Aydınlanma Kavramı Ve Bu Kavramın Türk Aydını Üzerindeki Etkisine Genel Bir Bakış-1

Paylaşın:

Aydınlanma Kavramı Ve Bu Kavramın Türk Aydını Üzerindeki Etkisine Genel Bir Bakış-1

Hasan Hüseyin GÖK[1]

Yazımızı oluşturmamızda amacımız Osmanlı Devleti’nin duraklama döneminden dağılma ve yıkılışına, Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar gelen sürede Türk aydınının ve Türk toplumunun yaşamış olduğu değişim hareketine ışık tutmaktır. Batı medeniyeti karşısında Türk kültür ve medeniyetinin aldığı pozisyonu objektif bir bakış açısıyla ortaya koymak ve böylelikle kültür ve medeniyet tasavvuru oluşturma noktasında bir nebze de olsa fayda sağlamaktır. Aydınlanma ve Bu Kavramın Türk Aydını Üzerindeki Etkisine Genel Bir Bakış olarak seçtiğimiz yazı serimiz sırasıyla devam edecektir.

Giriş

      Kant’a Aydınlanma kavramı nedir diye bir soru sorulur ve şöyle cevap verir; ‘Aydınlanma insanın kendi suçuyla düşmüş olduğu ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür. Onun nedeni de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanma kararlılığını ve yürekliliğini göstermeyen insandadır.

Kant’ın aydınlanma nedir sorusuna cevap verirken öncesinde insanoğlunun birtakım sorumluluklarını yerine getirmeyişi üzerinde yoğunlaşması ilgi çekici bir noktadır. Kant’ın bu şekilde bir açıklamayla aydınlanmayı kişinin veya toplumun kendi iradesinin dışında zorunluluk gereği işine düştüğü durum olarak algıladığı sonucu çıkarılabilir. Bu ifade aynı zamanda aydınlanma gereğinin ve istediğinin belirli bir eksiği kapatmaya yönelik olarak da ortaya çıktığını ortaya koymaktadır. Kant’a göre aydınlanmayı zorunlu kılan sebep kişinin ve toplumunun ergin yani olgun bir düzeye erişmek istemesidir. Kant’a göre bu erginlik ve olgunluk durumu ise kişi veya toplumun kendi aklı ve iradesiyle, başkasının kılavuzluğuna ihtiyaç duyulmadan yapılırsa aydınlanma olur.

      Aydınlanma TDK Türkçe sözlüğünde ise bir sorun üzerinde gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek şeklinde tanımlanmıştır.  Burada tenevvür etmek kelime grubundaki tenevvür kelimesi ise nur kökünden gelir ve nurlanma, ışıklanma manasındadır. Bu tanımlarda üzerinde durulması gereken anahtar kelimeler ‘sorun, bilgi edinme ve ışıklanmadır.’ O zaman ilk akla gelen soru şu olmalıdır: Osmanlı aydınını aydınlanma sürecine zorunlu kılan unsurlar nelerdir, niçin belli konularda bilgi edinme sürecine girmiştir ve neden kendisini karanlıktan ışığa çıkarma ihtiyacı hissetmiştir? Soruları tersinden sorduğumuzda aydınlanma gerekli miydi, Osmanlı aydını karanlıkta kaldığını düşünüyor muydu, bilgi edinme sürecine girilmese ne olurdu?

      Batılı fikir adamının geliştirdiği ‘Aydınlanma’ kavramı özellikle Fransa’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Rusya ve Türkiye’ye sirayet etmiş etki alanı geniş bir kelimedir. Batılılar Aydınlanma sürecini Rönesans hareketine dayandırır. Bu dönem, Batı için Aydınlanmanın başlangıcı ve hazırlık aşamasıdır. Aydınlanmanın başlangıcı Rönesans’a dayandırılsa da öncesinde batılı kültür kaynaklarında bu türden hareketler yaşanmıştır. M.Ö. V. yüzyılda gerek Aydınlanma diye tabir edilen sofist akımda Aydınlanmaya benzer bir harekettir.

Osmanlı Devleti’ndeki yükseliş dönemi Kanuni’nin vefatından sonra hızlı bir inişe geçer. Duraklama döneminde İmparatorluğun yavaş yavaş Batı karşısında zayıf düştüğü hissedilse de bu yoğun ve derin bir hissediş hali değildir. Bu dönemde Batı’da Rönesans ve Reform hareketleriyle Orta Çağ skolastik düşüncesinin hâkim olduğu anlayışa karşıt olarak insanı merkeze alan ve onun özgürleşmesinin yolunu açan fikir hareketleri doğmaya başlamıştır. Orta Çağ’daki Kilisenin ruhban sınıfı ve faaliyetleri sorgulanmaya başlanmış ve Tanrı ile kul arasındaki bu yapıyla mücadele başlamıştır. Can, mal ve namus güvenliği ön planda tutulmuş ve kişi aklının önemi ve işlevi üzerinde durulmaya başlanmıştır. Bu hareket XV. yüzyılda İngiltere’de ampirik bir hal alırken Fransa’da rasyonalist diye adlandırılan bir akıma dönüşecektir. Nitekim bu dönemde Fransa kaynaklı pozitivist akım Avrupa’da ve daha sonra tüm dünya beklenmedik bir şekilde karşılık bulacaktır. Fransızca dili önemli hale gelecek Fransa’nın kültür öğeleri farklı kültür ve medeniyetlerde taklit edilen, ulaşılması gereken bir uygarlık seviyesine dönüşecektir.

Dünyadaki bu gelişmelerden etkilenecek olan Osmanlı İmparatorluğu gerilemesine çare bulmak ve de özellikle askeri alandaki teknolojik eksikliğini kapatmak üzere ilk defa Avrupa’ya yetiştirdiği devlet adamlarından birtakım bürokratik kişileri gönderecektir. Bunu ilk defa Yirmi sekiz Çelebi’nin Paris seyahati sonuncunda kaleme aldığı eserinde somut olarak görmek mümkündür. Osmanlı’da aydınlanma (batılı manada) ilk hareketlerini Yirmi sekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin ‘Paris Sefaretnamesi’ ile başlar. Ahmet Hamdi Tanpınar bu eserin etkisini şöyle dile getirecektir:

       Hiçbir kitap garblılaşma tarihimizde bu küçük sefaretname kadar mühim yer tutmaz(…) Bu sefaretnamede bütün bir program gizlidir’ diyerek bu küçük eserin büyük önemine dikkat çeker.

Türk aydınlanmacılardan Sadık Rıfat Paşa’nın 1830’da kaleme aldığı yazısında hükümet için değil, hükümet insan içindir idaresi 1839 ‘da ilan edilen Tanzimat Fermanı’nda ‘ Herkesin can, mal, ırz güvencesi devlet tarafından sağlanacaktır’ şeklinde karşılığını bulacaktır. Malazgirt Savaşı ile ilk ilişkilerin ( Haçlı Seferleriyle) başladığı Avrupa’yla ilişkilerde artık üstünlük Batı medeniyetindedir. Bu resmi olarak Tanzimat ile birlikte kabul edilmiştir.

       Not: Gelecek yazımızda Tanzimat dönemi Türk aydınlanması ele alınacaktır.

KAYNAKÇA

  1. I Kant – Kant’ın Seçme Yazıları, derleyen: N. Bozkurt, İstanbul,1983.
  2. İ Enginün- Yeni Türk edebiyatı: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e,(1839-1923), Dergâh Yayınları. 2006
  3. AH Tanpınar- Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Çağlayan, 1988
  4. T Sözlük – TDK Yayınları, 2005.

Hasan Hüseyin GÖK

[1] Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Yeni Türk Edebiyatı Doktora Bölümü Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir