ANTARKTİKA TÜRK BİLİM ÜSSÜ’NDE IŞIK ÖYKÜSÜ

Zeynep Han DİKMEN
Paylaşın:

ANTARKTİKA TÜRK BİLİM ÜSSÜ’NDE IŞIK ÖYKÜSÜ

  • Antarktikaʼda, Türk Bilim Araştırma Üssüʼnün kurulmasından 10 yıl sonra

Dünyâʼnın en soğuk bölgesi Antarktikaʼda güneşten gelen ışığın yeryüzüne gelişindeki farklılığı ve ışığın yapısını Antarktikaʼda daha iyi tecrübe edileceğini bilen Türk Bilim Heyeti, 4 bilim neferinden oluşuyordu. Türkiye Devletimizin bürokratik girişimleri netîcesinde Antartika üzerinde gözlemci ülke mevkiinden, müşavir (danışman) ülke mevkiine geldik. Bu da Antartika üzerinde daha serbest bir şekilde araştırmalar yapma ve Antartika üzerinde söz sâhibi olma hakkını bize verdi.

Türk Bilim Üssüʼnün hemen yakınında kristal fânûstan bir odacık yapılmıştı. Antarktika gibi insân elinin değmediği, havanın çok soğuk olduğu ve güneşe az maruz kalan bir kıt’ada güneşten gelen ışığın fotonlarında dağılmasının daha farklı mevkilerde daha farklı hızda ve yayılmada olacağı düşünülüyordu ve kristal fânûs içinde ışığın sırrını çözmek için deneyler yapılacaktı.

Heyetin başında olan Optik ve Manyetizma mütehassısı (uzman) olan Türk bilim adamı Emir Haktan Beğ kristal fanus önünde bütün heyet ile ışık hakkında hayâl tecrübeleri (deneyleri) yapmağa başladı. Bilim heyetinin mensûb olan arkadaşlarına dönerek onlara bir şeyler sordu:

–  İlim deryâsına hudutsuz hayâl gücü ile ulaşabilmek için dünyânın bir ucunda olan Antartika kıtʼasına araştırma yapmak için vazîfelendirilmiş Ay Yıldızlar Bilim Heyetimizin vatansever mensûbları! Işığın tabîatını, buzla örülü Antartika topraklarına kurduğumuz üssün yanında krístal fanus odasında müşâhede edeceğiz. Işığın hikâyesinde başlangıç ve gelişme olarak ilerlemekteyiz. Ama ışığın netîce (sonuç) kısmı henüz anlaşılabilmiş değil. Işık neydi?,

Bilim heyetinden sorulan soruyu kendi mesleğinden edindiği bilgi ile Biyolog (Hayatiyyatçı) Şûle Hanım cevâp vermek istedi:

– Mesleğim gereği ışık mikroskobu ile hücreleri incelediğimde ışık mikroskobundan iyi bir görüntü yakalıyabilmek için ışık ayarı çok mühimdir. Işık belirli bir dalgaboyu ile uyarılabiliyor. Şimdi ise 3 boyutlu ışık mikroskopları ile hücre altı yüksek çözünürlüklü görüntüler alıyoruz. En ölümcül hastalıkları bile aydınlatandır ışık… Işığı anlamamız vatanımızın kalkınması için de gereklidir.

Optik Bilimci Emir Haktan Beğ:

– Çok güzel bir noktaya değindiniz sizi kutlarım. Işık ayarı! Işığın sesten daha hızlı gittiğini fark eden Türk-İslâm âlimi Bîrûnî güneşin yüksekliğini ve yerin boylamını hesaplıyarak, ışığın kaynağı olan güneşin hareketlerini, yerkürenin şekli ve ölçümleriyle birlikte İlm-i Heyet-i Arzʼın (Jeodezi Bilimiʼnin) kurucusu olmuştur.

Bunları dedikten sonra Jeodezi mütehassısı Aynur Hanımʼa dönerek onun fikirlerini de almak istedi

– Siz ışık hakkında ne düşünürsünüz Aynur Hanım?

Kendisine sorulan soruya İlm-i Heyet-i Arz Mütehassısı (Jeodezi Uzmanı) Aynur Hanım şöyle cevâb verdi:

– İki nokta arasındaki en kısa mesâfenin her zamân düz bir çizgi olması gerekmiyor. Bir doğru çizgisinin başlangıç ve bitiş noktası vardır. Bitiş noktası ulaştığı cismin teʼsirine göre belirlenir. Bu sebeble ışığın başlangıç noktası ve ışığın ulaşarak, teʼsirinin bittiği nokta arasında mesâfesi ve şiddeti ile bağlantı kurduğunu idrâk ediyoruz. Bu bağın uzay-zaman eğrisinde ne gibi netîcelere teʼsir ettiğini gördüğümüzde ışığın yer çekiminden etkilenerek yer ölçümü teʼsiri ile değişebilen bir şey olabileceğini de idrâk ediyoruz. Evrendeki ışık aydınlatılmalı. Işığın hakîkati hakkında çok çalışılmalı…

Optik Bilimci Emir Haktan Beğ:

Sizi kutlarım Aynur Hanım! Işığın yerçekiminden etkilenmesi!

Buzul bilimci Glasyolog Fâtih Beğ de bu konuşmaya müdahil oldu:

– Atmosferik optik algılamalarla çok soğuk olan atmosferde ışığın hızında yavaşlama olduğunu ve atmosferdeki ışık kırılmalarının görüşümüzü nasıl etkilediğini Antarktika atmosferinde tecrübe ettiğimizde ışığın hikâyesinin netîcelerini almamızı temenni ediyorum ve bunun için duâ ediyorum…

Emir Haktan Beğ başını sallıyarak:

– Sizi de kutlarım Fatih Beğ. Işığın hızının yavaşlatılabileceğini hayâl edebilmek gerçekten ilimdir ve ilimdeki her sır sınırsız hayal gücü ile gözlenmeli ve deney ile maʼnâlamdırılmalıdır.

Emir Haktan Beğ bunları dedikten sonra heyet akşam yemeği için araştırma çalışmalarını bir sonraki güne rapor etti.

Yemekten sonra Antartika Türk Bilim Araştırma  Üssüʼnde akşam namazını kılarken namaz da Kurʼân-ı Kerîmʼden şu âyeti okudu :

Allâh, göklerin ve yerin nûrudur. Oʼnun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir. O fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemiyen mübârek bir ağaçta yânî zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahî ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allâh dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allâh insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allâh her şeyi bilir.

(Nur (Işık) Sûresi, 35. Âyet – Diyânet Vakfı)

Zeynep Han DİKMEN

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir