AHLAKSIZ İSLAM/ MÜSLÜMAN (OLUR MU?)

AHLAKSIZ İSLAM/ MÜSLÜMAN (OLUR MU?)

*Feridun ESER

Giriş:
Ahlak, kişilerin ne yapmaları, ne yapmamaları, nasıl davranmaları ve yaşamaları konusunda kişilere rehberlik eden, yol gösteren kurallardır; bireysel ve toplumsal açıdan olması gereken, ideal kurallardır. Ahlakın olmadığı yerde bireysel ve toplumsal sorunlar; huzursuzluk, güvensizlik, tatsızlık, haksızlık, mutsuzluk… olur; toplum/ dünya yaşanmaz, yaşanamaz hale gelir.
Günümüz Müslümanlarının kanaatimce en önemli sorunlarından biri, ahlak sorunudur; Müslümanlar, maalesef, İslam ahlakına uygun yaşamamakta/ yaşayamamaktadırlar. Bunun sebepleri nelerdir? Herkes kendince bir şeyler söyler, durur. Müslüman olduğunu söyleyip de kapitalistçe, sosyalistçe, hedonistçe vs davranmak; bu devirde İslam ahlakı yaşanmaz, yaşanamaz; ancak böyle yaşanır demek, bir tür şirk veya münafıklık değil midir? diye düşünür dururum; çünkü bilerek, isteyerek, kasten böyle yaşayan ve yaşadığı çarpık hayat tarzını, aynı kararlılıkla savunan insanlar/ müslümanlar var.
İslam toplumlarında ahlaki yozlaşma yaygınlaşmışken kendini İslami kanaat önderi, hoca, alim vb gören veya kabul eden kişilerin öncelikle, ivedilikle ve ısrarla, İslam ahlakını ayrıntılı olarak anlatmaları ve bizzat örnek olarak yaşamaları/ yaşantılarıyla örnek olmaları gerekir düşüncesindeyim. Bilhassa dinimizde ve tarihimizde yaşanmış olan ahlaki kıssa ve hikayelerin iyi kavranması, bilinmesi, anlatılması örnek olması bakımından gereklidir/ gerekir.
İslam inanç, ibadet ve ahlak kısımlarıyla bütündür; ahlaki hataları olan bir Müslüman, sadece inandım demekle veya sadece yaptığı ibadetlerle kurtulamayacaktır. Ahlakı bozuk kimse, hocasına, şeyhine, cemaat veya tarikatine vs bağlılığına güvenmesin, ahlaksız bir bağlılık kimseyi kurtarmayacaktır. Herkes yaptığının ve yapması gerektiği halde yapmadığının hesabını, tek tek ve bizzat Allah’a verecektir; Allah tarafından hesaba çekilecektir; ahirete iman bunu söyler.
Ahlaksız İslam/ Müslüman olmaz:
Dünya üzerinde birileri, özgürlük maskesi/ kılıfı altında kuralsızlığı, ahlaksızlığı, ailesizliği… vs yayarak bireyleri ve toplumları ayrıştırmak, çatıştırmak ve daha kolay sömürmek mi istiyorlar? Birileri, duygu, düşünce ve davranışlarımızı, ahlakımızı yozlaştırarak bizi istedikleri şekilde yönlendirmeye ve yönetmeye mi çalışıyorlar? Kurallar çiğnenmek içindir sloganı, anarşizmdir; karmaşa ve felaket doğurur.
İslam, ahlaka, ahlaklı olmaya çok önem vermiştir. Hz. Peygamber, “Din, güzel ahlaktır” buyurmuş; “müminlerin en hayırlısı, ahlak bakımından en iyi olanıdır” demiştir. Yine Hz. Peygambere göre “Bir Müslüman, güzel ahlakı sayesinde gündüzleri oruç tutan, geceleri ibadet eden kimselerin derecesine kavuşur.” Benzeri hadisleri çoğaltabiliriz; dileyen kimse kısa bir araştırma ile ahlakla ilgili hadisleri kısa sürede öğrenebilir, öğrenilmelidir de!.. Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan (eliyle, diliyle vs kimseye zarar vermeyen) kimse olmalıdır; Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, ölmeden evvel kendini hesaba çekmeli, ya hayır söylemeli ya susmalıdır. İslam, ahlaksızlığı kabul etmez.
İslam ahlakının temelinde edep, kul hakkı, cömertlik, adalet ve iyiliği emredip kötülükten men etmek vardır. Bir Müslüman İslam ahlakına uygun davranma konusunda kararlılık göstermeli, gayretli olmalıdır. Avrupa’da “insan hakları” kavramı ortaya çıkmadan yüzyıllar evvel İslam, “kul hakkı”ndan bahsediyor, kul hakkının çiğnenmemesi gerektiğini önemle bildiriyordu. İslam inancına göre Allah, dilerse birçok günahı, kusuru affedebilir ancak Allah, hakkı yenen kulun -izni dışında- kul hakkını affetmeyeceğini bildirmiştir. Kul hakkına hassasiyet gösterilmeli, azami riayet edilmelidir. Kul hakkı, adaletle doğrudan bağlantılıdır. Adalet, hak edenin hak ettiğini almasıdır; hak edene, hak ettiğinin verilmesidir; haksızlık değildir. Bir kısım insanlar, hak etmedikleri halde hak istiyor ve birilerinin hakkını gasp edip, elde ettiklerini haklarıymış gibi görüyorlarsa adalet ortadan kalkmış demektir; bu, zulümdür. Atalarımız şöyle buyurmuş: “Dünya küfr ile durur/ döner; amma zulm ile durmaz/ dönmez.” Hakkından fazlası, haram olur; kimse, kimsenin hakkını çiğnememeli; kimse, kimsenin hakkını yememelidir; hak, sahibine teslim edilmelidir. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” peki ya haksızlık yapan nedir?.. Allah, böyle bir duruma düşürmesin.
İslam, yalnızca kılıçla, “alp”ler sayesinde yayılmamış; “eren”ler sayesinde, güzel ahlakla yayılmış, güzel ahlakla benimsenmiş, kabul görmüştür. İslam, ülkeleri güzel ahlakla, güzellikle fethetmiş, kalpleri kazanmış, kendini sevdirmiştir; tarihteki birçok olay buna şahittir; bununla ilgili birçok olay kayda geçmiştir. Bunları öğrenmek, anmak, anlatmak gerekir. Peki ya bugün?.. Müslümanım diyenlerin bu konuyu dikkatle, ibretle düşünmeleri, kritik etmeleri ve kendi davranışlarına, ahlaklarına çekidüzen vermeleri gerekir. İslam, kalpleri kırmayı, başları kesmeyi değil kalpleri kazanmayı, gönül yapmayı, canları/ canlıları yaşatmayı emreder. Müslüman, incinse de incitmemelidir; incitmemeye gayret etmelidir; tartışma ve çekişmelerden uzak durmalı, uzak durmaya gayret etmelidir. Hz. Peygamber, böyle yapanlara cennette köşk verileceğini bildirmiştir.
Sonuç:
Yeryüzündeki ahlak kuralları büyük ölçüde dinlere dayanmakta, dinlerden kaynaklanmaktadır. Tarih boyunca bazı düşünürler dine dayanmayan, laik/ seküler ahlak olabileceğini söylemişlerse de bu düşünceye sahip olanlar arasında ahlakıyla örnek alınabilecek bir kişi çıkmamıştır. Seküler/ laik ahlaka sahip örnek bir kişi gösterilememektedir.
Kapitalizmin kurucularından kabul edilen Adam Smith, ahlak ve ekonominin birbirine zıt olduğunu ifade etmiştir; nitekim kapitalizmin egemen olduğu günümüz dünyasında ahlak bozulmaya yüz tutmuştur. Kapitalist ahlak insanlara huzur, güven, mutluluk vermemiş hatta ekolojiyi/ doğanın düzenini bile bozmuştur.
Etik, günümüzde çokça bahsedilen bir kavramdır; ahlaka göre dar bir alana ve anlama sahiptir. Neden acaba günümüzde etikten çok bahsediliyor/ çokça bahsedilmeye başlandı? Çünkü toplum/ dünya iyiye gitmiyor; güvensizlik, huzursuzluk, mutsuzluk var… Öte yandan acaba birileri ahlakın yerine etik ilkeleri yerleştirmeye çalışarak ahlakı yozlaştırmak mı istiyor? Kalkınma, ilerleme, gelişme sadece maddi, ekonomik ve teknolojik alanda olmaz; böyle olması eksiklik olur; ahlaki, manevi kalkınma şarttır. Ahlaki ve manevi gelişim, es geçilmemeli, daha çok önemsenmelidir/ öncelik haline getirilmelidir.
Ahlak, dünyayı daha yaşanılır kılar. Ahlak, insanlar arasında sevgiyi, güveni, huzuru, mutluluğu artırır. Birilerine kötülük yapan kimse, kendine de kötülük yapılacağını bekler; birilerine zarar veren, yalan söyleyen kişi kendisine zarar verileceğini, yalan söyleneceğini düşünür ve bekler. Bu beklenti insan psikolojisini, fıtratı bozar. Allah’ın fıtratını, insan psikolojisini bozmaya gerek yok; yıkıcı, bozucu, yozlaştırıcı olmak kötüdür, yanlıştır. İslam’ın ahlak olduğunu –asla- unutmayarak iman tazelememiz; inancımızı yaşamamız; kendimizi ve inancımızı sevdirmemiz gerekir; aleme nizam, ahlakla verilir. Müslümana ahlaksızlık yakışmaz.

Feridun ESER

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir