“ANDA” ÜÇ TUĞ MEDYA ÖZEL RÖPORTAJI

Paylaşın:

“ANDA” ÜÇ TUĞ MEDYA ÖZEL RÖPORTAJI

“Bundan sonra bu milletin ANDA’sı var. Hiçbir vatan evladını karlı dağların altına bırakıp da gelmeyeceğiz”

Milliyetçi-Muhafazakâr insanlar olarak bu işte bizim de olmamız gerektiğini biliyorduk ve bu şekilde yola çıktık. Bu camianın insanları beş altı kişi bir araya gelip de vatan kurtarmanın söylemlerini yapmak yerine, eyleme geçmesi gerektiğini de düşünen bir ekiptik. Bunu bize en iyi gösteren, bizim gözümüzü açan şey karlar altından en sevdiğimize müdahale edemememiz, ona hiçbir şekilde ulaşamamamız tabiri caizse bizim gözümüzü açtı. Biz artık karlı dağlara bu vatanın evlatlarını feda etmek yerine, karlı dağlar altında hiçbir vatan evladı kalmasın diye bir uğraş vermemiz gerektiğinin farkına vardık ve bu şekilde yola çıktık. Bizim çıkış gayemiz buydu. Allah’a şükür gittiğimiz bütün görevlerde, bu ister arama-kurtarma görevi olsun isterse yangın olsun sanki içimizden biri enkaz altında kalmışcasına, canımızın bir parçası yanıyormuşcasına olaylara müdahele ettik. Muhsin Başkan’ın karlı dağlar altında kalması bu işi bizim yapmamız gerektiğinin ve bu işe nereden başladığımızın en önemli  göstergesidir. Bundan sonra bu milletin ANDA’sı var. Hiçbir vatan evladını karlı dağların altına bırakıp da gelmeyeceğiz. Buna büyük bir sözümüz ve yeminimiz var. İnşallah bu amaçla da devam ediyoruz.

Biz çoğumuz ocak geçmişi olan insanlarız. Hepimiz ocaklarda faaliyet gösterdik. Ocak kültürü almamız gerekiyor. Ama ocak kültürü alan insanlar aynı zamanda bu işlerle de uğraşmalılar ki aldıkları ocak kültürünü buralara yansıtıp, milletle bütünleşip insanlara, Milliyetçi-Muhafazakâr insanlarımız bu işleri de yapıyor dedirtelim. Ocaklarda bulunduğumuz zamanlarda ne devlet bir görev verdi, ne de bir devlet görevlisi geldi bize şunu yapacaksınız dedi. Ama bugün sahaya çıktığımız zaman AFAD, JAK, ya da Elazığ’da bir bakan, bize bir görevlendirme yapabiliyor. Ve yaptığımız görevin neticesini direkt olarak alabiliyoruz. İnsanların bizim boynumuza sarılıp Allah razı olsun demeleri, Elazığ’da hiçbir esnafın bizden doğru düzgün para almaması, bu yaptığımız işin ne kadar doğru,  ne kadar güzel olduğunu açıkça gösteriyor.

Deprem, Türkiye’nin en büyük birinci afeti. Bunun dışında ve bunu akabinde sel ve çığ olarak bu sıralama devam ediyor. Dünyanın özellikle hem ekosisteminin hem de küreselliğinin değişmesiyle beraber kıta hareketlerinin çok fazla olduğunu görüyoruz. Türkiye, Kuzey Anadolu fayı ile Doğu Anadolu fayının birleşme alanında. Coğrafyacı olduğum için bu bilgileri daha rahat verebiliyorum. Özellikle Ege’de, Kuzey Anadolu fayı üzerinde ve geçenlerde deprem olan Elazığ düzleminden İstanbul’a kadar olan bölgede hem büyük yerleşimler var hem de buralar deprem riskinin fazla olduğu yerler. Birincisi Türkiye’de deprem bilincinin her deprem olduğunda ortaya çıkması ve daha sonrasında ise kimsenin depreme çok fazla duyarlı olmaması bizim bu işler için ne kadar çaba sarf etmemiz gerektiği konusunda aslında çok fazla belirleyici olmuyor. Herkes bu depremin üzerine yoğunlaşıyor ve deprem bittikten sonra kimsenin umrunda olmuyor. Deprem çantası ne demek, deprem öncesi, deprem sırasında ve deprem sonrası hazırlık ne demek kimse bunun bilincinde olmuyor. Özellikle bu bilinci insanlara bizim vermemiz gerekiyor. Bugün televizyonlarda izleyip enkaz altından çıkarılan insanlara üzülmek yerine, bir gün o enkazın altında bizim de kalabileceğimizi düşünerek ne yapmamız gerektiğiyle alakalı insanlarımızın bilinç sahibi olması gerekir. Ve gerekeni yapmaları gerekir. Deprem gerçeğini Türkiye’deki insanların aklının köşesinden çıkarmamaları gerekiyor. Bizler ANDA Arama-Kurtarma olarak hem insanlara bu bilincin verilmesi hem de deprem anında ekiplerimizin deprem olay yerine intikali hem de enkazda çalışmaları adına tüm eğitimleri alıyoruz. Almaya da devam edeceğiz. Özellikle gençlerin kuru siyaset ve sosyal medyada vatan kurtarmaları dışında gerçekten insan hayatına dokunacağı önemli işler yapmaları gereken işlerden biri de arama kurtarmadır. Gençler kuru siyasetlerin dışında bu tarz ekiplere yönelirlerse bizim çok büyük afetler diye bahsettiğimiz afetler artık herkesin eğitim aldığı ve bilinçlendiği ufak afetler duruma gelecektir. Bugün Japonya’da bizim 6.8 – 6.9 şiddetinde yaşadığımız yıkımlar onlarda artık normal bir afet boyutuna geldi. Neden, çünkü yaşadıkları coğrafyanın gerçekleriyle bütünleşip yapılarını evlerini ve her şeylerini ona göre dizayn etmeye başladılar. Ama bizler Türkiye’de bir zemin, zemin etüdü, toprak yapısı ve buna uygun yapıları 2000’lerden sonra kavramaya başladık. İnsanların kendi yaşadıkları coğrafyaları bilmeleri ve bu coğrafyalara uygun hareket etmeleri gerekir.

Teşekkür ederim.

ANDA Arama-Kurtarma Gençlik Teşkilatlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı

Fatih SARI

One Reply to ““ANDA” ÜÇ TUĞ MEDYA ÖZEL RÖPORTAJI”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir