermiştir. Paşa kumandanların kendi inisiyatifleri ile baskınlarının şiddetle devam etmesinin faydalı olacağını tamimde bildirir.[36] Enver Paşa ve kuvvetleri bu süreç içerisinde Baysun üzerine taarruz hazırlığında idi. Bu sebeple her ihtimal göz önüne alınarak Dihnev’de cephane imali ile uğraşan Halil Bey’e, Paşa tarafından emir gönderilmiştir. Bu emirle Enver Paşa, Kaymakam Halil Bey’den imal ettiği mermileri derhal Kâfirun’a sevk etmesini istedi. Ve askeri teçhizatın her ihtimale karşı hazır bulunmasını emretmiştir.[37] Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Baysun’da bulunan Rus alayı üzerine şiddetli bir baskın hazırlandı.[38] 15 Mayıs günü sabahın erken saatlerinde harekât başladı. Harekât haftalık bilanço olarak oldukça başarılı olmasına rağmen Baysun alınamadı. Enver Paşa bizzat katıldığı yeni taarruz hareketinde Danyal Bek, Afgan birlikleri sağ ve solunda olduğu halde, yeni Bolşevik destek kuvvetlerinin nüfuzu engellendi. Hasan, Faruk, Türe, Behram, Abdülresul Rus avcı taburlarını bozguna uğrattı.[39] Mücadeleler aralıksız bir hafta boyunca sürmüştür. Bolşevikler bu süreç içerisinde büyük kayıplar verdi.

Bu mücadeleler devam ederken Lakaylar tekrar sorun olmaya başladı. Karategin vali ve kumandanı Fuzeyl Mahdum, İşan Sultan ve İbrahim Lakay arasında ki sorunlar günden güne artıyordu. Baysun’da mücadeleler şiddetle devam ederken, Kâfirun’a Lakaylarla ilgili önemli bir haber geldi: Paşa’dan müsaade almak şartıyla karargâhtan ayrılan Fuzeyl Mahdum ve İşan Sultan, Lakaylar tarafından pusuya düşürülmüş, Fuzeyl Bek esir alınarak 1000 kadar askeri dağıtılmış ve İşan Sultan ise etkisiz hale getirilmiş.[40] Daha da öteye gidilerek Fuzeyl Bek hapse atılmış, müşaviri Kaşgarlı Hekim “Cedidi ve Enverci” denilerek öldürülmüştür. Paşa bu durumlardan haberdar oldukça üzülüyordu. Hasan Bey’in de Lakaylar sebebiyle Paşa’yı terk etmesi Paşa için yıkım oldu.[41] Burada Buhara emirinin bu cahil adamların üzerinden elini çekmediğini görüyoruz. Lakaylar Milli Mücadele kumandanları arasına ise fitne sokarak bozgunculuğa başlamışlardı.

25-27 Mayıs tarihlerinde Enver Paşa ve mücahitler yaşanan bu aksi durumlara rağmen Bolşevik garnizonuna kadar girdiler. Çal istikameti tamamen ele geçirildi. Bolşevikler bir kez daha kayba ve maddi zarara duçar oldular. Yapılan bir baskında Cüneyt Bek’in şehit olmasıyla cephesi bir an düştüyse de Osman Çavuş’un yerine geçmesiyle cephe kurtarıldı.[42]

Paşa’nın Baysun taarruzu devam etmekte idi lâkin durum gittikçe fenalaşıyor idi. Paşa Baysun’a taarruza başladı. Afganlılar ile birlikte şehrin içine kadar girdi. Hasan Bey’in ihmali yüzünden geri çekilmek zorunda kaldı.[43] Haziran’ın sonuna doğru iki tümen Rus askeri geldi. Bu durum karşısında Enver Paşa Pul-i Hâkiyân’dan Yurçi’ye çekilmek zorunda kaldı. Lakayların disiplinsizliği haddi aşmış Enver Paşa’ya yardım etmek bir yana Rusların müttefiki gibi hareket etmeye başladı. Paşa’nın askerinin nakliyatını ve atlarını yağma etmeye başladı.[44] Rusların şiddetli taarruzları karşısında Paşa Hisar’a çekildi ve Afganlı mücahitler tamamıyla bozuldu. Bu süreç içerisinde Kabil’de nüfuz Moskova’dan dönen Mehmet Veli Han’ın eline geçti. Veli Han, Sovyetlerle dostluk kurma fikrinde idi. Bu şahıs Afgan mücahitlerin Afganistan’a çekilmesini emretti. 5-6 Temmuz tarihinde Afgan mücahitler Afganistan’a geçti.[45] Enver Paşa’yı da yanlarında götürmek istediler lakin Paşa bu teklifi katiyen reddetti. Paşa Türkistan toprağından çıkmamaya karar vermişti.[46] Enver Paşa Ağustos 1922 tarihinde Devletmend Bek’in idaresinde bulunan Belcivan’a geçti. Enver Paşa burada savunma vaziyeti aldı.[47]

 Enver Paşa’nın Şehâdeti

1922’nin yaz aylarında Rusya Harp İşleri Komiseri Trotskiy, Başkomutan Kamenev, Kızıl Ordu Süvari Kuvvetleri Komutanı Buddyennıy, Türkistan’da Basmacılara karşı mücadelenin durumunu öğrendikten sonra Türkistan’a silah ve çok sayıda cephane göndermeye karar verir.[48] Enver Paşa Sovyet İstihbaratı (GPU) tarafından takibe alındı. Bu sebeple istihbaratın Doğu şubesi müdürü Agabekov, Moskova’dan Buhara’ya gönderilmişti.[49]

İstihbarat sonucu Enver Paşa ve mücahitlerin yeri tespit edildi.  Enver Paşa ve mahiyetindekiler Kurban Bayramını geçirmek üzeri Belcivan’da Devletmend ’in karargâhı olan Çegen köyüne geldiler. 4 Ağustos 1922 Cuma günü idi.  Saat sekiz sularında Rus Alayından 300 kadar askerden ibaret birlik köyün batısında Abidere köyü yakınında bir tepeye yaklaşmakta olduğuna dair istihbarat alındı.[50] Paşa askerlerin toplanmasını beklemeden derhal harekete geçti. Yanında 25 kişi ile düşman üzerine hücuma kalktı. Rusların tepenin diğer tarafından çıktı. Rus ordusu üçe bölünmüş idi. Rusların bir kısmını ani bir bozgunla mağlubiyete uğrattı. Enver Paşa’nın hiddeti Rusları şaşırttı. Yanında 5 kişi bulunduğu halde Paşa yalın kılıç ilerledi.[51] Ateşe başlayan mitralyöz kurşunun Paşa’nın kalbine isabet etmesi sonucu Enver Paşa’nın mücadelesi artık sona ermişti. Enver Paşa 4 Ağustos 1922 tarihinde, 42 yaşında Çegen tepesinde şehit oldu.

Sonuç

Basmacılık Hareketi özelikle Fergana, Hive, Buhara ve Türkistan’ın genelinde Ruslara karşı önemli mücadeleler vermiştir. Bu hareket asıl sıçrayışını 1921’de Osmanlı Devleti’nin eski Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın Buhara’ya gelmesiyle göstermiştir. Enver Paşa, Basmacı Birliklerini kısmen düzenli bir birliğe dönüştürmüş ve Türkistan’da Ruslara karşı çetin bir mücadele vermiştir. Enver Paşa ile hareket büyük başarılar kazanmış ve Türkistan’da neredeyse egemen olmaya başlamıştı ki hareket içesinde birliği bozan olaylar yaşanmıştır. Bu süreç içerisinde Lakay Aşireti’nin taassup ve cahil beyi İbrahim Lakay’ın hareket içerisinde birliğe zarar verdiği görülmüştür. Rusların ise Türkistan’a ek takviye birlikler göndermiş ve harekete karşı bir taarruz başlamıştır. Rus Kızıl Ordusu’nun modern silahlarla mücadelesine karşı Basmacılar zor şartlarda mücadeleler ortaya koymuş lâkin zamanla zayıf düşmüştür. 4 Ağustos 1922 tarihinde Enver Paşa’nın Belcivan’ın Çegen tepesinde Rus istihbaratının takibi ile baskına uğrayıp şehit olmasıyla hareket derin ve iyileşmesi zor bir yara almıştır. Enver Paşa Türkistan’a Türkleri bir çatı altında toplama idealleri ile gelmiş lâkin ömrü vefa etmemiştir.

Enver Paşa’nın şehit olmasından sonra hareket devam etmiştir. Tabii hareket tekrardan eski gücüne kavuşamamıştır. Paşa’nın ölümüyle belli bir süre lidersiz kalması hareketi zayıf düşürmüştür. 1918’den itibaren artan Sovyet Rusya baskısı ile mücadelenin Doğu, Kuzey, Güney cepheleri bitirilmiştir. Türkistan cephesinde ise mücadeleler 1926 yılına kadar devam etmiştir. Basmacılık Hareketi 1934 tarihinde ise tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Kaynakça

  • Ata, Ramazan, Türkistan Bağımsızlık Savaşı ve Enver Paşa, Hüner Yayıncılık, Konya, 2016.
  • Aydemir, Şevket Süreyya, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1978, c. III
  • Bademci, Ali, 1917–1934 Türkistan Milli İstiklal Hareketi Korbaşılar ve Enver Paşa, C.II, İstanbul, Ötüken Neşriyat, 2008
  • Bademci, Ali, Türkistan’da Enver Paşa’nın Umumî Muhaberat Müdürü Molla Nafiz’in Hatıraları/Sarıklı Basmacı, İstanbul, Ötüken Neşriyat, 2010.
  • Baysun, A. Recep, Türkistan Milli Hareketleri, İstanbul, Zaman Kitapevi, 1945.
  • Hayit, Baymirza, Basmacılar, Türkiye Diyanet Vakfı, Ankara, 1997.
  • Hayit, Baymirza, Sovyetlerde Türklüğün ve İslam’ın Bazı Meseleleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 2000.
  • Saltanat Kydyralieva, Türk ve Rus Kaynaklarına Göre Türkistan’da Basmacı Hareketi, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) İstanbul Üni. Sos. Bil. Enstitüsü, İstanbul, 2015.
  • Togan, Zeki Velidi, Bugünkü Türk İli Türkistan Ve Yakın Tarihi, Enderun Kitapevi, İstanbul, 1981.
  • Yamauchı, Masayukı, Hoşnut Olamamış Adam Enver Paşa, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, 1995.

 

Eyüp YILMAZ

 

 

 

[1] Abdullah Recep Baysun, Türkistan Milli Hareketleri, Zaman Kitapevi, İstanbul, 1945,  s.51.

[2] Ali Bademci, Sarıklı Basmacı, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, s.62.

[3] Bademci, a.g.e, s.63.

[4] Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa, Remzi Kitapevi, İstanbul, c.3, s.623.

[5] Baysun, a.g.e, s.55.

[6] Baymirza Hayit, Basmacılar, TDV, Ankara, 1997, s.200.

[7] Hayit, a.g.e, s.200.

[8] Ali Bademci, Türkistan Milli İstiklal Hareketi Korbaşılar Ve Enver Paşa, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2008, s.55.

[9] Baysun, a.g.e, s.59.

[10] Hayit, a.g.e, s.439.

[11] Hayit, a.g.e, s.201.

[12] Hayit, a.g.e, s.202.

[13] Hayit, a.g.e, s.202.

[14] Hayit, a.g.e, s.202.

[15] Baysun, a.g.e, s.65.

[16] Hayit, a.g.e, s.203.

[17] Bademci, Korbaşılar, s.105.

[18] Bademci, Korbaşılar, s.105.

[19] Togan, Türkistan, s.440.

[20] Bademci, Korbaşılar, s.107.

[21]Zeki Velidi Togan, Bugünkü Türk İli Türkistan Ve Yakın Tarihi, Enderun Kitapevi, İstanbul,198, s.440.

[22] Bademci, Korbaşılar, s.109.

[23] Bademci, Korbaşılar, s.110.

[24] Ramazan Ata, Türkistan Bağımsızlık Savaşı ve Enver Paşa, Hüner Yayıncılık, Konya, 2016, s.121.

[25] Togan, a.g.e, s.441.

[26] Hayit, a.g.e, s.205.

[27] Bademci, Korbaşılar, s.130.

[28] Hayit, a.g.e, s.205.

[29] Bademci, Korbaşılar, s.140.

[30] Hayit, a.g.e, s.205.

[31] Saltanat Kydyralieva, Türk ve Rus Kaynaklarına Göre Türkistan’da Basmacı Hareketi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üni. Sos. Bil. Enstitüsü, İstanbul, 2015,  s.244.

[32] Ata, a.g.e, s.123.

[33] Baysun, a.g.e, s.95.

[34] Bademci, Korbaşılar, s.173.

[35] Baysun, a.g.e, s.96.

[36] Bademci, Korbaşılar, s.176.

[37] Bademci, Korbaşılar, s.176.

[38] Baysun, a.g.e, s.98.

[39] Bademci, Korbaşılar, s.177.

[40] Bademci, Korbaşılar, s.181.

[41] Bademci, Korbaşılar, s.181.

[42] Bademci, Korbaşılar, s.182.

[43] Togan, a.g.e, s.452.

[44] Togan, a.g.e, s.452.

[45] Togan, a.g.e, s.452.

[46] Togan, a.g.e, s.452.

[47] Masayukı Yamauchı, Hoşnut Olamamış Adam Enver Paşa, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, 1995, s.76.

[48] Baymirza Hayit, Sovyetlerde Türklüğün ve İslâm’ın Bazı Meseleleri, TDAV, İstanbul, 2000, s.158.

[49] Hayit, Türklüğün ve İslâmın Meseleleri, s.158.

[50] Togan, a.g.e, s.453.

[51] Togan, a.g.e, s.453.

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir